YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11103
KARAR NO : 2021/12713
KARAR TARİHİ : 21.12.2021
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davacı … ve … mirasçıları ile katılan …’in davalarının reddine, davacı … ve arkadaşları ile müdahil davacı …’nin davasının kabulüne karar verilmiş olup, hükmün Yargıtayca duruşma yapılması suretiyle incelenmesi katılan …, davacı … ve arkadaşları, davacı … ve arkadaşları vekilleri ve duruşmasız olarak incelenmesi davalılar Hazine, Orman İdaresi ve … Belediye Başkanlığı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08.12.2021 Çarşamba günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü temyiz eden Hazine vekili Av. … , Orman İşletme Müdürlüğü vekili Av. …, … ve müştekileri vekili …, … ve müşterekleri vekili Av. …, … vekili Av. … ile karşı taraftan … ve müşterekleri vekili Av. …, Av. …, Av. … , … vekili Av. …, … Değerler Ticaret Anonim Şirketi vekili Av. …’in katılımlarıyla duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemece verilen önceki karar … (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuş olup bozma ilamında özetle; “ yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığı, muteriz davacıların dayandığı çiftlik tapu kayıtları ve diğer delillerinin denetime elverişli ve yeterli kanaat oluşturacak şekilde uygulanmadığı, tescil harici bırakılmasına karar verilen bölüm yönünden, orman parseline ilişkin olarak tutanak düzenlenip düzenlenmediği veya 3402 sayılı Kanun’un 22/son maddesi uyarınca tapu siciline aktarma yapılıp yapılmadığının araştırılmadığı, bilirkişi raporları arasında taşınmaz bölümlerine ilişkin yüzölçüm farklılıkları bulunduğu halde, hangi bilirkişi raporuna neden değer verildiğinin hükmün gerekçe bölümünde gösterilmediği, mahkemece kesin hüküm kabul edilen Kadastro Mahkemesinin 05.04.2001 tarih ve 1996/11-16 Esas, Karar sayılı kararının, o davanın tarafı olan tapu malikleri … ve paydaşları yönünden Kadastro Kanunu’nun 34. maddesi gereğince kesin hüküm oluştursa da, kadastro mahkemesinin sözü edilen 1996/11 Esas sayılı dosyasında taraf olmayan Hazine ve bu dosyanın davacıları olan ve zilyetlikle edinme iddiasında bulunan gerçek kişiler yönünden kesin hüküm oluşturmadığının gözetilmediği, Arazi Kanunnamesinin Medenî Kanuna aykırı düşmeyen hükümlerinin, bu arada konuyla ilgili 20. ve 78. maddelerinin yürürlükte olduğunun kabulü ile anılan kanun hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının araştırılıp tartışılmasının gerektiği, zilyetliğe dayanan davacı ve önceki zilyetlerin Medenî Kanun’un yürürlüğe girdiği 1926 yılından önce zilyet olup olmadıkları, zilyetlikleri varsa ne zaman ve ne şekilde başladığı, zilyetliğin çekişmesiz, aralıksız ve malik sıfatıyla devam edip etmediği konularındaki araştırma ve bu konuda toplanan delillerin de hüküm kurmaya yeterli olmadığı belirtilerek, aynı nitelikteki dava dosyalarından birisinin kılavuz dosya seçilmesi;
1. Dayanak çiftlik tapu kayıtlarının tüm tedavülleri ile birlikte dosya arasına alınması;
2. Tapu kayıtlarının revizyon gördüğü ya da hükmen bu tapu kayıtlarının uyduğu belirlenen taşınmazlar saptanarak, tespit tutanaklarının, tespitleri kesinleşmişse tapu kayıtlarının ve hükmen kesinleşenlerin bilirkişi raporlarının dosya arasına alınması;
