Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/12960 E. 2021/10640 K. 20.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12960
KARAR NO : 2021/10640
KARAR TARİHİ : 20.10.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün davacılar vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Mahkeme tarafından verilen önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, uyulan bozma ilamında özetle “yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olmadığı açıklanarak, davacılar lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının usulünce araştırılması” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, … İli … İlçesi … Mahallesinde bulunan ve 02.03.2015 tarihli fen bilirkişisi raporu ve ekindeki krokide (A) harfi ile gösterilen 2.775,74 m²’lik taşınmaz bölümü ve (C) harfi ile gösterilen 1.810,07 m²’lik taşınmaz bölümü ile Aşağı Işıklar Mahallesinde bulunan ve (D) harfi ile gösterilen 211,61 m²’lik taşınmaz bölümünün davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline, aynı krokide (A1) ve (B) harfleri ile gösterilen taşınmaz bölümlerine yönelik açılan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın, hükme esas alınan fen bilirkişi rapor ve krokisinde (A), (C) ve (D) harfleriyle gösterilen bölümleri üzerinde davacılar yararına zilyetlik yoluyla iktisap koşullarının gerçekleştiği, (A1) ve (B) harfleriyle gösterilen bölümlerinde ise zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, 6360 sayılı Kanun uyarınca … Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ nın ilgili kamu tüzel kişisi olarak davada yasal hasım olarak yer alması gerektiği gözden kaçırılarak, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan hüküm kurulmuş olması nedeniyle verilen karar usul ve yasaya uygun olmadığı gibi; çekişmeli taşınmaza komşu parsellere ait tespit tutanakları ve dayanak kayıtları usulünce uygulanarak çekişmeli taşınmazı ne şekilde nitelendirdiklerinin belirlenmemiş olması ve davacılar tarafından aynı çalışma alanında bulunan taşınmazlara yönelik açılan tescil dava dosyalarının durumları araştırılarak 3402 sayılı Kanun’un 14. maddesinde düzenlenen sınırlara dikkat edilmemiş olması nedeniyle yapılan araştırma ve inceleme de hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; Mahkemece, öncelikle karar tarihinden önce yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun’un 1. maddesi uyarınca Antalya ilinin mülki sınırları Büyükşehir Belediyesi sınırı olarak belirlendiği dikkate alınarak, davalarını ilgili kamu tüzel kişisi sıfatıyla yasal hasım konumunda bulunan Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na da yöneltmek suretiyle taraf teşkilini sağlamaları için süre ve imkan tanınmalı, taraf koşulunun sağlanması
halinde anılan belediyeden davaya karşı savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdiği takdirde delilleri toplanmalı; ayrıca kabule göre de, yörede 1967 yılında yapılan kadastro çalışmalarına ait kadastro paftası getirtilerek, taşınmazın bu çalışmalarda neden tespit harici bırakıldığı kadastro müdürlüğünden sorularak belirlenmeli; yine çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği dosyaya getirtilmeli; yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ve amenajman planı ile komşu parsellere ait kadastro tutanakları ve bu tutanaklara dayanak oluşturan tüm bilgi ve belgeler temin edilmeli; kadastro tutanakları kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, bir ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilmeli; yine, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarında stereoskop aletiyle üç boyutlu inceleme yapılarak temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli; taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığı, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığı ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığı, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığı ve dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığı, gerçek eğime göre -teraslanmak suretiyle eğimin azaltılmasının taşınmazın niteliğini değiştirmeyeceği de gözetilerek- taşınmazın öncesinin orman veya 6831 sayılı Kanun’un 1/J maddesi kapsamında
eğimi % 12’yi aşan ve dolayısıyla orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan çalılık niteliğinde orman sayılan yerlerden olup olmadığı hususlarını açıklayan müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; ayrıca, keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, öncesi imar-ihya gerektiren yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmak suretiyle dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve bu yolla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli; yerel bilirkişiler ve tanıkların beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraatçi bilirkişiden, taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden zilyetlik yoluyla başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği ilgili tapu müdürlüğü ve kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, davacılar tarafından açılmış bulunan tescil istemlerine ilişkin dava dosyaları da dikkate alınmak suretiyle aynı Kanunun 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı; taşınmazın öncesinin orman veya 6831 sayılı Kanun’un 1/J maddesi kapsamında eğimi % 12′ yi aşan ve dolayısıyla orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan çalılık niteliğinde orman sayılan yerlerden olduğunun anlaşılması halinde, orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar taşınmazın davacılar adına tescili için yeterli zilyetlik süresinin dolup dolmadığı gözetilmeli, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekili ile davalı … vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,taraflarca HUMK’ un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine 20.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.