Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/13064 E. 2021/10328 K. 13.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13064
KARAR NO : 2021/10328
KARAR TARİHİ : 13.10.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında, Gemlik İlçesi Orhaniye Mahallesi çalışma alanında bulunan 2.592,69 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu gerekçesiyle tescil harici bırakılmıştır.
Davacı …, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, taşınmazın adına tescili istemiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır. Mahkemece verilen, davanın kabulü ile 17.01.2013 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 2.592,69 metrekarelik taşınmazın davacı … adına tesciline ilişkin hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 20.03.2014 tarihli ve 2014/1629 Esas, 2014/2912 Karar sayılı kararıyla, “eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı, dava tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğraflarının ilgili yerlerden getirtilerek mahallinde usulüne uygun olarak uygulanması ve sonra yöntemine uygun zilyetlik araştırması yapılarak sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur. Bozma sonrası yapılan yargılama sırasında, yörede 3402 sayılı Kanun’un Geçici 8. maddesine göre kadastro yapılmış ve dava konusu taşınmaz hakkında 1 ada 197 parsel numarası ile derdest davadan bahisle malik hanesi açık bırakılmak suretiyle düzenlenen kadastro tutanağı Kadastro Mahkemesine aktarılmış olması nedeniyle Mahkemece görevsizlik kararı verilerek dava dosyası Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir.
Kadastro Mahkemesince, dava dosyası ile çekişmeli taşınmaza ait tutanağın birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılama sonunda; davacının taşınmaza yönelik tescil talebinin reddine, dava konusu taşınmazın zeytinlik niteliği ile Hazine adına tesciline, taşınmaz üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının davacı …’e ait olduğunun tespit tutanağının beyanlar hanesine şerh verilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalılardan Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, taşınmazın zeytinlik vasfıyla Hazine adına tesciline, üzerindeki zeytin ağaçlarının davacıya ait olduğunun beyanlar hanesinde belirtilmesine karar verilmiş ise de, taşınmazın tamamının aynı nitelikte olmadığı (A) kısmının zeytin bahçesi vasfında olmasına rağmen, (B) kısmının dava tarihinde çalılık vasfında olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Ayrıca, taşınmazın (A) kısmının evveliyatı 6831 sayılı Kanun’un 1/J maddesi kapsamında eğimi % 12’yi aşan çalılık niteliğinde olmasına ve dosya kapsamından tahdit dışında bırakıldığı anlaşılmasına rağmen, orman kadastrosunun yapıldığı tarihten imar planı kapsamına alındığı 04.06.2008 tarihine kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin dolup dolmadığı, zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı hususu irdelenmemiş ve buna ilişkin 1987 yılında yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ilişkin askı ilan tutanakları dosya arasına alınmadan hüküm kurulması cihetine gidilmiştir.
Hal böyle olunca;
a) Çekişmeli taşınmazın (A) ile gösterilen bölümü bakımından; Mahkemece, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan tüm orman kadastrosu çalışmalarına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği ve yine en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ile 1985-1990-1995 yıllarına ait hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip dosya arasına konulduktan sonra, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir … mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde yeniden yapılacak keşifte, yukarıda belirtilen eski tarihli belgeler bilirkişiler aracılığıyla çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmalı ve taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesi’nin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 E.-K.; 14.03.1989 tarihli ve 35/13 E.-K. ve 13.06.1989 tarihli ve 7/25 E.-K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; taşınmazın eğim ölçer (krizimetre) aleti ile ve memleket haritasındaki münhanilerden yararlanılarak kesin ve gerçek eğimi belirlenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; memleket haritası ve hava fotoğrafları ölçekleri kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ve hava fotoğrafları ölçeğine bilgisayar ortamında (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra, bu haritalar komşu ve yakın komşu parselleri de gösterecek şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, hava fotoğraflarının stereoskop aleti vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği, ağaçların taşınmaz üzerindeki dağılımları ile aşılı olup olmadıkları ve aşı yaşları ile taşınmazın hangi tarihte zeytinlik vasfını kazandığı belirlenmeli, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.
Ayrıca; taşınmazda davacı yararına zilyetlik yolu ile kazanma koşulları oluşup oluşmadığı ararştırılarak yapılacak keşifte, tarım uzmanı bilirkişi olarak … mühendisine inceleme yaptırılıp, taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanarak, bu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmazlar başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl süreyle ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca, davacı adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun’un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun’un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı, yine çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde imar planı yapılıp yapılmadığı, imar planı yapılmış olması halinde ne zaman yapıldığı ve kesinleşip kesinleşmediği ve dava konusu taşınmazın imar planında ne şekilde tespit gördüğü araştırılmalı, bu hususlara ait belge ve tutanaklar ile haritalar temin edilerek dosya içerisine alınmalı ve taşınmazın hangi tarihte imar planı kapsamına alınıp alınmadığı net olarak belirlenmeli, tüm bu araştırmalardan sonra, taşınmazın zilyetlikle kazanılacak yerlerden olup olmadığı ve taşınmazın imar planı kapsamına alınma tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı saptanmalıdır.
Taşınmazın öncesinin orman veya 6831 sayılı Kanun’un 1/J maddesi kapsamında eğimi % 12’yi aşan (toprak muhafaza karakteri taşıyan) çalılık niteliğinde olduğunun anlaşılması halinde, orman kadastrosunun yapıldığı tarihten imar planı kapsamına alınma tarihine kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin dolup dolmadığı hususu gözetilmeli ve dosyadaki tüm deliller değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
b) Çekişmeli taşınmazın (B) ile gösterilen bölümü bakımından; Taşınmazın (B) ile gösterilen bölümünün dava tarihinde çalılık vasfında olduğu ve bu bölüm üzerinde davacı lehine imar-ihya ve zilyetlikle kazanma koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, bu kısma yönelik davanın reddine karar verilmeli ve çekişmeli taşınmazın kadastro tutanağının, davacı …’in derdest davası nedeniyle taşınmazın niteliği ve malik hanesi kısmının açık bırakılarak kadastro mahkemesine aktarıldığı, 3402 sayılı Kanun’un 30/2 maddesi uyarınca re’sen hareket edileceği ve kadastro hakiminin, doğru ve düzenli sicil düzenleme görevi bulunduğu da gözetilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm verilmesi doğru görülmediğinden, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Tarafların temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 13.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.