Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/13566 E. 2023/5918 K. 07.11.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13566
KARAR NO : 2023/5918
KARAR TARİHİ : 07.11.2023


MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2010/1 E., 2018/13 K.



KARAR : Davaların reddine

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davaların reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı … temsilcisi ile duruşma istemli olarak asli müdahil … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne ve asli müdahil … vekilinin duruşma isteğinin ise masraf yatırılmadığından reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Kadastro sırasında, … ili … Mahallesi çalışma alanında bulunan 320, 321, 331, 332, 333, 334, 335, 336, 337, 338, 339, 340, 341 ve 343 parsel … sırasıyla 1.248.500,00 m2, 715.000,00 m2, 47.300,00 m2, 573.100,00 m2, 116.900,00 m2, 85.000,00 m2, 35.500,00 m2, 261.100,00 m2, 340.500,00 m2, 307.800,00 m2, 250.250,00 m2, 94.450,00 m2, 39.000,00 m2 ve 197.500,00 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, irsen intikal, harici satış, tapu kaydı, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, tamamı 1.900.800 pay kabul edilerek 190.080’er pay … evlatları …, … ve … adlarına, 192.930 pay … oğlu … adına, 47.520 pay … kızı … adına, 20.365’er pay … evlatları …,…,… adlarına, 117.132’şer pay … evlatları …,…,… adlarına, 30.395 pay … kızı … adına, 11.399’ar pay … evlatları … ve …, 11.398’er pay … evlatları …, …, … ,… ve … adlarına, 1.221’er pay … evlatları …,…,… ve … adlarına, 121.580’er pay … evlatları … ve … adlarına olacak şekilde tespit edilmiştir.

2. İtirazı Kadastro Komisyonu tarafından reddedilen davacı … temsilcisi dava dilekçesinde; … ili … ilçesi … Mahallesi 320 ve 321 parsellerin tespitlerine esas alınan tapu kayıtlarının gayri sabit hudutlu olduğunu belirterek, taşınmazların kadastro tespitlerinin iptaline ve miktar fazlası olan kısımların Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiş; bilahare davacı Hazinenin, aynı iddia ve taleple aynı yer 338, 339, 331, 332, 333, 334, 335, 336, 337, 338, 339, 340, 341, 343 parsel … taşınmazlar hakkında açmış olduğu davalar, eldeki dava ile birleştirilmiştir.

3. İtirazı Kadastro Komisyonu tarafından reddedilen davacı … dava dilekçesiyle; … ili … ilçesi … Mahallesi 335, 336, 337, 338, 339, 340, parsel … taşınmazların kendisine ait olduğunu ileri sürerek, taşınmazların adına tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmış ve bu dava, yargılama sırasında eldeki dava dosyasıyla birleştirilmiştir.

4. Asli müdahil … müdahale dilekçesinde; … ili … ilçesi … Mahallesi 320, 321, 331, 332, 333, 334, 335, 336, 337, 338, 339, 340, 341, 343 parsel … taşınmazların kendi murisi olan … Bey ve onun babası … Bey’den intikal ettiğini, Şubat 1341 tarihli ve 238 sıra numaralı tapu kaydında hissedar olması sebebiyle hakkı bulunduğunu belirterek, taşınmazların adına tescili talep etmiştir.

5. Asli müdahil … müdahale dilekçesinde; bir kısım davalıların murisi olan …’ın, kendi hissesine düşen 2/11’lik payını kendisine sattığını ve teslim ettiğini belirterek, tapulama tutanağındaki pay oranının buna göre düzeltilmesini istemiştir.

6. Asli müdahiller ….mirasçısı olan … ve … … müdahale dilekçelerinde; babaları …ın 2/11 payını sağlığında müdahil davacı / davalı …’a sattığını ifade etmişlerdir.

II. CEVAP
1. Davalı … ve arkadaşları vekili cevabında; çekişmeli taşınmazların, tespitlerine esas alınan tapu ve vergi kayıtları kapsamında kaldığını, tapu kaydının batı hududundaki “… Kuyusunun” aslında “… Kuyusu Deresi” olduğunu, taşınmazlara davalıların zilyet olduğunu, asli müdahillerin taşınmazlar üzerinde hakları bulunmadığı gibi zilyetliklerinin de bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.

2. Davalı ….cevabında; dava konusu taşınmazların, tespitlerine esas alınan tapu kayıtları kapsamında olduğunu ve tapu kayıtlarının sınırlarının sabit olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.