3. Belirlenen revizyon parselleri ile aynı şekilde dava edilen tüm parselleri birarada gösterir pafta örneklerinin getirtilmesi;
4. Vakıf taşınmazları ve Vakıf Hukuku konusunda uzman bilirkişiler belirlenip, dosyadaki tarafların tutunduğu mülknameden başlanarak tüm kayıtların ve belgelerin incelettirilmesi, Mihrişah Valide Sultan Vakfı’nın niteliği konusunda rapor düzenlettirilmesi;
5. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yere ait, en eski tarihli ve en yeni tarihte düzenlenen memleket haritaları dahil, yöreye ait tüm memleket haritalarının orijinalinden renkli ve onaylı fotokopi örnekleri ile hava fotoğrafları ve amenajman planlarının, ayrıca çekişmeli taşınmazın bulunduğu yer ve mevki ismi, varsa yakın kadastro parsel numaraları yazılmak suretiyle, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerin 2863 sayılı Yasa hükümlerine göre doğal ya da kültürel sit alanı olup olmadığı sorularak ilgili karar ve harita örneklerinin getirtilerek dosyasına eklenmesi,
6. Tapu kayıtlarındaki sınırları ve memleket haritasındaki mevkileri bilebilecek ve bu davalarla ilgisi olmayan, olabildiğince yaşlı ve yansız yerel bilirkişiler tespit edilmesi, gerektiğinde tapu kayıtlarının bilinmeyen sınırlarında yardımcı olacak ve zilyetlik konusunda bilgi verecek tanık isimlerinin bildirilmesinni taraflardan istenmesi, önceki keşiflere katılmamış üç orman yüksek mühendisi, üç harita mühendisi, üç jeolog bilirkişi ve üç ziraat uzmanı bilirkişi belirlendikten sonra kılavuz dosya üzerinden yapılacak keşifte; … Vakfiyesi ve 17 Rabiulevvel 1295 tarihli İcmali Hakani sureti: … Sancağında, … Kazasında vaki bir tarafı … ve bir tarafı … ve bir tarafı … Beli ve … Hududuna müntehi olup işbu hudut ile … … Çiftliği denmekle arif bir kıta çiftlik, … Çiftliği denmekle arif bir kıta çiftlik ve … Çiftliği denmekle arif bir kıta çiftlik sınırları ve ilk tesisi Mart 1290 tarih D.9, V.18, aynı tarih Varak 19, aynı tarih Varak 20 sayılı tapu kayıtları tüm tesis ve tedavülleri ile, bu kayıtlardan önce oluşturulmuş ise bu kayıtların, Ağustos 1326 tarihli tedavüllerinde yönlendirilmiş sınırları ve Eylül 1340 tarihli tedavülleri ile Mayıs 1969 tarihinde yapılan ifrazlara göre oluşan yeni sınırları itibariyle yerel bilirkişiler yardımıyla yerine uygulanması, bu çiftlik sınırları için ayrıca oluşturulan çiftliğe ait tarla ve bina nitelikli tapu kayıtları varsa onların dahi uygulanması, uygulama sırasında, tutunulan … maa … Çiftliği, … Çiftliği ve … Çiftliği tapularında … , … ve … sınırlarının ortak sınır, … (…), … (…) sınırlarının köy ya da çiftlik sınırı olup olmadığı irdelenerek, tapu kayıtlarının eşcar-ı müsmire ve gayr-ı eşcarı müsmireyi müştemil çiftlik kayıtları olması ve bu sınırlar içinde devlet ormanları, dereler, taşlık ve kayalık niteliğindeki devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin bulunması, bir kısım sınırlarının mevki ya da nokta sınırlar olması, bu sınırların çoğunluğunun devlet ormanı içinde kalması nedeniyle, değişebilir nitelikte sınır içerdiği, 3402 sayılı Kanun’un 20/C maddesi gereğince kayıt kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı, … Çiftliğine ait tapu kaydının aynı köy 