Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/11476 E. 2021/11743 K. 29.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11476
KARAR NO : 2021/11743
KARAR TARİHİ : 29.11.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davacıların davalarının kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı- davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Kadastro sırasında, … İli … İlçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan 209, 211, 214, 229, 234 ve 248 parsel sayılı taşınmazlar, tapu kaydı, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, … ve müşterekleri adına payları oranında; 208, 210, 212, 213, 215, 217, 218, 219, 222, 226, 227, 244, 246 ve 249 parsel sayılı taşınmazlar ise, dava konusu olduklarından söz edilerek, malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmişlerdir.
Davacı … ve arkadaşları tarafından, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak, davalı Hazine aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davası, davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmış; davacı Hazine, 209, 211, 214, 229, 234, 248 parsel sayılı taşınmazlar hakkında, tespite esas tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazları kapsamadığı ve tapu kayıtlarının taşınmazları kapsamına alsa dahi miktar fazlası bulunduğunu belirterek, her bir parsel hakkında ayrı ayrı dava dava açmış ve aşamalarda bu davalar eldeki davayla irtibatlı olması nedeniyle birleştirilmiş ve müdahil … , …’ın taşınmazlar üzerindeki hissesini satın aldığını iddia ederek davaya katılmıştır.
Kadastro Mahkemesinde, çekişmeli parsel tutanakları ile aktarılan dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, davacılar … ve arkadaşları ile davacı Hazinenin taleplerinin kısmen kabulüne, 209, 208, 246, 248, 211, , 227, 213, 214, 229, 217, 226, 218, 249, 212, 210 ve 234 parsel sayılı taşınmazların, fen bilirkişinin 03.11.2014 tarihli rapor ve ekindeki krokide harflendirmek suretiyle belirlendiği şekliyle, her bir 288’er pay kabul edilerek hükümde gösterilen paylar ile … ve müşterekleri adına tapuya kayıt ve tesciline, 215 parsel sayılı taşınmazın aynı tarihli rapor ve ekindeki krokide (K) harfi ile gösterilen 91.900 metrekarelik ve (L) harfi ile gösterilen 100.000 metrekarelik kısım olmak üzere toplam 191.900 metrekarelik kısım 288 pay kabul edilerek hükümde gösterilen paylar ile … ve müşterekleri adına tapuya kayıt ve tesciline, aynı tarihli raporda (M) harfi ile gösterilen 574.600 metrekarelik kısmın ayrı parsel numarası verilerek Hazineye tapuya kayıt ve tesciline, 219 parsel sayılı taşınmazın aynı tarihli rapor ve ekindeki krokide (N) harfi ile gösterilen 100.000 metrekarelik kısım 288 pay kabul edilerek hükümde gösterilen paylar ile … ve müşterekleri adına tapuya kayıt ve tesciline, aynı tarihli raporda (O) harfi ile gösterilen 46.000 metrekarelik kısmın ayrı parsel numarası verilerek davacı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, 222 parsel sayılı taşınmazın aynı tarihli rapor ve ekindeki krokide (Ö) harfi ile gösterilen 73.520 ve (P) harfi ile gösterilen 100.000 metrekarelik kısımlar toplamda 173.520 metrekarelik kısım 288 pay kabul edilerek hükümde gösterilen paylar ile … ve müşterekleri adına tapuya kayıt ve tesciline, aynı tarihli raporda (R) harfi ile gösterilen 54.980 metrekarelik kısmın ayrı parsel numarası verilerek davacıı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, 244 parsel sayılı taşınmazın aynı4 tarihli rapor ve ekindeki krokide (S) harfi ile gösterilen 65.000 ve (T) harfi ile gösterilen 100.000 metrekarelik kısımlar toplamda 165.000 metrekarelik kısım 288 pay kabul edilerek; hükümde gösterilen paylar ile … ve müşterekleri adına tapuya kayıt ve tesciline, aynı tarihli raporda (U) harfi ile gösterilen 133.250 metrekarelik kısmın ayrı parsel numarası verilerek davacıı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline ve fazlaya ilişkin taleplerin ise reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, temyize konu 209, 208, 246, 248, 211, , 227, 213, 214, 229, 217, 226, 218, 249, 212, 210 ve 234 parsel sayılı taşınmazlar ile 215 parsel sayılı taşınmazın 03.11.2014 