YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13869
KARAR NO : 2023/6484
KARAR TARİHİ : 18.12.2023
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Uygulama kadastrosu sırasında, … ili … ilçesi … Köyü çalışma alanında ve tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 383 parsel … 8000 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 121 ada 16 parsel numarasıyla 6.522,33 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı … adına tapuda kayıtlı bulunan eski 381 parsel … 9000 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 121 ada 15 parsel numarasıyla 10.758,55 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı … ve arkadaşlarının murisi… adına tapuda kayıtlı bulunan eski 382 parsel … 5.800 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 121 ada 17 parsel numarasıyla 6.112,34 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
2. Davacı … dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında kendisine ait … ili … ilçesi … Köyü eski 383 parsel … taşınmazın yüzölçümünün eksildiğini / sınırının yanlış belirlendiğini, eksikliğin / yanlışlığın davalılara ait 381 ve 382 (yeni 121 ada 15 ve 17) parsel … taşınmazlardan kaynaklandığını ileri sürerek, eski hale getirilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı … cevap dilekçesi özetle; 381 parsel … taşınmaz maliki olduğunu, davacının 381 parsel maliki olarak başka şahıslar aleyhinde kadastro tespitine itiraz ve tapu iptali ve tescili davası ikame ettiğini öğrendiğini, davanın yanlış malik aleyhine açıldığını, davacının ileri sürdüğü iddiaları kabul etmediğini, yapılan kadastro işlemi ile yapılan ölçümler usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının itirazı yersiz ve mesnetsiz olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı… cevap dilekçesi özetle; 382 parsel … taşınmaz annesi … kızı… adına kayıtlı olduğunu, annesinin şuan yatalak hasta olduğunu, konuşma yeteneğini yitirdiğini, davacının 382 parsel maliki olarak başka şahıslar aleyhinde kadastro tespitine itiraz ve tapu iptali ve tescili davası ikame ettiğini öğrendiğini, davanın yanlış malik aleyhine açıldığını, davacının ileri sürdüğü iddiaları kabul etmediğini, yapılan kadastro işlemi ile yapılan ölçümler usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının itirazı yersiz ve mesnetsiz olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3. Birkısım davalılar vekili Avukat … cevap dilekçesi özetle; uygulama kadastrosunun usul ve yasaya uygun olduğunu, davanın haksız olduğunu ileri sürerek, reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 09.12.2015 tarihli ve 2014/8 Esas, 2015/34 Karar … kararı ile, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 09.12.2015 tarihli ve 2014/8 Esas, 2015/34 Karar … kararı, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 14.3.2019 tarihli ve 2016/6270 Esas, 2019/1752 Karar … ilamıyla; “… Mahkemece tesis kadastrosuna ilişkin ölçü krokisi, ölçü cetveli ve diğer teknik belgeler ile tesis kadastrosunun yapıldığı 1950 tarihine en yakın tarihli hava fotoğrafları getirilerek usulüne uygun şekilde şekilde rapor ve harita alınmadığı, fen bilirkişilerinin taşınmazın tesis kadastrosu sırasındaki ve uygulama kadastrosu sırasındaki durumunu net olarak ortaya koymayan, tesis ve uygulama kadastrosu sınırlarının denetlenmesine olanak vermeyen ve çekişmeli taşınmazların fiili kullanımlarına ilişkin beyanları esas alarak hazırlanan teknik bilirkişi raporuna atıf yapılmak suretiyle hüküm kurulduğuna işaret edilerek; öncelikle yukarıda açıklandığı şekilde tesis ve uygulama kadastrolarına esas alınan teknik belgeler getirilerek dosyanın ikmal edilmesi, bundan sonra harita mühendisi sıfatına sahip üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle usulüne uygun şekilde inceleme ve araştırma yapılması, uygulama kadastrosu yapılırken fiili kullanım sınırının değil tesis kadastrosu sonucu düzenlenen paftadaki sınırların dikkate alınacağı, davanın mahiyeti gereği fiili kullanım durumuna değer verilmeyeceğinin gözetilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi ” gereğine değinilerek, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar
Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonucunda, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, “… 09/04/2021 havale tarihli teknik bilirkişi raporunda; tapulama paftasının, 3402 … Kanun’ un 22/a maddesi uygulaması ile oluşan haritanın ve tapulama tersimatının 1955 tarihli hava fotosu üzerinde çakıştırılmış olduğu, rapora göre davacıya ait eski 383 parsel ile ile komşu eski 381 parsel … taşınmaz arasındaki sınırın yenileme çalışmasında hatalı olarak tespit edildiğinin ve bu parsel içerisinde kalan 131, 37 m2’lik kısmın davacının taşınmazına dahil edilmesinin uygun olacağının bildirildiği, raporun ekinde sunulan ve tapulama çalışmasının yapıldığı döneme ait hava fotosu ile uygulama kadastrosunun çakıştırıldığı harita incelendiğinde dava konusu eski 383 parsel ile komşu eski 381 parsel … taşınmaz arasındaki sabit sınırın çok net bir şekilde gözlemlendiği, bu iki parsel arasındaki sınırın mahalli bilirkişilerin de keşifte belirttikleri ve mahkeme gözleminde de bizzat belirtildiği üzere komşu 121 ada 17 parselin toncundan itibaren devam ettiği sonuç olarak bu iki parsel arasındaki sınırın yenileme çalışmasında gerçekten de hatalı bir şekilde belirlendiğinin anlaşıldığı, dava konusu eski 382 parsel ile davacıya ait 383 parselin ortak sınırı yönünden yapılan değerlendirmede ise, 09/04/2021 havale tarihli raporunda bu iki taşınmaz arasındaki sınırın yenileme çalışmasında olduğu gibi olduğu, yenileme çalışmasında bu sınır açısından herhangi bir hata yapılmadığı, bu iki parselde herhangi bir tersimat hatasının bulunmadığı ve davacının bu parsel aleyhine bir taşma yaptığı, bu nedenle 382 parsel açısından açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığı …” gerekçesiyle, davacının eski 382 parsel yeni 121 ada 17 parsel … taşınmaza yönelik davasının sübut bulmaması nedeniyle esastan reddi ile taşınmazın uygulama kadastrosunda olduğu üzere tespit ve tapuya tesciline; davacının, eski 381 parsel yeni 121 ada 15 parsel … taşınmaza yönelik davasının ise kabulüne, çekişmeli eski 381 parsel yeni 121 ada 15 parsel … taşınmazın içerisinde kalan ve bilirkişi heyetinin 09/04/2021 havale tarihli raporunun ekindeki krokide A harfi ile ve pembe renkle gösterilen 131,37 m2’lik kısmın uygulama kadastro tespitinin iptali ile bu kısmın davacıya ait eski 383 parsel yeni 121 ada 16 parsel … taşınmaza eklenmesine ve sonuç olarak dava konusu eski 383 parsel yeni 121 ada 16 parsel … taşınmazın 6653,70 m2, eski 381 parsel yeni 121 ada 15 parsel … taşınmazın 10.627,18 m2 olarak tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; uygulama kadastrosunun hatalı olduğunu, uygulama kadastrosunda, tesis kadastrosuna aykırı olarak komşu parseller aleyhine değişiklik yapıldığını, hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilmaına uygun şekilde araştırma ve inceleme yapılmadığını, ayrıca dava açılmasında müvekkilinin kusuru bulunmadığı halde yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının isabetsiz olduğunu, davanın kabul edilen kısmı yönüyle davacı müvekkili lehine hükmolunan vekalet ücretinin eksik tespit edildiğini ileri sürerek, bu sebeplerle ve re’sen dikkate alınacak diğer nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olup, dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 … Kadastro Kanunu’nun (3402 … Kanun) 22/2-a maddesi’ne göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 … Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 … Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 … Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 … Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 … Kadastro Kanunu’nun (3402 … Kanun) 22/2-a maddesi,
3. Değerlendirme
1. İlk Derece Mahkemesince, dava konusu eski 382 (yeni 121 ada 17) parsel … taşınmaz ile davacıya ait 383 (yeni 121 ada 16) parsel … taşınmazın ortak sınırı yönünden yapılan değerlendirmede, 09/04/2021 havale tarihli raporunda, bu iki taşınmaz arasındaki sınırın yenileme çalışmasındaki gibi olduğu, yenileme çalışmasında bu sınır açısından herhangi bir hata yapılmadığı, bu iki parselde herhangi bir tersimat hatasının bulunmadığı ve davacının bu parsel aleyhine bir taşma yaptığı, bu nedenle 382 parsel açısından açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği; davacıya ait eski 383 parsel ile komşu eski 381 parsel … taşınmaz arasındaki sınırın yenileme çalışmasında hatalı olarak tespit edildiği, bu parsel içerisinde kalan 131,37 m2′ lik kısmın davacının taşınmazına dahil edilmesinin uygun olacağının bildirildiği, raporun ekinde sunulan ve tapulama çalışmasının yapıldığı döneme ait hava fotosu ile uygulama kadastrosunun çakıştırıldığı harita incelendiğinde de, dava konusu eski 383 parsel ile komşu eski 381 parsel … taşınmaz arasındaki sabit sınırın çok net bir şekilde gözlemlendiği, bu iki parsel arasındaki sınırın mahalli bilirkişilerin de keşifte belirttikleri ve mahkeme gözleminde de bizzat belirtildiği üzere komşu 121 ada 17 parselin toncundan itibaren devam ettiği, sonuç olarak bu iki parsel arasındaki sınırın yenileme çalışmasında gerçekten de hatalı şekilde belirlendiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyulduğu halde bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma ilamına uyulmakla taraflar yararına usuli müktesep hak oluşacağından, bu hakkın zedelenmemesi için bozma ilamında işaret edilen hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir.