1 ilâ 169 sayılı parsellere uygulandığı, ancak bu parseller hakkında tapuya dayanmayan ve zilyetlikle kazanma iddiasında bulunan gerçek kişiler tarafından itiraz edilip, birçok dava açıldığı, … maa Söğüt Çiftliği tapusunun … Köyü 373 ilâ 633 sayılı parsellere de uygulandığı gözönünde bulundurularak, dayanılan çiftlik tapu kayıtlarının yöntemince uygulanması; bilinmeyen sınırlar konusunda tarafların gösterecekleri tanıkların dinlenmesi; yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin, komşu parsel kayıtları ve eski tarihli memleket haritaları, köy isimleri ve sınırlarına ilişkin tüm kayıtlarla denetlenmesi; yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından tarif edilen ve gösterilen sınırlardaki çelişkilerın yöntemince giderilmesi; revizyon parselleri ile … (…) ve … (…) Köyleri (ya da Çiftlikleri) ile memleket haritasında … Köyü olarak işaretlenmiş bulunan sınırlar gözetilerek, sabit sınırların nereler olabileceği değerlendirilip, kayıtların 3402 sayılı Kanun’un 20. ve 21. maddeleri hükmüne göre sabit sınırlarla bağlantısı kesilmemek suretiyle, bu sınırlardan başlanarak, genel kadastroda revizyon gördüğü çiftlik tapu sahipleri adına kesinleşen parseller de dikkate alınmak suretiyle uygulanarak, kayıtların yüzölçümüyle kapsadığı alanların tereddüte yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi; harita mühendisi bilirkişi ve fen bilirkişilere, tapu kaydının sınırları itibariyle kapsadığı alanı ve yüzölçümüyle geçerli kapsamını ayrı ayrı gösteren farklı renkli kalemlerle işaretli müşterek imzalı kroki düzenlettirilmesi;
7. Daha sonra, dosyaya getirtilen en eski tarihli hava fotoğrafları, memleket haritaları, amenajman planları ve orman kadastro haritası ile kadastro paftası ve dayanılan tapu kayıtlarının sınırları ve yüzölçümüyle geçerli kapsamını gösteren bilirkişi krokisi ve haritası, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yöntemince uygulanarak, tapu kaydının yüzölçümüyle kapsadığı alanlar içinde kalıp 4785 sayılı Kanun hükümlerine göre devletleştirilen orman alanlarının belirlenmesi, yüzölçümüyle geçerli kapsamı dışında kalan orman alanlarının 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre zaten devlet ormanı sayılması nedeniyle, devletleştirmeye ve iadeye konu edilemeyeceğinin gözetilmesi, devletleştirilen orman alanları var ise, bu alanların yüzölçümü tapu kayıtlarının yüzölçümünden düşüldükten sonra, artan bölümün tarım alanları ve yerleşim alanları için hüküm ifade edeceği düşünülerek tapu kapsamının buna göre belirlenmesi;
8. Anlatılan şekilde yapılacak uygulama ve değerlendirme sonucunda, tüm tarafların tanıkları ve yerel bilirkişiler taşınmaz başında dinlenip, zilyetliğin nasıl ve ne zaman başladığı, kaç yıl süre ile ne şekilde devam ettiği, zilyetliğin kiracı ya da malik sıfatıyla olup olmadığı, Medenî Kanunun yürürlüğünden en az 10 yıl öncesine dayanan zilyetlik varsa, zilyetliğin başlangıcının ne şekilde hatırlandığı veya kendilerine bu bilgilerin ne şekilde aktarıldığı sorulup, somut olaylara dayalı yeterli ve kesin yanıtlar alınarak, bir birinin tekrarı niteliğindeki soyut sözlerle yetinilmemesi, yöreye ait en eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritası ile daha sonraki