Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/11610 E. 2021/10953 K. 04.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11610
KARAR NO : 2021/10953
KARAR TARİHİ : 04.11.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın reddine dair kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 19.02.2021 tarihli ve 2018/3099 Esas, 2021/1449 Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiş olup, temyiz aşamasında ölen davacının bir kısım mirasçıları vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 22 ve 108 ada 68 parsel sayılı 98.651,22 ve 11.078,24 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, tutanakların beyanlar hanesinde … oğlu …’un işgalinde oldukları belirtilerek, toprak tevzi komisyonu çalışmaları sonucunda oluşan tapu kaydı nedeniyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı …, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, tespitin iptali ile taşınmazların adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece verilen, davanın kabulüne ilişkin önceki hüküm, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 26.05.2016 tarihli ve 2016/6027 Esas, 2016/5932 Karar sayılı ilamı ile; “Mahkemece, kısa karar karar ile gerekçeli karar arasında çelişki ve aykırılık oluşturulmasının isabetsizliğine” değinilerek bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 108 ada 68 parsel sayılı taşınmazın mevcut tespitinin iptali ile aynı vasıf ve yüzölçümü ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, davacının çekişmeli 101 ada 22 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davasının reddi ile 101 ada 22 parsel sayılı taşınmazın mera olarak sınırlandırılarak özel siciline tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi ve davacı … tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 19.02.2021 tarihli ve 2018/3099 Esas, 2021/1449 Karar sayılı ilamıyla onanmış ve onama ilamına karşı davacı …’un bir kısım mirasçıları vekili tarafından dava konusu 101 ada 22 parsele yönelik olarak karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Mahkemece; fen bilirkişisi tarafından toprak tevzi paftası ile kadastro paftasının çakıştırılması ile düzenlenen raporda çekişmeli taşınmazın toprak tevzii 18 nolu mera parseli kapsamında kaldığı, her ne kadar mera parseli dışında başkaca parsellerinde olduğu, tablendikatifte davacının bu parseller yönüyle zilyetliğine rastlanılmadığı gerekçesiyle, taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş ise de, eksik araştırma ve incelemeye dayanılarak ve bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin karar verilmesi doğru bulunmamaktadır.
Çekişmeli 101 ada 22 parsel sayılı taşınmaza ait tespit tutanağının edinme sebebinin incelenmesinde; toprak tevzii sonucunda Hazine adına kaydedilen Kasım 1961 tarihli ve 6 nolu tapu kaydının, dağıtımının yapılmak üzere parsellere ayrıldığı, tevzii paftasının ve tablendikatifinin düzenlendiği, ancak çiftçi ailelerinin gelip teslim almadıkları için dağıtımın iptal edildiği, çiftçilerin dağıtılmak istenen parsel sınırlarını korumadıkları, kendi kullandıkları duruma göre kadastro parsellerinin sınırlarının belirlendiği, anılan Hazine tapusu kapsamında olarak kadastroda 109 ada 1 ila 21 (7 nolu parsel hariç), 101 ada 2 ila 177 parsel sayılı taşınmazların tespitlerinin yapıldığı, taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan yerlerden olduğu ve 101 ada 22 parselin tespitinin de davacının işgalinde bulunduğu beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle yapıldığı anlaşılmaktadır.
Yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi, davacı tanığı ve iki tespit bilirkişisi, taşınmazın 40-50 yıldır davacı tarafından kullanıldığını, öncesinde de babası tarafından kullanıldığını, mera sınırının hiç değişmediğini bildirmişlerdir.
Keşif sonucunda fen bilirkişileri … ve … tarafından düzenlenen raporda, Hazine tapusunun sırında okunan P.18 Meranın kadastro sonucunda 101 ada 7 parsel numarasıyla mera niteliğinde sınırlandırılan taşınmaz olduğu ve çekişmeli taşınmazında doğusunda sınır olarak yer aldığı, bu kayıt kapsamının paftasındaki sınırlarına şeklen ve tülen yararlanarak uyduğu belirtilerek, tapu kaydının kapsamı harita üzerinde gösterilmiştir.
