Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/11537 E. 2021/9795 K. 29.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11537
KARAR NO : 2021/9795
KARAR TARİHİ : 29.09.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro (Genel Mahkemeden Devreden)

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı … ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında, …,… Köyü çalışma alanında bulunan 140 ada 3 ve 142 ada 6 parsel sayılı 754,40 ve 1.080,64 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek, malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmişlerdir.
Davacı … ve müşterekleri tarafından, davalı … ve müşterekleri aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan elatmanın önlenmesi davası, davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Kadastro Mahkemesinde, çekişmeli parsel tutanağı ile aktarılan dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, 140 ada 3 ve 142 ada 6 parsel sayılı taşınmazların boş olan malik hanelerinin Hazine adına doldurularak, bu şekilde tapuya kayıt ve tesciline, 140 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ve kadastro tespit tutanağında (A) harfiyle gösterilen muhdesatın tamamının hüküm yerinde gösterilen payları oranında … mirasçıları adına, (B) harfiyle gösterilmiş muhdesatın hüküm yerinde gösterilen payları oranında … mirasçıları adına, 142 ada 6 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ve kadastro tespit tutanağında (A) harfiyle gösterilen muhdesatın hüküm yerinde gösterilen payları oranında … mirasçıları adına ve (B) harfiyle gösterilen muhdesatın ise … adına, muhdesat olarak beyanlar hanesine şerh verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı … ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına ve taraflar yararına zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleştiğinin ispat edilemediğinin anlaşılmasına göre, davacı … ve müşterekleri vekilinin 140 ada 3 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Dava konusu 142 ada 6 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece, davacı tarafın dayandığı tapu kaydının her yere uyabilecek nitelikte olup, çekişmeli taşınmazı miktarı ile kapsamasının olanaklı bulunmadığı, bu nedenle uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde bir veya birden fazla taşınmaz malın çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi ve yahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi tarafından kazanılabileceği düzenlemesine yer verildiği, sözü edilen yasa içeriğinde belirtilen çekişmesizlik kavramından anlaşılması gerekenin Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre “dava” olduğu, TMK’nin 683. maddesi uyarınca açılan elatmanın önlenmesi ve geri alma davaları ile aynı Kanun’un 981. maddesinde yazılı zilyetliğin korunması davalarının da çekişme yaratacağı, somut olayda ise, taraflar arasında Alucra Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 1982/39 Esas sayılı dava dosyası ile Alucra Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1985/70 ve 2004/32 Esas sayılı dosyalarında meni müdahale davalarının görüldüğü ve bu nedenle zilyetlikle iktisap koşullarının taraflar yararına oluştuğundan söz edilemeyeceği gerekçe gösterilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan değerlendirme usul ve yasaya aykırı olduğu gibi varılan sonuç da dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Eldeki dava, genel mahkemeden devreden tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı men-i müdahale isteğine ilişkindir. Davacı tarafın dayandığı 22,00 metrekare yüzölçümündeki ve “hane” cinsindeki, 06.03.1980 tarih 1 sıra numaralı tapu kaydı “iki tarafı obuz, … hanesi ve kıran” sınırlarını ihtiva etmekte olup, bu tapu kaydı üç sınırı itibari ile gayri sabit sınırlı olduğuna ve miktarı ile geçerli olduğuna göre çekişmeli taşınmazı kapsaması mümkün olmayıp, bu husus Mahkemece de doğru olarak belirlenmiştir. Zilyetlik hukuki nedenine dayalı olarak değerlendirme yapıldığında ise, tapuda kayıtlı olmayan taşınmazın zilyedi lehine tapuya tesciline karar verilebilmesi için 3402 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde belirtilen tüm koşulların birlikte gerçekleşmiş bulunması gerekir. Kanun koyucu zamanaşımı ile taşınmaz iktisabı için gerekli koşulları tahdidi biçimde saymış olup, bu koşullardan biri de zilyetliğin “çekişmesiz (davasız)” sürdürülmesidir. Çekişmesizlik (davasızlık) koşulundan anlaşılması gereken, taşınmaz mal zilyedi aleyhine açılan ve başarı ile sonuçlanan bir davanın varlığıdır. Diğer bir deyişle zilyedin taşınmazdan el çekmesi sonucunu doğuracak bir hükmün varlığı çekişme yaratıp, kazanmayı sağlayan zilyetliği keser. Bu anlamda gerek taşınmazın zilyedi tarafından tescil istemiyle açılıp aleyhine sonuçlanan davaların, gerekse zilyet aleyhine açılan mülkiyet ve el atmanın önlenmesi istemini içeren davaların niza (çekişme) sayılacağı şüphesizdir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olayın değerlendirilmesine gelince, mahkeme gerekçesinde, zilyetlikle iktisaba engel teşkil edecek biçimde niza olarak kabul edilen Alucra Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1985/70 Esas, 1987/42 Karar sayılı (mahkeme gerekçesinde ayrıca belirtilen Alucra Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 1982/39 Esas, 1983/66 Karar sayılı dava dosyasının verilen görevsizlik kararı sonucu bu esası aldığı anlaşılmaktadır) dava dosyası incelendiğinde, davacıların murisi … tarafından, bir kısım davalıların murisi … aleyhine, eldeki davada da davacı tarafça dayanılan 06.03.1980 tarih 1 sıra numaralı tapu kaydına dayalı olarak men-i müdahale istemiyle dava açıldığı, yargılama sonucunda sözü edilen tapunun kapsamında kaldığı belirtilen taşınmaza davalının müdahalesinin menine karar verildiği ve iş bu kararın davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine hükmün onanmasına karar verilip, iş bu onama kararının da taraflara tebliğ edildiği ve karar düzeltme isteğinde bulunulmadığından anılan kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafça, eldeki dosyada da delil olarak dayanılan bu dava dosyasında bulunan krokinin, fenni sıhhate haiz olmaması nedeniyle çekişmeli taşınmaza (140 ada 6 parsele) uygunluğu belirlenemediği gibi, anılan dava, eldeki dosyanın davacıları/murisleri lehine sonuçlandığına göre, iş bu kararın davacıların zilyetliğini kesen niza-çekişme niteliğinde olmadığı da kuşkusuzdur. Mahkeme gerekçesinde sözü edilen diğer dava dosyası (Alucra Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2004/32 Esas, 2007/48 Karar) ise, eldeki dava dosyası olup, bu dava dosyasında yanlar aleyhine verilip kesinleşen bir karar bulunmayıp, bu dava dosyası Kadastro Mahkemesine devredildiğine göre, zilyetlikle iktisap koşullarının iş bu davanın açılış tarihine göre belirlenmesi gereği bakımından önem arzetmektedir. Bu kapsamda, tüm dosya kapsamı, yapılan keşif, mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile teknik bilirkişi raporları bir bütün halinde değerlendirildiğinde, dava tarihine (2004) kadar, çekişmeli taşınmazda zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davacı taraf yararına gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; Mahkemece, davanın kabulü ile çekişmeli taşınmazın davacılar (… mirasçıları) adına tesciline karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle, çekişmeli 140 ada 3 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının reddi ile bu taşınmaz hakkındaki kararın ONANMASINA, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle, dava konusu 142 ada 6 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile bu parsel hakkındaki hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 29.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.