yıllarda düzenlenen (özellikle dava tarihi olan 18.07.1990 tarihinden 15-20 yıl öncesine ait) tüm hava fotoğrafı ve haritaların özel stereskop aletleriyle incelenip dava konusu taşınmazın bu belgelerde ne olarak göründüğü, özellikle kullanılan tarım arazisi olarak görünüp görünmediği belirlenerek bilirkişi ve tanık beyanlarının doğruluğunun denetlenmesi, hava fotoğraflarının düzenlendiği tarihlerde tarım arazisi olarak kullanılmayan yerlerle ilgili bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemeyeceğinin nazara alınması, yukarıda sayılan deliller ve diğer deliller ile özellikle Asliye Hukuk Mahkemesinin 1988/333 Esas, 1994/51 Karar ve Asliye Hukuk Mahkemesinin 1960/104 Esas, 1961/25 Karar sayılı kararları ile 1189/103 Esas sayılı dava dosyasındaki krokilerin yerine uygulanması, çiftlik ve tapu sahipleri tarafından sunulan kiralamaya ilişkin 1940 yılından sonra noterde düzenlenen taahhüt senetleri kendilerine okunarak, bu belgelerde sözü edilen kişi ve taşınmazlarla çekişmeli taşınmazın ve taşınmaza zilyet olanın ilgisinin olup olmadığı hususundaki bilgilerinin sorulması, bu deliller karşısında bazı dosyalarda davacı, bazılarında davalı durumunda olan köylülerin zilyetliğinin asli zilyetlik olup olmadığı değerlendirilmesi;
9. Türkiye genelinde 1936 – 1937 yıllarında arazi ve bina vergi yazımı yapıldığından, …, … (…, …), …, … (…) Köylerinde bu yıllarda vergiye kayıt edilen arazi yada bina bulunup bulunmadığı Özel İdare Müdürlüğünden sorularak varsa getirtilip yerine uygulanması, bu köyde, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanan gerçek kişiler ve bunların bayi ya da murislerinin, o yıllara ait hiç vergi kaydı yoksa bunun nedeninin araştırılması, 1926 yılından önce asli zilyet olan kişilerin 1936 – 1938 yıllarında sahip oldukları yerleri vergiye kayıt ettirmemiş olmalarının hayatın olağan akışına uygun olup olmadığı, köylülerin vergi kayıtları olmayıp, çiftlik sahiplerinin vergi kayıtları olması halinde bu durumun köylülerin Karaca Köyü arazilerine o yıllarda aslî zilyet olmadıklarının karinesi sayılıp sayılmayacağı hususlarının tartışılıp değerlendirilmesi;
10. Dava konusu taşınmazın muteriz davacıların dayandığı tapu kaydı kapsamı dışında kaldığı belirlendiği veya tapu kayıtlarının zilyedi yararına hukuki kıymetini kaybettiği kabul edildiği takdirde ise, davacı tarafın zilyetliğinin ne zaman başladığı, nasıl devam ettiği, kimden kime geldiği hususlarının yerel bilirkişi ve tarafların göstereceği tanıklardan sorularak saptanması, tanık beyanlarının doğruluğunun resmî belgelerle denetlenmesi, kesinleşmiş orman kadastrosu uygulanarak dava konusu taşınmazın orman sınırları içinde kalan bölümlerinin infaza olanaklı şekilde belirlenmesi ve toplanan deliller birlikte değerlendirilip oluşacak sonuca göre bir karar verilirken, orman tahdidi dışında kalan bölümlere ilişkin zilyetliğin 20 yıla ulaştığı tarihin ilk tescil davasının açıldığı tarih itibariyle bulunması gerektiği gözetilerek hüküm oluşturulması ve davada haklı çıkan ve kendini avukat ile temsil ettiren yararına taktir edilecek avukatlık ücretinin 3402 sayılı Kanun’un 31/3. maddesi gereğince takdir edilmesi gerektiğinin gözönünde bulundurulması” gereğine değinilmiştir.