3. Davalılar …, …, … ve … cevaplarında; dava konusu taşınmazların, tespitlerine esas alınan tapu kayıtları kapsamında olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 20.11.1987 tarih ve 1976/706 Esas, 1987/118 Karar … kararıyla; “davalı tarafın dayandığı tapu ve vergi kayıtlarının çekişmeli taşınmazlar ile dava dışı taşınmazları da kapsadığı, davacı … tarafından her herhangi bir delil sunulmadığı ve taşınmazla ilgisinin bulunmadığı, davalıların taşınmazı haricen satın aldıkları, asli müdahilin iddiaları yönünden ise, müdahilin hissesinin …’a verildiği, bunun ise tapu kaydının iktisap sütununda belirtilmediği, ancak harici paylaşma sonucunda bu şekilde davranıldığı ve bundan sonra müdahilin herhangi bir müdahalesinin olmadığı, hissenin … tarafından davalılara satıldığı ve davalıların iyiniyetli olarak tasarruf ettikleri ve kimsenin müdahalesinin olmadığı, 3402 … Kanun’un 13 üncü maddesindeki koşulların davalılar lehine oluştuğu, taşınmazın malik hanesinin tapu kaydındaki maliklere göre ve satın almaların da dikkate alınması gerektiği gerekçesiyle, davacı …, davacı … ve asli müdahil …’ın davalarının reddine, çekişmeli 320, 321, 331, 332, 333, 334, 335, 336, 337, 338, 339, 340, 341, 343 parsel … taşınmazların hüküm yerinde gösterilen paylarla davalılar adına tapuya kayıt ve tesciline” karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 20.11.1987 tarih ve 1976/706 Esas, 1987/118 Karar … kararı, davacı … vekili ve asli müdahil davacı … Bayraktar vekili ile davalı … tarafından temyiz edilmiştir.

2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 25.09.1989 tarih ve 1989/10734 Esas, 1989/12835 Karar … ilamıyla “ilk derece mahkemesi tarafından yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı belirtilerek, tespite esas alınan tapu kaydının tesisinden itibaren tüm tedavüllerinin getirtilmesi, kayıt hududlarında değişiklik olup olmadığının ve olmuş ise nedeninin, kayıt maliklerinin kimden pay satın aldıklarının ve kimlere pay sattıklarının araştırılması, asli müdahil …’ nın pay talep ettiği Şeyh … ile ırs ilişkisinin saptanarak davaya konu ettiği hissenin kayden veya haricen satılıp satılmadığının belirlenmesi, davalı …’ın tutanaktaki payına diğer tespit malikleri tarafından itiraz edilmediğinden bu payın tespit malikleri yönünden kesinleşip kesinleşmediği hususunun düşünülmesi, taşınmazların yüzölçümlerinin kayıtlarda belirlenen yüzölçümlerinde fazla olduğu, kayıtlardaki … Kuyusu’nun arz üzerinde nokta halinde olduğu, taşınmazların batı hududunu çevrelemediği için bu kayıtların gayri sabit hududlu kayıtlar olup miktarlarıyla geçerli olacakları, kayıtların bu yerlere ait olup olmadığının civar parsel tutanak ve dayanaklarının da getirtilerek denetlenmesi, kayıtların buraya ait olması halinde maliklerine kayıt miktarı kadar yerle birlikte koşulları gerçekleşmiş ise 3402 … Kanun’un 14. maddesindeki sınırlamalar dikkate alınarak zilyetlikle iktisap edilebilecek miktar ilave edilmek suretiyle verilmesi, fazlası hakkındaki davanın ise reddedilmesi” gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

3. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, 19.08.1998 tarih ve 1990/5 Esas, 1998/3 Karar … kararla; ” davalı tarafın dayandığı tapu ve vergi kayıtlarının çekişmeli taşınmazlar ile dava dışı taşınmazları da kapsadığı, bu hususun komşu taşınmazların dayanaklarıyla da desteklendiği, taşınmazların batısında yer alan … Köyü’ndeki 495 ve 496 parsel … taşınmazlara uygulanan 28.09.1968 tarihli ve 83 sıra numaralı tapu kaydının doğusunu “biri … deresi” okumakla taşınmazların batısınında boydan boya yer alan dereyi ve içerisindeki kuyuyu hudut aldığı, her ne kadar daha önce bu hudut “… Kuyusu” olarak belirlenmiş ise de komşu parsel uygulamasına göre bu hududun “… Kuyusu” değil “… Kuyusu Deresi” olduğu, taşınmazların güneyinde ve doğusunda bulunan “Urfa Yolunun” kadim olup güzergah değiştirmediği ve yoldan sonra gelen … Köyü (… Köyüne bağlı) 351, 353, 354, 355, 356 parsel … taşınmazların dayanağı olan 21 tahrir numaralı vergi kaydının kuzeyinin yol olarak okuduğu ve “eski Urfa Yolunu” hudut olarak gösterdiği ve bu hududunda sabit sınır olduğu, taşınmazların tespitlerine esas alınan tapu kayıtları kapsamında kaldığı ve 40 yılı aşkın bir süredir … oğlu …, … oğlu …, … oğlu …’ın iken 1968 ve 1971 yıllarında davalılara satması ile birlikte davalıların tasarrufu altına geçtiği ve aralıksız, çekişmesiz ve tamamına davalılar tarafından hisseleri oranında tasarruf edildiği ve tarım arazisi olarak kullanıldığı, asli müdahil …’ın dosyaya sunmuş olduğu veraset ilamıyla kök murisi ile ırs ilişkisini ispatlamış ise de keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıkların, taşınmazların bulunduğu köyün müdahilin dedesinin kardeşi olan…’in çocuklarından …,…ve …’e kendi aralarında rızai taksim sonucu düştüğünü ve müdahilin murislerinin bu köyde hisselerinin bulunmadığını beyan ettikleri gerekçesiyle, davacı … asli müdahil …’ın davalarının reddine, asli müdahil …’ın davasının kabulüne, 320, 321, 331, 332, 333, 334, 335, 336, 337, 338, 339, 340, 341, 343 parsel … taşınmazların hüküm yerinde gösterilen paylarla tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

4 .İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 19.08.1998 tarih ve 1990/5 Esas, 1998/3 Karar … kararının davacı … vekili ve müdahil davacı … Bayraktar vekili ile davalı … tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 12.02.2009 tarih ve 2008/1029 Esas, 2009/576 Karar … ilamıyla “ilk derece mahkemesi tarafından taraf teşkili sağlanmadan davanın esası hakkında karar verildiği belirtilerek, çekişmeli taşınmazların kadastro tespit tutanaklarında gösterilen tüm tespit maliklerine, içlerinde ölmüş olanlar varsa belirlenecek mirasçılarına davacı …’nin dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilmek suretiyle davada davalı olarak yer almaları, savunma ve delillerini bildirme olanağı sağlanarak sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararı sair yönleri incelenmeksizin bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Son Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesi’nin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile; “bozma ilamında, sadece uygulanan kaydın batı hududunda okunan … kuyusunun nokta sınır olduğunun ve batı hududunun çevrelemediğinden bahsedildiği, ilama göre uygulanan kaydın kuzey, güney ve doğu sınırlarının taşınmazı sabit sınırlarla çevrelediğinin kabul edileceği, bu kapsamda ilk derece mahkemesince taşınmaz başında 28/05/1998 tarihinde keşif yapıldığı ve bu keşfin hükme esas alındığı, taşınmazların kadastro tespitlerine esas alınan kayıtların çekişmeli 320, 321, 331, 332, 333, 334, 335, 336, 337, 338, 339, 340, 341, 343 parsel … taşınmazlar ile parseller ile dava dışı 319, 322, 323, 324, 325, 326, 327, 328, 329, 330, 342, 344 parsel … taşınmazlara da revizyon gördüğü, davacı …’nin iddiaları yönünden; keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin beyanlarına göre taşınmazların kadastro tespitlerine esas alınan tapu ve vergi kayıtlarının sabit sınırlı olmak üzere kapsamında kaldığı, bu nedenle davacı …’nin tespite esas alınan kayıtların gayri sabit hududlu olduğu iddiasının sübut bulmadığı, asli müdahil …’nın iddiaları yönünden; iddiaların kadastro tespitinden sonrasına ilişkin olması nedeniyle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, asli müdahil …’ın iddiaları yönünden ise; taşınmazlar üzerinde davalıların zilyetliğinin bulunduğu, asli müdahilin ise zilyetliğinin bulunmadığı ayrıca asli müdahilin murislerinin tapudaki pay satış senetleri nedeniyle tapu kayıtları üzerinde payının kalmadığı gerekçesiyle, davacı …’nin ve asli müdahil …’ın davalarının sübut bulmadığından reddine, asli müdahil …’nın davasının görev yönünden reddine, dosyanın kesinleşmesinden sonra talebi halinde görevli ve yetkili … Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, asli müdahil davacı …’ın davasının kabulüne, 320, 321, 331, 332, 333, 334, 335, 336, 337, 338, 339, 340, 341, 343, parsellere ait tapulama tutanaklarının mülkiyet ve haklar bölümündeki toplam 1.900.800 paydan, hüküm yerinde gösterilen paylar ile tashihi ile diğer hususların tespit gibi tesciline” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı … temsilcisi ile asli müdahil … vekili tarafından temyiz edilmiştir.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı … temsilcisi temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve Kanun’a aykırı olup, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olduğunu, zilyetlik araştırması ile kayıt uygulamasının yeterli yapılmadığını, davalıların taşınmazlara uyan tapu ve vergi kayıtlarının bulunmadığını, şahıslar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını, taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup imar ihyaları tamamlanmadığı gibi sınırlarında dereler, yollar ve tapulama harici yerlerden olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