Ne var ki; Mahkemece, usule ilişkin bozma ilamından sonra fen bilirkişisi … ’dan alınan ek rapor esas alınarak yukarıda belirtilen gerekçeyle taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş ise de, ek raporun son derece soyut bilgi içerdiği, asıl rapor ile çelişki arz etmesine rağmen bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin ve taşınmaz hakkında mera iddiasıyla açılmış bir dava bulunmadığına göre, davanın reddine karar verilmesi halinde taşınmazın tespit gibi tesciline dair hüküm kurulması gerektiği halde talebin dışına çıkılarak taşınmazına mera niteliği ile sınırlandırılmasına karar verildiği gibi, Hazine adına tapu kaydının oluştuğu 1961 tarihi itibariyle davacı lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 46/1. maddesinde öngörülen şartların oluşup oluşmadığının denetlenmesi bakımından hava fotoğraflarından yararlanılması gerektiği, bölgede bu yönde açılmış çok sayıda dava bulunduğu, özellikle komşu taşınmazlar hakkında açılan davaların akıbetinin ne olduğunun belirlenerek kesinleşme şerhi içeren ilamlarının dosya arasına alınması gerektiği düşünülmeksizin eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak da karar verilmiştir.
Hal böyle olunca; sağlıklı sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle, temyize konu taşınmazda toprak tevzi çalışmasının yapıldığı 1961 yılından öncesine tüm ait stereoskopik hava fotoğrafları getirtilmek suretiyle dosya ikmal edilmeli, daha sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan ve olabildiğince yaşlı, 1961 tarihi ve öncesini bilebilecek şahıslar arasından seçilecek 3 kişilik kişilik yerel bilirkişi kurulu, aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları, ziraat bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi ve teknik bilirkişi hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, davacılardan, taşınmaz üzerindeki kullanımlarının hangi tarihte başladığı sorulup saptanmalı; yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından, taşınmazın kime ait olduğu, öncesinde kim tarafından kullanıldığı, kimden kime ne şekilde intikal ettiği, öncesinin mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; toprak tevzi komisyonu evrakı ve haritası mahallinde uygulanmalı; bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli; dinlenen bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı; tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilmeli; taşınmaz ile sınırında bulunan mera parseli arasında doğal ya da yapay ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı hususlarındaki hakim gözlemi keşif tutanağına aynen yansıtılmalı; ziraat bilirkişisinden, çekişmeli taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği, kamu orta malı niteliğinde mera olup olmadığı ya da meradan açılıp açılmadığı, taşınmaz üzerinde ekonomik amaca uygun bir zilyetlik bulunup bulunmadığı, bulunmakta ise zilyetliğin hangi tarihten beri ve ne şekilde sürdürüldüğü, taşınmaz ile sınırında bulunan mera parseli arasında toprak yapısı ve bitki örtüsü bakımından fark bulunup bulunmadığı, arada doğal ya da yapay bir sınır olup olmadığı hususlarında bilimsel verilere dayalı taşınmazı değişik yönlerden ve özellikle mera parseli ile arasındaki sınır gösterir şekilde renkli fotoğraflarla desteklenmiş rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden, renkli uydu fotoğrafları altlık yapılarak toprak tevzi haritası ile kadastro paftasının ölçekleri eşitlenip çakıştırılmak suretiyle taşınmazın her iki haritadaki konumlarını gösterir şekilde rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli, ayrıca stereoskopik hava fotoğrafları üzerinde inceleme yaptırılarak, taşınmazın hava fotoğraflarının çekildiği tarihlerdeki niteliğini ve kullanım şeklini, sınırlarının oluşup oluşmadığını açıklayan ayrıntılı rapor düzenlettirilmeli; taşınmazın tamamının ya da bir bölümünün toprak tevzi çalışmaları sırasında 18 nolu mera parseli olarak belirlenen kapsamda kalıp kalmadığı, kalması halinde önceki niteliğinin kadim mera olup olmadığı tereddütsüz belirlenmeli; Hazine tapusunun oluştuğu tarihe kadar kadar 3402 sayılı Yasa’nın 14. ve 46/1. maddelerinde sözü edilen zilyetlikle iktisap koşullarının davacılar lehine gerçekleştiğinin tespit edilmesi halinde 1961 yılı itibariyle her parçada 100 dönüme kadar zilyetlikle taşınmaz edinilebileceği hatırda tutulmalı; komşu taşınmazlar hakkında açılmış ve sonuçlanmış davaların içeriğinin de incelenip eldeki dava yönüyle delil teşkil edip etmeyeceği gerekçede tartışılmalı ve bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Bu itibarla, davacı tarafın temyiz itirazlarının kabulü ile 101 ada 22 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükmün bu nedenle bozulması gerekirken sehven onandığı anlaşılmıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının bir kısım mirasçıları vekilinin 101 ada 22 parsele yönelen karar düzeltme talebinin, 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 442/3. maddesi gereğince kabulüne; Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 19.02.2021 tarihli ve 2018/3099 Esas, 2021/1449 Karar sayılı onama ilamının 101 ada 22 parsel yönüyle kaldırılmasına 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca açıklanan gerekçeler ile 101 ada 22 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki Yerel Mahkeme hükmünün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyene iadesine 04.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.