Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/13315 E. 2021/11358 K. 16.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13315
KARAR NO : 2021/11358
KARAR TARİHİ : 16.11.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sonucu, … İlçesi … Kasabası çalışma alanında bulunan … mevkiindeki yirmi bir parça taşınmaz senetsizden, vergi kaydına dayalı olarak gerçek kişiler adına; 440 parsel sayılı taşınmaz malik hanesi boş bırakılarak tespit edilmiş; bu taşınmazların çevrelediği 555 parsel sayılı taşınmaz ise Kuzayca Kasabasına ait orta malı mera olarak sınırlandırılmıştır.
Davacı … vekili, … Kasabası 555 nolu mera parselinin 5.890.850 m2 olarak tespit edilmiş iken 2002 yılında tebliği yapılan … Tapulama Komisyonunun 28.10.1975 tarih ve 1975/2451 Esas, 1975/315 Kararı ile yirmi iki parça taşınmazın lehine olacak şekilde mera parselinden 5.812.500 m2 indirildiğini ileri sürerek, komisyon kararındaki tespitlerin iptali istemiyle dava açmış; dava konusu edilen davalı yirmi iki parça taşınmaz yönünden 2003 yılında önce tefrik edilerek her parsele ilişkin dava ayrı esasa kaydedilmiş bilahare tüm davalar birleştirilerek yargılama gerçekleştirilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın reddine, çekişmeli 329, 330, 337, 355, 360, 375, 380, 382, 391, 392, 415, 416, 437, 439, 441, 454, 463, 279, 362, 378, 440, 450 ve 555 nolu parsellerin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, iki farklı tarihte keşif yapıldığı, dava tarihi itibariyle 23.07.2015 ve 17.09.2015 tarihli zirai bilirkişi raporlarında da belirttiği gibi taşınmazların çok eskiden beri ekildiği, komşu tarım arazileri ile aynı özellik ve vasıfta tarım arazisi olduğu, dava zamanı bakımından düşünüldüğünde, taşınmazlar çok eskiden beri ekildiğinden öncesinin mera vasfında olsa dahi bunun tespitinin fennen mümkün olmayacağı, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/B maddesi gereği tahsis kararı ve herhangi bir yazılı belge olmadığından mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına başvurulması gerektiği, keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarında da, 555 nolu parselin mera olup komşusunda bulunan dava konusu taşınmazların mera ile alakası bulunmayıp mera komisyonunun geldiği zaman yapmış olduğu inceleme ve çizimler gereği davalıların bu raporda taralı alanı hiç kullanmadıklarını, bundan dolayı dava konusu edilecek bir durum olmadığı, Hazinenin de dava konusu taşınmazların tümüne değil sadece mera parseli ile aralarında bulunan sınırda belli bir kısma dava açtıklarını bundan dolayı davalı taşınmazların tarım arazisi olup uzun zamandır zilyetleri tarafından ekilmek suretiyle kullanıldığını beyan ettikleri, fen bilirkişisinin 27.07.2015 ve 17.09.2015 tarihli raporlarında Hazine tarafından itiraz edilen kısımların parsellere dahil edilmediğinin görüldüğünü belirtmesinin de bunu desteklediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, dosya kapsamı incelendiğinde yapılan araştırma ve incelemenin eksik olduğu, hükme esas alınan raporun dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerle örtüşmediği, yerleşik içtihatlara uygun düzenlenmediği ve denetime elverişsiz olduğu ve ayrıca usul yönünden infazı kabil olmayacak şekilde hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı … vekili, 28.10.1975 tarihli tapulama komisyon kararına itiraz ederek, davalılar adına kayıtlı taşınmazlara meradan ekleme yapılıp yüzölçüm miktarlarının arttırılmasının hatalı olduğundan bahisle, komisyon kararındaki tesbitlerin iptalini talep etmiştir. Mahkeme hükmüne esas alınan raporda, ilgili komisyon kararının uygulanmadığı ve dava konusu taşınmazlara meradan ekleme yapılmadığı belirtilmiş ise de, dosya kapsamındaki tüm bilgi, belge, kadastro tutanakları, tapu müdürlüğü cevap yazıları ve 10.06.2004 tarihli keşif sonucu aldırılan teknik bilirkişi heyet raporu incelendiğinde, dava konusu taşınmazların bir kısmında 28.10.1975 tarihli tapulama komisyon kararının sehven uygulandığı, bir kısım parsel yönünden ise komisyon kararı uygulanmamakla beraber mahkeme kararıyla meradan yer alındığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, tapulama komisyonu kararıyla ve mahkeme kararıyla meradan yer aldıkları anlaşılan dava konusu taşınmazlar ve arttırılan miktarlar üzerinde gereği gibi durulmamış, bu hususta her hangi bir araştıma ve inceleme yapılmamıştır. Bununla birlikte, kadastro tutanağında malik hanesi boş bırakılarak tespit yapılan dava konusu 440 parsel numaralı taşınmaz yönünden, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 30/2. maddesi uyarınca re’ sen yapılacak araştırma sonucunda gerçek hak sahibinin belirlenmesi gerektiği hususu da gözetilmemiştir. Ayrıca, davacı … tarafından, tapulama komisyon kararıyla yapılan tespite itiraz edildiği ve malik hanesi boş bırakılan taşınmaz bulunduğu halde, tüm parseller yönünden infazı mümkün olmayacak şekilde “tespit gibi tescil” karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, öncelikle 3402 sayılı Kadastro Kanununa ve yerleşik içtihatlara uygun şekilde malik hanesi açık olarak tespit edilen 440 parsel numaralı taşınmaz yönünden re’ sen araştırma yapılarak gerçek hak sahibi belirlenmeli; ayrıca dava konusu her bir taşınmaz yönünden, 28.10.1975 tarihli tapulama komisyon kararı veya mahkeme kararlarıyla meradan verilen yerler olup olmadığı, varsa miktarları yönetimince araştırılıp netleştirilmeli, bu amaçla mahallinde keşif yapılarak bilirkişi heyetinden dava konusu taşınmazları ayrı ayrı inceleyip gösterir, mukayeseli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor aldırılmalı ve açıklanan şekilde yapılacak araştırma ve inceleme neticesinde oluşacak sonuca göre 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 1. maddesi gözetilerek doğru, uygulanabilir, açık ve infazda tereddüt doğurmayacak nitelikte hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 16.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.