… bozma ilamı sonrası yapılan yargılama sırasında, müdahil … Değerler Ticaret A.Ş., çiftlik tapusuna dayanan davacıların tapudaki paylarından bir kısmını satış vaadi sözleşmesiyle satın aldığını belirterek, taşınmazın payı oranında adına tescili istemiyle davaya katılmıştır.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacılar … ve … mirasçıları … , … , … ile katılan …’nin davalarının reddine; davacı … ve arkadaşları ile müdahil davacı …Ş’ nin davasının kabulüne, … Köyünde bulunan 240 ada 17 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağının ekli krokide B2 olarak gösterilen 981,84 m² kısmı tescil harici bırakılarak tutanaktaki vasfıyla 13.200,28 m² olarak davacı … ve arkadaşları ile müdahil davacı …Ş adına tapuya tesciline, fen bilirkişi raporuna ekli krokide B2 harfi ile gösterilen 981,84 m2 lik kısmın orman tahdit sınırları içinde kaldığı anlaşılmakla tescil harici bırakılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı … ve arkadaşları, … ve arkadaşları, asli Müdahil … ile davalılar Hazine, Orman İdaresi ve … Belediye Başkanlığı tarafından temyiz edilmiştir
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nun 297/2. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre hüküm, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsamalıdır. Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Hükmün gerekçesi dosya içeriğine uygun olmak zorunda olup, ayrıca, hükmün gerekçesi ile sonuç kısmı birbiri ile çelişmemelidir.
T.C. Anayasası’nın 141. maddesi hükmü uyarınca, duruşmaların aleniyeti kuralı gereği, tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine aykırı ve çelişik olmaması gerekir. Bu nedenle Mahkeme hükmü tek olduğundan ve kısa kararla aynı sonuçları taşıyacağından, kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki halinde, yasaya uygun bir hükmün varlığından söz edilemez. Nitekim … İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 tarih ve 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni sayılacağı belirtilmiştir.
Somut olayda; Mahkemece, gerekçesi daha sonra açıklanmak üzere kısa kararda; “1-Davacılar … ve arkadaşları ile müdahil davacı …Ş.’nin davasının kabulüne, … İli … İlçesi … Mahallesinde bulunan dava konusu 240 ada 17 parselde kayıtlı taşınmazın kadastro tespit tutanaklarının iptaline, davacılar … ve arkadaşları ve müdahil davacı …Ş. adına tespit ve tesciline,” hükmedildikten sonra, gerekçeli kararda, “Davacılar; … ve … mirasçıları … , … , … ile katılan …’ nin davalarının reddine; … ve arkadaşları ile müdahil davacı …Ş.’nin davasının kabulüne, … İli … İlçesi … (Köyü) Mahallesi tapunun 240 ada 17 parsel sayılı taşınmazın, kadastro tespit tutanağının ekli krokide B2 olarak gösterilen 981,84 m² kısmı tescil harici bırakılarak tutanaktaki vasfı ile 1.3.200,28 m² olarak davacılar … ve arkadaşları ile müdahil davacı …Ş. adına 3840 pay kabul edilerek belirtilen payları oranında adlarına tesciline,” karar verilmek suretiyle çelişkiye sebebiyet verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı … ve arkadaşları, … ve arkadaşları, asli Müdahil … ile davalılar Hazine, Orman İdaresi, ve … Belediye Başkanlığı vekillerinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, … duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 3.815,00 TL avukatlık ücretinin muteriz davacılar … ve arkadaşları ile … Değerler A. Ş.’den alınarak … duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalı Hazine, Orman İdaresi, davacı … ve arkadaşları vekili ile asli Müdahil … ve davacı … ve arkadaşları vekillerine ayrı ayrı verilmesine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince … ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, harçtan muaf olduğundan Hazineden ve 7139 sayılı Kanun’un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz eden müdahil davacılara ve davalılara ayrı ayrı iadesine, 21.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.