Bozma sonrasında yapılan yargılama sırasında mahallinde 16.3.2021 tarihinde keşif yapılmış olup, keşif tutanağına yansıyan hakim gözlemine göre, davacıya ait 121 ada 16 parsel ile davalıya ait 121 ada 15 parselin ortak sınırında gelişi güzel dikilmiş vişne ağaçlarının bulunduğu ve bu iki parsel arasında dava konusu olan diğer 121 ada 17 parsel … taşınmazdan devam eden ve tonç diye tabir edilen tahrip edilmiş bir sınırın mevcut olduğu, ancak bu iki parsel arasında eğim farkının net olarak gözlemlendiği; davacıya ait 121 ada 16 parsel … taşınmaz ile davalıya ait 121 ada 17 parsel … taşınmaz arasında ise kadim veya sabit sayılabilecek bir sınır bulunmadığı ve bu iki taşınmazın toprak yapısının ve yükseltisinin birbirleri ile aynı olduğu, aralarında yükselti farkının bulunmadığı tespit edilmiş olup, tesis kadastrosuna ait haritanın incelenmesinde de, arada sabit sınır gösterir ( dere, …, duvar vb.) bir işaret gözlemlenmemektedir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif sonucu düzenlenen 9.4.2021 tarihli teknik bilirkişi kurulu raporunun içeriğinin incelenmesinde; “…-17 nolu tapulama (ilk tesis kadastrosu) paftasında bulunan davacıya ait 383 parsel ile davalılara ait komşu parsellerin tapulama çalışmaları sırasında zeminde yapılan ölçümlerinin (takeometrik ölçü değerlerinin) tapulama paftası tersimatı ile uyumlu olduğu görülmüş olup tersimat hatası bulunmadığı” bildirildiği anlaşılmaktadır. Bu ifadeye göre çekişmeli taşınmazlar yönünden, tesis kadastrosunda tersimat hatası bulunmadığı bilirkişi raporuyla belirlenmiş olup, uygulama kadastrosunda da, davacıya ait 121 ada 16 ( eski 383) parsel ile davalılara ait 121 ada 15 ( eski 381) ve 121 ada 17 (eski 382) parsel … taşınmazların ara sınırı “geçerli sınır” olarak değerlendirilmiştir. Bilirkişi raporunun devamında ise, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe (1950 yılına) en yakın 1948 ve 1955 tarihli hava fotoğrafları üzerinde inceleme yapılarak, davacıya ait 121 ada 16 (eski 383) nolu parselin sınırlarının belirgin ve keşif sırasında mahalli bilirkişilerin gösterdiği ve 3402 … Kanun’ un 22/2-a maddesi çalışmalarında belirlenen sınırla uyumlu olduğu, ancak bu sınırların tesis kadastrosu çalışmaları sırasında oluşturulan ve 17 nolu paftasına tersim edilen sınırlarla uyumlu olmadığı belirtilerek, tesis kadastrosu sırasında ölçü ve sınırlandırma hatası yapıldığı bildirilmiştir.
Ne var ki; bilirkişilerce bildirilen bu durum, fiili kullanım sınırına ilişkin olup bozma ilamında da vurgulandığı gibi uygulama kadastrosu yapılırken fiili kullanım sınırının değil, teknik belgelerinde bir hata yok ise tesis kadastrosu sonucu düzenlenen paftadaki sınırların dikkate alınacağı, davanın mahiyeti gereği fiili kullanım durumuna değer verilmeyeceği kuşkusuzdur.
Ayrıca; bilirkişi raporunun devamında, davacıya ait 121 ada 16 parselin dava konusu komşu parsellerle olan ortak sınırında “okumadan kaynaklı ölçü ve sınırlandırma hatası yapıldığı” belirtilmiş olup, bu haliyle rapor, kendi içerisinde dahi çelişmektedir. Kaldı ki, bilirkişi raporuna ekli krokiler incelendiğinde, davacıya ait 121 ada 16 ve davalıya ait 121 ada 17 parsel arasındaki 3402 … Kanun’ un 22/2-a çalışmaları sırasında tespit edilen ortak sınırın nereden geçtiği dahi gösterilmediği gibi, tesis kadastrosu ile uygulama kadastrosuna esas paftaların çakıştırılmasında gözle görülür şekilde fark bulunduğu halde, bilirkişi raporu, bu farkı açıklamaktan uzak ve denetime elverişsiz olup, hükme esas alınacak mahiyette de değildir.
2. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, hükmüne uyulan bozma ilamı çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak ve bozma ilamında belirtilen şekilde infaza ve denetime elverişli rapor alınması ve karar verilirken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet uyuşmazlığını çözmek olmadığının gözetilmesi, dolayısıyla teknik belgelerinde bir hata yok ise, tesis kadastrosundaki sınırların dikkate alınacağının düşünülmesi, yine mahkeme gözleminde belirtilen eski 383 parsel ile komşu eski 381 parsel … taşınmaz arasında bulunduğu belirtilen yükselti farkının, taşınmazların sürümünden kaynaklanıp kaynaklanmadığının da tartışılıp değerlendirilmesi suretiyle, toplanmış ve toplanacak tüm deliller dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekirken, delillerin hatalı değerlendirilmesi neticesi yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 … Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 … Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 … Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Peşin yatırılan harcın istek halinde davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
18.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.