tarihli fen bilirşi raporunda (K) ve (L), 219 parsel sayılı taşınmazın (N), 222 parsel sayılı taşınmazın (Ö) ve (P), 244 parsel sayılı taşınmazın (S) ve (T) harfi ile gösterilen bölümleri hakkında, tapu kayıtlarının uyduğu ve tapu kayıtlarının miktarlarından fazlası üzerinde anılan kişilerin zilyetliklerinin bulunduğu kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; Mahkemece, dava konusu taşınmazların tespitlerine esas tapu kayıtlarının tamamı eksiksiz olarak getirtilmemiş, mahallinde yöntemine uygun şekilde uygulanmak suretiyle kapsamları belirlenmemiş, uygulamada komşu parsel tutanak ve dayanaklarından yararlanılmamış ve Asliye Hukuk Mahkemesinden aktarılan davanın kapsamı da kesin olarak belirlenmemiştir. Öte yandan, taşınmazların bulunduğu çalışma bölgesinde Toprak Tevzii Komisyonu çalışması yapıldığı halde, nizalı taşınmazlar ve çevresini gösterir tevzi haritası ile belirtmelik tutanakları ile ilgili belgeler getirtilmemiş, çekişmeli taşınmazların toprak tevzi çalışmaları sırasında tapuya bağlanıp bağlanmadığı hususları da araştırılmamıştır. Ayrıca, bir kısım taşınmazların sınırında mera olmasına rağmen yöntemine uygun şekilde mera araştırması yapılmamış, bir taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği ile kullanım şeklini ve süresini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde, hava fotoğraflarından hiç yararlanılmamış, dava konusu taşınmazların nitelikleri hakkında somut verilere dayalı yeterli derecede açıklama içermeyen ziraat bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiği gibi, taşınmazların bir kısmının sınırında dere bulunmasına rağmen taşınmazların niteliği itibariyle dere yatağı vasfında olup olmadığı, dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı ya da derenin aktif etki alanında bulunup bulunmadığı hususunda jeolog bilirkişiden de rapor alınmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle, dava konusu taşınmazların tespitlerine esas alınan tapu kayıtları tesislerinden itibaren tüm tedavülleri, varsa haritaları ve dayanağı olan belgeler ile birlikte getirtilmeli, bu kayıtların dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği sorulup saptanarak, revizyon görmüşlerse revizyon gördüğü taşınmazlara ait kadastro tespit tutanaklarının onaylı örnekleri ve dava konusu taşınmazlara komşu taşınmazların tutanak örnekleri ve varsa oluşumundan itibaren dayanakları olan kayıtlar dosya arasına alınmalı, dava konusu taşınmazlara ilişkin belirtmelik tutanakları, tablendikatif cetvelleri ve varsa uygulanan tüm kayıt ve belgeler eksiksiz şekilde dosya arasına konulmalı, bu parsellerin toprak tevzi çalışmaları sırasında tapu kaydına bağlanıp bağlanmadıkları araştırılarak varsa toprak tevzi tapuları tüm tedavülleriyle birlikte dosyasına eklenmeli, ayrıca taşınmazlara ait temin edilebilen en eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin harita sorgulama sayfasına girilerek, taşınmazların bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle, elde edilen verilere göre aktarılan dava tarihi ile aktarılan davanın kapsamında kalmayan taşınmazlar hakkında ise taşınmazlara ilişkin toprak tevzi tapusunun bulunması halinde tapunun oluşum tarihinden, tevzi tapusunun bulunmaması halinde ise kadastro tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya ikmal edilmeli; bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek taşınmazların bulunduğu köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından ayrı ayrı seçilecek üçer kişilik yerel bilirkişisi kurul ve taraf tanıkları ile tespit bilirkişileri, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi, üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, jeolog bilirkişisi ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif icra edilmeli ve yapılacak bu keşifte öncelikle, yerel bilirkişi ve tanıklara aktarılan davanın dayanağı olan dava dilekçesi ve eki belgeler ayrıntılı biçimde okunup anlatılmalı, bundan sonra davaya konu edilen taşınmazların hudutlarının zeminde yerel bilirkişi ve tanıklarca ayrı ayrı gösterilmesi istenilmeli, bu yolla aktarılan davaya konu edilen taşınmaz ya da taşınmazların hangi taşınmaz ya