Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/11502 E. 2021/10200 K. 07.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11502
KARAR NO : 2021/10200
KARAR TARİHİ : 07.10.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVACILAR :

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün bir kısım davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Mahkemenin verdiği karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, uyulan bozma ilamında özetle; “Öncelikle davacılar ile dava konusu 139 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tespit malikleri arasındaki akdi ve ırsi ilişkiyi gösterir nüfus kayıt örneklerinin Nüfus Müdürlüğü’nden getirtilmesi, tarafların dava veya delil dilekçelerinde dayandıkları dava dosyaları ve takip dosyalarının bulunduğu yerden celp edilmesi, akabinde yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi fen elemanı, tespit tutanağı bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle gösterecekleri tanıklar hazır olduğu halde dava konusu taşınmazlar başında yeniden keşif yapılması, dava konusu taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı veya geçtiği, mülkiyet aktarımı var ise hukuki sebebi, taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınması; ayrıca taraf dayanağı dava dosyaları ve o hükümlerin dayanağı uzman fen bilirkişi rapor ve haritalarının uzman fen bilirkişi ve yerel bilirkişi ile tanıklar eliyle yerine uygulanarak dava konusu taşınmazların önceki günlü taraf dayanağı mahkeme ilamları kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi; tespitte saptanan hukuksal olgu dikkate alınarak hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile yapılması muhtemel keşifte dinlenecek olan yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında aykırılık varsa duraksamasız giderilmesi; uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı gerekçeli rapor alınması; somut olayın özelliğine göre dava konusu taşınmazların taraf dayanağı önceki günlü mahkeme hükümleri kapsamında kaldığı ve anılan hükmün kesinleştiği belirlendiği takdirde, taraf dayanağı önceki günlü hükmün kesin hüküm mü yoksa güçlü delil niteliğinde mi olduğunun hüküm yerinde gerekçeleri ile tartışılması; ayrıca dava konusu 139 ada 1 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların kim tarafından hangi tarihte meydana getirildiğinin duraksamasız belirlenmesi; ortaya çıkan çelişkiler usulünce giderilerek sadece tespit maliki dışındaki kişiler tarafından tespitten önce meydana getirilen muhdesatların beyanlar hanesinde gösterilebileceği, buna karşılık faydalı masraf suretiyle tamir edilen ve esasen tespit maliki tarafından meydana getirilen muhdesat niteliğindeki yapıların ise beyanlar hanesinde gösterilmesinin mümkün olmadığının gözetilmesi ve bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davaların reddine, çekişmeli 120 ada 4 ve 127 ada 23 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tescillerine, 139 ada 1 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesinin iptali ile tutanaktaki diğer bilgiler aynı kalmak kaydıyla beyanlar hanesinde, “Fen bilirkişisi … …’ın 26/04/2017 düzenleme, 08/05/2017 havale tarihli raporunda 1 ve 2 numara ile gösterilen taşınmaz … tarafından, 3 numara ile gösterilen ahır … ve … … tarafından, 4 ve 5 numara ile gösterilen taşınmaz … tarafından yapılmıştır” şeklinde belirtme yapılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı … ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, işin esasına girilerek karar verilmiş ise de verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; nüfus kayıtlarının incelenmesinde, davacılardan …’ ın 08.04.2013 tarihinde öldüğü, mirasçılarına davetiye çıkartılarak davadan haberdar edilmedikleri halde yargılamaya devam edilerek aleyhlerine hüküm kurulduğu ve kararın da kendilerine tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır. Bu haliyle davada, taraf teşkilinin sağlandığından söz edilemez. Oysaki, taraf teşkilinin sağlanması, yargılamanın her aşamasında re’sen göz önünde bulundurulması gereken dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; Mahkemece öncelikle, davacı …’ın mahkemece tespit edilecek mirasçılarına usulünce duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilmek suretiyle yöntemine uygun şekilde taraf teşkili sağlanmalı, bundan sonra işin esasına girilerek hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu husus gözden kaçırılarak, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan işin esasına ilişkin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına,taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 07.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.