YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11687
KARAR NO : 2021/10193
KARAR TARİHİ : 07.10.2021
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemenin verdiği önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, uyulan bozma ilamında özetle; “Çekişmeli taşınmazların da içinde bulunduğu geniş alan Toprak Tevzi Komisyonunun 16.11.1962 tarih, 63 sayılı kararı ile mera olarak tespit edilmiş olup, meraların zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığı, ne var ki davacı, Hazine ve davalı köyün taraf olduğu tescil davası ile oluşan tapu kaydına dayandığından ve dava konusu taşınmazların yüzölçümü tapu miktarından fazla olup, tapu kaydının da miktarı ile geçerli olması karşısında tescil hükmünün kesin hüküm oluşturması nedeniyle tescil krokisinin uygulanarak zeminde kapsamının belirlenmesi gerektiği açıklanarak, Mahkemece, davacının dayandığı tapu kaydının ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte getirtilmesi, tapu kaydının dava dışı başka taşınmaz ya da taşınmazlara revizyon görüp görmediğinin sorulup saptanması, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz ya da taşınmazlarla birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik haritanın Kadastro Müdürlüğünden getirtilmesi, bundan sonra dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar, davalı iseler dava dosyalarının getirtilmesi, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde dava konusu taşınmazlar başında yeniden keşif yapılması, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesi hükmü uyarınca dayanılan tapu kayıtlarının yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanması, uygulamada kayıtların revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar varsa özellikle göz önünde tutulması, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanması, uzman bilirkişiye kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerini düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmesi, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmesi, bu yolla dava konusu taşınmazların dayanılan tapu kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadığının duraksamasız saptanması, dayanak tapu kaydı genişletilebilir sınırları içerdiğinden, komşu kayıtlardan yararlanmak ve sabit sınırdan başlamak üzere yöntemince zemine uygulanıp, 3402 sayılı Yasa’nın 20/C ve 32/3. maddeleri gereğince yüzölçümüne değer verilerek kapsamlarının belirlenmesi, miktar fazlasının sınırda bulunan meradan açma yapılarak kazanıldığının kabul edilmesi, fen bilirkişiye kayıtların kapsamlarını belirtir ve keşfi izlemeye imkan verir kroki düzenlettirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, temyize konu 107 ada 16 ve 108 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın kabulüne, taşınmazların tespitinin iptali ile davacı … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazların 1962 yılında Toprak Tevzi Komisyonunca mera olarak belirlendiği ancak bundan sonra davacı bayii adına 12.01.1970 tarih 15 numaralı tescil tapusunun oluştuğu, bu tapu kaydının dava konusu taşınmazları kapsadığı ve tescil ilamında Hazine’nin taraf olması nedeniyle kesin hüküm oluşturduğu ve bu nedenle Hazineyi bağlayacağı ve davacının dayandığı tapu kaydına itibar edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, verilen karar dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Dosya içerisinde yer alan fen bilirkişi raporunda, davacının dayandığı tapu kaydının oluşumuna esas tescil ilamının dayanağı basit krokide, ölçek ve koordinat sistemi olmadığından, uygulanma kabiliyetinin bulunmadığı belirtilmiştir. Öte yandan, her ne kadar Mahkemece, davacının dayandığı tapu kaydının çekişmeli taşınmazları kapsadığı kabul edilmiş ise de, bahsi geçen tapu kaydı, dava dışı 107 ada 9 parsele revizyon gördüğü gibi, “boşluk, yamaç, boşluk ve yol” hudutlarını içerdiğinden, her yere uyabilecek niteliktedir.
Hal böyle olunca; Mahkemece, her yere uyabilecek nitelikteki davacının dayandığı tapu kaydının dava konusu taşınmazlara ait olduğunun kabulünün mümkün olmadığı gözetilerek, hükmüne uyulan bozma ilamında belirtildiği üzere taşınmazların zilyetlikle iktisabı da mümkün bulunmadığına göre, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 07.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.