2. Asli müdahil … vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve Kanun’a aykırı olduğunu, temyiz dilekçesine ekli olarak sundukları Temmuz 1335 tarihli tapunun gittisi olan Haziran 1939 tarihli tapu kaydının en son Mart 1945 tarih ve 64 sıra numaralı tapu kaydına gittiğini ve bu kayıt uyarınca asli müdahilin murisi … … tarafından hiçbir zaman satılmadığını, 01.12.1987 tarihli belgeye göre … Bey’in evlatları …,…,… …, ve …’ye ait hisselerin münakale sütununda münakale işaretine rastlanılmadığını, taşınmazların halen murisleri üzerinde olduğunu, kararda belirtilen birlik defterinin taşınmazları yeterince kapsayıp kapsamadığının araştırılmadığını, babaları adına intikal olmadan satış yapılmasının mümkün olmadığını, 1976 yılında … Köyü’ne ait taşınmazlaırn bir kısmının Hazine adına tescil edildiğini, bir kısım taşınmazın ise Hazine adına tescil edildikten sonra Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından kamulaştırıldığını, ancak bedellerinin bloke edildiğini, kadastro mahkemesinde Hazinenin vekille temsil edilmemesinin savunma yönünden eksiklik oluşturduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazların tespitlerine esas alınan tapu kayıtları üzerinde asli müdahil …’ın hissesinin bulunup bulunmadığı ve bu kayıtların sınırlarının sabit olup olmadığı, gayrisabit sınırlı kayıt ise tapu miktarı fazlası üzerinde tespit malikleri lehine 3402 … Kadastro Kanunu’nun (3402 … Kanun) 14 üncü maddesindeki koşulların oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 … Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 … Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 … Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 … Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası) 3402 … Kanun’un 14, 17, 20 ve 21 inci maddeleri,

