YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13360
KARAR NO : 2021/12489
KARAR TARİHİ : 15.12.2021
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün bir kısım davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Mahkemenin verdiği önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; “çekişmeli taşınmazın Asliye Hukuk Mahkemesinden aktarılan 1981/78 Esas sayılı dosyanın kapsamına girdiği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 5 ve 27. maddeleri uyarınca genel mahkemelerde dava konusu olan taşınmazların geometrik ve hukuki durumunu saptama görevinin kadastro hakimine ait olduğu, kadastro ekibince geometrik ve hukuki durumunun belirlenmesi hukukça hiçbir değer taşımayacağı, Mahkemece tutanak aslının dava dosyası ile birleştirilerek askı ilanları yaptırıldıktan sonra davaya bakılması gerekirken, bu doğrultuda işlem yapılmaksızın esas hakkında yargılama yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek, açıklanan şekilde işlem yapıldıktan sonra esas hakkında karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli 143 ada 6 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, bir kısım davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Önceki tarihli bozma ilamında da açıklandığı üzere, kadastro tespit tarihinden önce genel mahkemede dava konusu olan taşınmazlara ilişkin derdest olan ve kesinleşmemiş dava dosyalarının Kadastro Mahkemesine aktarılması zorunludur. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’ nun 5. maddesi uyarınca da, bu taşınmazlara ilişkin olarak düzenlenen tutanakların davalı olarak tanzim edilerek malik tespiti yapılmadan Kadastro Mahkemesine devri gerekir. Bu düzenlemelere aykırı olarak yapılan kadastro işlemleri hukuken değer taşımaz ve tutanakların hukuken malik hanesi açık olarak kabul edilir.
Somut olayda; çekişmeli taşınmazın malik hanesi doldurularak tespit yapılmış ise de, açıklandığı üzere bu tespit, hukuken değer taşımadığından, taşınmazın malik hanesi açık olarak kabul edilmelidir. Çekişmeli taşınmazın malik hanesi açık olduğundan, Mahkemece, taşınmazın kimin adına tescil edileceğine karar verilmesi gerektiği halde, tespit gibi tescile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, sair yönler incelenmeksizin hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, bir kısım davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden bir kısım davacılara iadesine, 15.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.