YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13316
KARAR NO : 2021/10742
KARAR TARİHİ : 01.11.2021
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanınn kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … İlçesi … Mahallesi çalışma alanında bulunan 290 ada 25 parsel sayılı 10.026,21 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, davalı … oğlu … adına tespit edilmiştir.
Davacı …, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, tespitin iptali ile taşınmazın adına tesçili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece verilen, davanın kabulüne ilişkin önceki hüküm, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi’ nin 04.03.2010 tarihli ve 2012/6 Esas, 2016/2 Karar sayılı ilamı ile, “ tespit maliki Ahmet Aksu’nun tüm mirasçıları davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanmaksızın hüküm kurulmasının isabetsizliğine” değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, dava konusu 290 ada 25 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptaline, Nurhak Sulh Hukuk Mahkemesi’ nin 2002/14 Esas, 2002/15 Karar sayılı veraset ilamı uyarınca davacı … mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın tarafların kök murisi …’dan mirasçıları arasında yapılan taksim ile davacı …’a kaldığı ve taşınmaz üzerinde davacı …’in 30 yıldır zilyetliğinin bulunduğu kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermek için yeterli bulunmadığı gibi, bozma gerekleri de yerine getirilmemiştir. Şöyle ki, önceki tarihli bozma ilamında, tespit maliki …’nun mirasçılarının tamamının davaya dahil edilmesi suretiyle taraf teşkilinin sağlanması gereğine değinilmesine rağmen, davacıya, davasını 1959 yılında vefat eden kök muris …’in mirasçıları olan … kızı … kızı … mirasçıları, … oğlu … mirasçıları ve … oğlu …’nun eşi olan …’ın mirasçılarına yöneltmesi hususunda süre ve imkan tanınmamış ve usulüne uygun şekilde taraf teşkili sağlanmamıştır. Öte yandan davacı taraf, dava konusu taşınmazın kök muris Ahmet’den geldiğini ve mirasçılar arasında yapılan taksim ile kendisine kaldığını ileri sürerek dava açtıktan sonra, aşamalarda dava konusu taşınmazın kök murisin eşi ve kendisinin de annesi olan 1977 yılında vefat eden … ’dan geldiğini ve …’ın kendisine dava konusu taşınmazı hibe ettiğini iddia etmiş; davalı taraf ise, önce dava konusu taşınmazın dedesi olan kök muris …’den geldiğini ve …’in dava konusu taşınmazı, dosya içerisinde bütün sayfaları mevcut olmayan 16.02.1959 tarihli noter senedi ile çocukları olan … (büyük …, vefat tarihi 1960), … (küçük … vefat tarihi 1988), … ve …’ya sattığını ve daha sonra taşınmazın babasına kaldığını beyan etmesine rağmen, önceki tarihli temyiz dilekçesinde ise taşınmazı babası olan Ali’nin (büyük …’nin) 50-60 yıl kadar önce … isimli kişiden satın aldığını ve Ali’nin ölümüyle de taşınmazın Ali’nin mirasçılarına kaldığına yönelik savunmalarda bulunduğu halde, Mahkemece, belirtilen hususlar hakkında davacı ve davalı tarafın iddia ve savunmaları açıklatılmakmış ve davalı tarafın delil olarak dayandığı 16.02.1959 tarihli noter senedi ile noter senedinde belirtilen 17.09.1958 tarihli vekaletname ilgili noterden celp edilmemiştir. Diğer taraftan, aşamalarda yapılan keşiflerde dava konusu taşınmazın kimden geldiği ve kök murisin terekesinin taksim edilip edilmediği hususunda dinlenen kişilerin soyut beyanlarına itibar edilerek hüküm kurulmuştur. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, tespit maliki kök muris …’nun mirasçıları olan … kızı … kızı … , … oğlu … ve … oğlu …’nun eşi olan …’ın verasete esas nüfus kayıt örnekleri dosya arasına getirtilerek mirasçıları tam olarak belirlenmeli ve davacıya adı geçenlerin mirasçılarına davasını yöneltmesi için yöntemine uygun şekilde süre ve imkan tanınmalı; bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması halinde davacı ve davalı tarafa iddia ve savunmaları yukarıda anılan hususlar dikkate alınarak sorulup açıklattırılmalı ve bu konudaki açıklamalarına göre, tarafların delilleri toplanmalı; yukarı da anılan noter senedi ile vekaletname ilgili noterlikten getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yerel ve tespit bilirkişileri, taraf tanıkları ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte dinlenilecek yerel ve tespit bilirkişi ile tanıklardan, tarafların iddia ve savunmalarında belirtilen hususlar doğrultusunda taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, taşınmazın kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, halen kimin zilyetliğinde olduğu, kimden kime ne şekilde intikal ettiği, nasıl tasarruf edildiği, yukarıda anılan noter senedinin dava konusu taşınmazı kapsamına alıp almadığı, taşınmaz kök muris Ahmet’den geliyor ise kök muris tarafından taşınmazın çocuklarına satılıp satılmadığı veya murisin ölüm gününden sonra terekesinin mirasçıları arasında taksim edilip edilmediği, taksim yapılmış ise ne zaman, nerede, kimlerin katılımı ile yapıldığı, taksim yapılmış ise taksime tüm mirasçılarının katılıp katılmadığı, katılmayan mirasçı varsa temsil edilip edilmediği ya da sonradan taksime icazet verip vermediği, taksim varsa çekişmeli taşınmazın kime isabet ettiği, paylaşımda her bir mirasçıya yer verilip verilmediği, taşınmaz verilmeyen mirasçı var ise bu mirasçıların nasıl ikna edildiği, kadastro tespit tarihine kadar taksimin bozulup bozulmadığı, paylaşımdan sonra taşınmazları kimin kullandığı ve taşınmazların zilyetliğinin kim tarafından ne şekilde sürdürüldüğü maddi olaylara dayalı olarak sorulmak suretiyle kesin olarak belirlenmeli; bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki oluştuğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı; yine kök muris …’nun terekesine dahil olan dava dışı taşınmazların tespit tutanakları içeriklerinde paylaşma ve taksim olgusuna yer verilip verilmediği üzerinde durulmalı; fen bilirkişisinden, keşfi takibe ve denetime elverişli krokili rapor alınmalı ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 01.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.