3. Değerlendirme
1. Asli müdahil … vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 … Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 … Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında asli müdahil … vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davacı … temsilcisinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, yukarı da yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermek için yeterli olmadığı gibi, tapu kayıt uygulaması yönünden yapılan değerlendirme de hatalıdır.
Şöyle ki, çekişmeli 320, 321, 331, 332, 333, 334, 335, 336, 337, 338, 339, 340, 341, 343 parsel … taşınmazlar ile aynı çalışma bölgesinde yer alan dava dışı 319, 322, 323, 324, 325, 326, 327, 328, 329, 330, 342 ve 344 parsel … taşınmazların kadastro tespitlerine esas alınan tapu kayıtlarının kök kayıtları olan “Eylül 1289 tarihli ve 123, 124 ve 125 sıra numaralı” tapu kayıtlarının miktarının 800 dönüm olduğu, bu tapu kayıtlarının, yukarıda (IV.A.2) bentte belirtilen ve hükmüne uyulan bozma ilamında detaylı şekilde açıklandığı üzere gayri sabit sınırlı olup miktarlarıyla geçerli oldukları (toplam yüzölçümünün – kayıtların oluştuğu tarihte 1 dönümün 919 m2 olduğu dikkate alınarak – 735.200,00 m2 olduğu), bu tapu kayıtlarının revizyon gördüğü dava dışı taşınmazların toplam yüzölçümlerinin 2.362.350,00 m2 olduğu ve bu taşınmazlara ilişkin kadastro tutanaklarının kesinleşerek tespit malikleri olan davalılar adına tapu kayıtlarının oluştuğu anlaşılmaktadır.
Buna göre; tespite esas alınan tapu kayıtlarının, miktarlarından fazla olarak dava dışı taşınmazlara revizyon görmesi neticesi, davalılar adına, bu tapu kayıtları esas alınarak kayıt miktarından fazla miktarda taşınmazın tespit ve tescil edilmiş olması nedeniyle davalıların, dava konusu taşınmazlarda, anılan tapu kayıtlarına dayalı haklarının varlığından söz edilemez ise de, davalıların çekişmeli taşınmazlarda kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kadastro tespit tarihi olan 1975 tarihi itibariyle 3402 … Kanun’un 14 üncü maddesinde öngörülen sınırlar dahilinde taşınmaz edinebileceği kuşkusuzdur.
Ne var ki; İlk Derece Mahkemesince, zilyetlik araştırması yönünden, dava konusu taşınmazların ne zamandan beri, kim tarafından ve ne şekilde kullanıldığı hususunda yeterli araştırma yapılmamıştır.
Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek, taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre tespit tarihi olan 1975 yılından 15 – 20 – 25 yıl öncesine (bulunmadığı taktirde bulunan tüm hava fotoğrafları) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı, 3402 … Kanun’un 14 üncü maddesinde öngörülen sınırlamalar yönünden, şahısların aynı kadastro çalışma bölgesi içinde adlarına belgesizden tespit edilen yer bulunup bulunmadığı tapu müdürlüğü, kadastro müdürlüğü ve mahkeme yazı işleri müdürlüğünden sorularak tespit edilmeli, dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra mahallinde, elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan, taşınmazların bulunduğu yerde yaşayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik mahalli bilirkişi kurulu, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi ve üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu ile 6100 … Kanun’un 290 ıncı maddesi kapsamında bir fotoğrafçı bilirkişinin katılımıyla dava konusu taşınmazlar başında, taşınmazlar tek tek gezilmek ve her bir parselle ilgili mahkeme hakiminin gözlemi tutanağa geçirilmek suretiyle yeniden keşif yapılmalı, yapılacak bu keşifte, dinlenilecek mahalli bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların geçmişte ne durumda bulundukları, kime ait oldukları, kimden kime ve nasıl intikal ettikleri, kim tarafından, ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldıkları, taşınmazların sınırlarında geçmişten bugüne kadar herhangi bir değişiklik olup olmadığı, taşınmazların kullanımlarına ara verilip verilmediği, önceki niteliklerinin ne olduğu, evveliyatları itibariyle Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yer olup olmadıkları, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmaları halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmedikleri, edilmişlerse imar – ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; beyanlar arasında çelişki oluştuğu takdirde, gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı; yerel bilirkişi ve tanıkların taşınmazların tasarrufu hususundaki beyanları komşu parsel tutanak ve dayanak kayıtlarıyla denetlenmeli; zilyetlik araştırmasında önceki keşiflerde alınan beyanlarından da yararlanılmalı; komşu parsellerin başka davanın konusu olduklarının anlaşılması halinde, ilgili dava dosyaları getirtilerek dava konusu taşınmazların niteliklerinin ve zilyetlik durumlarının değerlendirilmesi sırasında bu dosyalarda alınan beyan ve raporlar dikkate alınmalı; ziraatçi bilirkişi kurulundan, dava konusu taşınmazların tamamının veya bir kısmının zilyetlikle iktisap edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, taşınmazların önceki ve şimdiki niteliklerinin ne olduğunu, toprak yapısını, niteliğini, üzerlerindeki bitki örtüsünü ve varsa üzerilerindeki ağaçların cinslerini ve yaşlarını, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve imar – ihya gerektiren yerlerden olmaları halinde imar – ihyaya konu edilip edilmediklerini ve edilmişlerse imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fotoğrafçı bilirkişiden, dava konusu taşınmazların birbirleriyle ve komşu parsellerle arasındaki sınırları gösterir şekilde, mümkün olduğunca farklı yön, açı ve yükseklikten fotoğrafları çektirilmeli ve fotoğrafların hangi taşınmaza ait olduğunun açıklanması ve fen bilirkişisinin yardımı ile çekişmeli taşınmazlarla komşu parsellerin sınırlarının fotoğraflar üzerinde gösterilmesi istenilmeli; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişisinden, çekişmeli taşınmazların kadastro paftasındaki konumlarının bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarılması suretiyle, uydu ve hava fotoğraflarının ait oldukları yıllara göre taşınmazların niteliğini, imar – ihyaya konu edilip edilmediklerini, edilmişlerse imar – ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten rapor düzenlemesi istenilmeli; fen bilirkişisinden, taşınmazlar üzerinde tarafların kullanımındaki bölümler ile dava konusu taşınmazların geçmişteki ve kadastro sınırlarındaki değişmelerini irdeleyen, taşınmazların sınırlarında ve üzerinde kalan dere, yol, mera vs. sınırlarını gösteren, somut bulgulara ve bilimsel esaslara dayanan, keşfi izlemeye elverişli ayrıntılı rapor ve harita/kroki hazırlaması istenilmeli ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.

3. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 … Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 … Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

1086 … Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

07.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.