Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/11182 E. 2021/10318 K. 13.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11182
KARAR NO : 2021/10318
KARAR TARİHİ : 13.10.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün müdahil davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında, kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeniyle Şuhut İlçesi … çalışma alanında bulunan 102 ada 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13 ve 103 ada 1 parsel sayılı muhtelif yüzölçümdeki taşınmazlardan, 102 ada 2 parsel sayılı taşınmaz …, 102 ada 3 parsel sayılı taşınmaz …, 102 ada 4 parsel sayılı taşınmaz … ve müşterekleri, 102 ada 5 parsel sayılı taşınmaz …, 102 ada 6 parsel sayılı taşınmaz …, 102 ada 7 parsel sayılı taşınmaz …, 102 ada 8 parsel sayılı taşınmaz …, 102 ada 9 parsel sayılı taşınmaz …, 102 ada 10 parsel sayılı taşınmaz …, 102 ada 11 parsel sayılı taşınmaz …, 102 ada 12 parsel sayılı taşınmaz …, 102 ada 13 parsel sayılı taşınmaz … Tüzel Kişiliği ve 103 ada 1 parsel sayılı taşınmaz ise … adına tespit edilmiştir.
Davacı … Tüzel Kişiliği, çekişmeli taşınmazların kamu orta malı – mera vasfında olduklarını öne sürerek, kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların mera olarak sınırlandırılması istemiyle dava açmıştır. Yargılama sırasında, müdahil Hazine aynı iddiayla davaya katılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 102 ada 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 ve 103 ada 1 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile mera olarak sınırlandırılmasına, 102 ada 13 parsel sayılı taşınmazın ise tespit gibi çeşme olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş; hüküm, müdahil davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, müdahil davacı Hazine vekilinin 102 ada 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 ve 103 ada 1 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Dava konusu 102 ada 13 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece, çekişmeli taşınmazın çeşme vasfında olduğu gerekçe gösterilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Mahallinde icra edilen keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklar, çekişmeli taşınmazı çevreleyen 102 ada 12 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak, bu taşınmazın mera olup, üzerinde hayvan otlatıldığını, bildiklerinden beri hiç bir zaman ekilip biçilmediğini, çekişmeli taşınmazın ise evveliyatında üzerinde pınar bulunduğunu, bu pınar üzerine 20 – 30 yıl evvelinde (bazı beyanlarda 1975 ya da 1980’li yıllarda) … … halkı tarafından çeşme yapıldığını, 10 yıl öncesinde ise bu çeşmenin yenilenerek mevcut haline getirildiğini ve … … halkının kullanımında olduğunu beyan etmişlerdir. Zirai bilirkişi raporunda ise, taşınmazın çeşme ve sıvat yeri vasfında olduğu belirtilmiş, rapora ekli fotoğraflarda da, taşınmaz üzerinde çeşme ve sıvat bulunduğu ve bu taşınmazın mera ile arasında doğal ya da yapay ayırıcı unsur bulunmadığı görülmektedir.
Bu durum karşısında, çekişmeli taşınmazı çevreleyen 102 ada 12 parsel sayılı taşınmazın kamu orta malı – mera niteliğinde olduğu belirlendiğine ve bu taşınmaz ile çekişmeli taşınmazın arasında doğal ya da yapay ayırıcı unsur bulunmayıp, anılan çeşme ve sıvat yerinin 20 – 30 yıl evvelinde yapıldığının anlaşılmasına göre, bu taşınmazın meradan açıldığının, bir diğer ifade ile mera bütünlüğü içerisinde kaldığının kabulü zorunludur. Kaldı ki, sıvat ve eğlek yerleri, 3402 sayılı Kanunun 16/B ve 18/2.maddeleri gereğince kamu hizmetine tahsis edilen orta mallardan sayılıp, zilyetlikle edinilmeleri de mümkün değildir.
Hal böyle olunca, mahkemece bu taşınmaz yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, müdahil davacı Hazine vekilinin 102 ada 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12 ve 103 ada 1 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının reddi ile bu taşınmazlar hakkındaki kararın ONANMASINA, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle, müdahil davacı Hazine vekilinin 102 ada 13 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile bu parsel hakkındaki hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 13.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.