YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11523
KARAR NO : 2021/10195
KARAR TARİHİ : 07.10.2021
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup; hükmün davacı … tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sonucu, … İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 120 ada 10 parsel sayılı 12.217,62 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … ve müşterekleri adına tespit edilmiştir.
Davacı …, miras yoluyla gelen hakka dayanarak dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacı … tarafından, … ve … mirasçılarına karşı açılan davanın husumet yokluğundan, davalı … ve …’e açılan davanın sübut bulmadığından reddine, çekişmeli 120 ada 10 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı …, çekişmeli taşınmazın murisi … ’den intikal ettiği ve kendisinin de miras payı bulunduğu iddiasıyla, davalılar …, … TC nolu … kızı …, … ve … mirasçıları aleyhine dava açmış olup, Mahkemece, mahallinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ve tanık beyanlarına göre, çekişmeli taşınmazın tespit malikleri ve davalılar tarafından kullanıldığı, davacının taşınmazı kullandığını, müşterek muristen intikal ettiğini, ne kadar hisseye sahip olduğunu ve taşınmazın halen kendisinin zilyet ve tasarrufu altında bulunduğunu ispat edemediği gerekçesiyle, davalı … ve … mirasçıları aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan, davalı … ve …’e açılan davanın sübut bulmadığından reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin, çekişmeli taşınmazın tespit maliki olmayan davalı … ile muris …’in … ve … dışındaki mirasçıları yönünden verilen husumet yokluğu nedeniyle ret kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak … mirasçılarından … ve … adlarına 600/33600’er pay tespit edilmiş olup, taşınmazın tespit maliklerinden olan bu mirasçılar hakkında ayrıma gidilmeksizin, …’ in tüm mirasçıları yönünden husumet yokluğu nedeniyle ret kararı verilmesi doğru olmadığı gibi, davalı …’in de … mirasçısı olduğu dikkate alınmaksızın hakkında hem husumetten hem de esastan ret kararı verilmiş olması da çelişkiye neden olmuştur. Ayrıca, tespit maliki … davadan haberdar edilmemiş ve yöntemince taraf teşkili sağlanmamıştır.
Nüfus kayıtlarının incelenmesinde davacı ile davalı olarak gösterilen … ve … mirasçılarından …’in müşterek muris …’den geldiği, davalı …’in ise … mirasçılarından olmadığı anlaşılmaktadır. Mahallinde yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler, çekişmeli taşınmazın başka taşınmazlarla birlikte 450 dönüme yakın bir yer olduğunu, 14 düşek halinde dönerli olarak kullanıldığını, …’in de bu 450 dönümlük taşınmazda hissesi bulunduğunu beyan etmişlerdir. Ne var ki Mahkemece, çekişmeli taşınmazın muris …’den intikal edip etmediği, … mirasçısı davalılar adına tespit edilen payın muristen gelip gelmediği, muristen geliyorsa taksim yapılıp yapılmadığı, bu yolla veya satış, hibe gibi bir işlemle davalılara düşüp düşmediği, aynı kökten gelmediği anlaşılan …’in çekişmeli taşınmazda payı bulunup bulunmadığı, onun adına yazılan payın davacı murisi …’den intikalen onun mirasçılarının mı yoksa davalının mı zilyetliğinde olduğu detaylıca sorulup saptanmadan eksik araştırma ile hüküm kurulmuştur.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, … mirasçısı davalı …’e usulünce tebligat yapılarak davadan haberdar edilmeli, bildirdiği takdirde delilleri toplanmalı, sonrasında çekişmeli taşınmazı iyi bilen, davada yararı bulunmayan, elverdiğince yaşlı yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve tespit bilirkişilerin tümü ile fen bilirkişi eşliğinde mahallinde yeniden keşif yapılarak; yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri ve taraf tanıklarından, davalılar … ve … adlarına tespit edilen payın müşterek murisleri …’den intikal edip etmediği, müşterek muristen intikal ediyorsa taksim, satış, hibe gibi bir işlemle davalılara geçip geçmediği, davalı …’e yazılan payın davacı murisi … ile bir ilgisinin bulunup bulunmadığı, taşınmazın ne zamandan beri, kim tarafından, ne şekilde kullanıldığı sorularak somut ve maddi olaylara dayalı beyanları alınmalı, beyanlar arasında çelişki bulunduğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkinin giderilmesine çalışılmalı, çelişkinin giderilmemesi halinde hangi beyana üstünlük tanındığının gerekçesi karar yerinde tartışılarak açıklanmalı; fen bilirkişisinden, keşfi takibe imkan verir, denetime elverişli rapor alınmalı ve bundan sonra elde edilen deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece, belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmadan karar verilmiş olması isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı …’nın temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.