da taşınmazlar olduğu, ada ve parsel numaraları duraksamaya meydan vermeyecek biçimde belirlenmeli ve bu yolla aktarılan davanın kapsamı sağlıklı biçimde saptanmalı, aktarılan davanın kapsamında kalıp kadastro tespitlerinin yanılgı ile kesinleşmiş olduğu anlaşılan taşınmazlar var ise, sözü edilen taşınmazların kadastro tespitlerinin kesinleştirilmesinin hukuksal bir değer taşımayacağı düşünülmeli; aktarılan ve birleşen davalar yönünden kadastro tespitine esas tapu kayıtları yöntemince mahalline uygulanarak kapsamları tespit edilmeye çalışılmalı, bu kapsamda tapu kayıtlarında yazılı sınırlar yerel bilirkişilere tek tek okunarak bu sınırların zemin üzerinde gösterilmesi istenilmeli, bilirkişilerin gösteremediği sınırların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanakları ile denetlenmeli; bilirkişi ve tanıklarca gösterilen sınırlar, fen bilirkişisi tarafından kroki üzerinde işaretlenmeli; belirtmelik tutanağında belirtilen kayıtlar varsa bu kayıtlarda aynı şekilde zemine uygulanarak kapsamları belirlenmeli; yapılacak inceleme sırasında tapu kayıtlarının varsa revizyon gördüğü tüm taşınmazlar dikkate alınmalı;, tapu kayıtlarının malikleri ile davalılar arasında akdi yada ırsi ilişkin bulunup bulunmadığı araştırılarak, buna ilişkin nüfus kayıt örnekleri, veraset ilamı ya da varsa sözleşmelerin dosya arasına konulması sağlanmalı; toprak tevzi haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlenip çakıştırılmak suretiyle çekişmeli taşınmazların tevzi çalışmaları sırasında hangi tevzi parselinin kapsamında kaldığı duraksamasız şekilde saptanmalı; yerel bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmazların önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğu, kimden kime ne zaman ve ne şekilde intikal ettiği, zilyetliğin ne zaman başladığı, kim tarafından, ne zamandan beri hangi tasarruflarla sürdürüldüğü, öncesi itibariyle imar-ihyaya muhtaç yerlerden ise ne şekilde imar-ihya edildiği ve imar-ihya çalışmalarının ne zaman tamamlandığı, taşınmazların sınırlarında zaman içerisinde değişme ve genişleme olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanağı kayıtlar ile denetlenmeli; beyanlar arasında çelişki oluştuğu takdirde, gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle yöntemine uygun şekilde çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı; tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilmeli; mahkeme hakiminin, taşınmazların niteliğine ve fiziksel özelliklerine ilişkin çevre parsellerle karşılaştırmalı gözlemi tutanağa aynen yansıtılmalı; ziraat mühendisleri bilirkişi kurulundan, komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde, çekişmeli taşınmazların kullanım biçimini, zilyetlik süresini, toprak yapısını, eğimini ve bitki desenini açıklayıp tarımsal niteliğini belirten, kamu orta malı mera olup olmadığını ortaya koyan, önceki ziraat bilirkişi raporlarını irdeleyen, taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, somut verilere ve bilimsel esaslara dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye hava fotoğrafları üzerinde steroskop aletiyle inceleme yaptırılarak, çekişmeli taşınmazların fotoğrafların çekildiği tarihlerdeki niteliği ve kullanım şekli hususunda ayrıntılı rapor aldırılmalı, yapılacak inceleme sırasında uydu fotoğrafları ile memleket haritalarından yararlanılmalı; jeolog bilirkişisinden, dava konusu taşınmazların sınırılarındaki derelerin aktif dere olup olmadığı, çekişmeli taşınmazların dere yatağında kalıp kalmadığı ya da dereden kazanılıp kazanılmadığı ve derenin aktif etki alanında kalıp kalmadığı hususlarına ilişkin rapor düzenlemesi istenmeli; fen bilirkişisine ise, yapılan keşfi ve tapu kayıt uygulamasını takibe ve denetlemeye imkan veren rapor ve kroki düzenlettirilmeli; çekişmeli taşınmazların yakın plan panoramik fotoğrafları çektirilerek sınırları fotoğraflar üzerinde işaretlenmeli ve bundan sonra da toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu hususlar yerine getirilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı/davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 29.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.