Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/12991 E. 2021/11093 K. 09.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/12991
KARAR NO : 2021/11093
KARAR TARİHİ : 09.11.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … İli … İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 101 ada 41 parsel sayılı 19.266,60 metrekare, 119 ada 2 parsel sayılı 8.678,54 metrekare, 120 ada 31 parsel sayılı 8.163,04 metrekare, 120 ada 34 parsel sayılı 6.648,53 metrekare, 123 ada 71 parsel sayılı 37.973,76 metrekare, 123 ada 72 parsel sayılı 41.960,12 metrekare, 123 ada 79 parsel sayılı 25.943,91 metrekare, 124 ada 7 parsel sayılı 33.779,60 metrekare ve 133 ada 1 parsel sayılı 5.269,12 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek, malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmişlerdir.
Davacı … tarafından, davalılar Hazine ve … aleyhine, Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davası, dava konusu parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmış; yargılama sırasında müdahiller …, …, … ve … davaya katılmışlar ve bilahare müdahil … davasından feragat etmiş, davacı … 101 ada 41, 119 ada 2, 120 ada 31 ve 120 ada 34 parsel sayılı taşınmazlar yönünden müdahiller …, … ve … lehine davasından vazgeçmiş ve asli müdahil …, … ve … ise 123 ada 71, 72 ve 79 ile 133 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davacı … lehine davalarından feragat etmişlerdir.
Kadastro Mahkemesince, çekişmeli parsel tutanakları ile aktarılan dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, asli Müdahil …’in dava konusu tüm taşınmazlara yönelen davasının feragat nedeniyle reddine; çekişmeli 123 ada 71, 123 ada 72, 123 ada 79, 124 ada 7 ve 133 ada 1 parsel sayılı taşınmazların davacı … adına; 101 ada 41, 119 ada 2, 120 ada 31 ve 120 ada 34 parsel sayılı taşınmazların hisseleri oranında asli müdahiller …, … ve … adına tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazlarda davacı … müdahiller lehine zilyetlik yoluyla iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davacı … müdahillerin feragat ve vazgeçmeleri de gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, verilen bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Şöyleki; dava, Asliye Hukuk Mahkemesinde tescil davası olarak açılmış ve yargılama sırasında bölgede yapılan kadastro çalışması neticesinde dava konusu taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği gerekçesiyle kadastro mahkemesine devredilmiş olup, taşınmazlar hakkındaki tutanakların malik haneleri boş olduğundan davada 3402 sayılı Kanunun 30/2. maddesinin uygulanması şartları mevcuttur. Mahkemece, 3402 sayılı Kanunun 30/2. maddesi uyarınca gerçek hak sahibi re’sen belirlenecek, davada taraf olmayanlar adına dahi tescile karar verilebilecektir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 5, 26, 27 ve 30/2. maddelerinde, kadastro tesbit tarihinden önce dava konusu olan taşınmazlar hakkında ne gibi işlem yapılacağı gösterilmiştir. Anılan Kanunun 27, 28 ve 29. maddeleri gereğince yargılamaya devamla, tesbit tutanağında yazılı hak sahiplerinin 3402 sayılı Kanunun 30/2. maddesi gereğince gösterecekleri delillerle mahkemece re’sen lüzum görülen diğer deliller toplanıp dava konusu taşınmazların gerçek hak sahibi ya da sahipleri adına tesbit ve tescil karar verilmesi gerekmektedir. Bu nedenle Mahkemece, çekişmeli taşınmazların nitelikleri, orman yada mera vasfında olup olmadıklarının ve zilyetlik yoluyla mülk edinilecek yerlerden olduklarının anlaşılması durumunda, gerçek kişiler yönünden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme şartlarını taşıyıp taşınmadıklarının açıklığa kavuşturulması gerekir. Ne var ki Mahkemece bu hususlarda yeterli araştırma yapılmadığı gibi, asli müdahillerin sundukları vergi kayıtlarına hangi taşınmaz veya taşınmazlar yönünden dayandıkları açıklattırılmamış ve keşif sırasında mahalline uygulanmamış, lehine tescil kararı verilen gerçek kişilerin aynı kadastro çalışma alanında senetsizden edindiği başka taşınmazlar bulunup bulunmadığı araştırılmamış ve ayrıca davacı … adına tescil kararı verilen taşınmazlar yönünden yasal sınırların (100 dönüm) aşılıp aşılmadığı değerlendirilmeksizin hüküm kurulması cihetine gidilmiştir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılması için Mahkemece öncelikle, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ile dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili idari merciler tarafından mera tahsisi yapılıp yapılmadığı, yapılmış ve bu yönetimsel işlemler kesinleşmiş ise mera tahsis haritası ve eki belgeler dosya arasına celp edilmeli, asli müdahillerden sundukları vergi kayıtlarına hangi taşınmaz yada taşınmazlar yönünden dayandıkları sorularak açıklığa kavuşturulmalı ve bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç kişilik orman mühendisi bilirkişi kurulu, üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; taşınmazların 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyedlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazlar, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazların gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, davaya konu taşınmazların niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar- ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazların 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı; ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, orman yada mera vasfında olup olmadığı, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden iseler imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar- ihyalarının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanaklarının dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yine asli müdahil davacıların dayandığı vergi kayıtları mahalli bilirkişi eliyle mahallinde uygulanmalı, sınır denetimi yapılmalı, dayanılan kayıtların mahalline uyup uymadığı tespit edilerek kayıtlar mahalline uyuyor ise kayıtların kapsadığı taşınmazları sınırları ile birlikte gösterir teknik bilirkişiler tarafından düzenlenecek denetlemeye elverişli krokili rapor alınmalı, kayıt malikleri ile bu kayıtlara dayananlar arasında akdi veya irsi irtibat bulunup bulunmadığı araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraatçi bilirkişi kurulundan, taşınmazların evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği ilgili tapu müdürlüğü ve kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup, aynı Kanunun 3/7/2005 tarih ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davalı … vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
09.11.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.