YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/16457
KARAR NO : 2021/11611
KARAR TARİHİ : 24.11.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece verilen, tavzih talebinin reddine dair 21.12.2020 tarihli ek kararın davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, 09.08.2000 tarihli dilekçesinde; … İli … İlçesi … Köyü çalışma alanında 1955 tarihinde yapılan tapulama çalışmaları sırasında, … Mevkiinde çalılık vasfından dolayı tespit dışı bırakılan bir kısım arazinin 50 yılı aşkın süredir tarım arazisi niteliğinde olduğunu ve babadan kaldığını ileri sürerek, ortak muris … mirasçıları adına tescili istemiyle dava açmış; Mahkemece verilen, davanın kısmen kabulüne, 29.05.2003 tarihli raporda (B) harfi ile gösterilen 791 m2 ve 05.11.2003 tarihli raporda (D) harfi ile gösterilen 415 m² yüzölçümündeki taşınmazların … mirasçıları adına tesciline, diğer dava edilen bölümler yönünden ise kısmen orman sayılan, kısmen kıyı kenar çizgisi içinde kazanılamayacak yerlerden olması nedeniyle davanın reddine ilişkin ilk karar, davacı … ile davalılar Orman İdaresi, Hazine ve DSİ Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 02.12.2009 tarihli ve 2009/17858 Esas, 2009/17700 sayılı ilamı ile, ” hükme esas alınan raporlarda (A) ve (C) harfleriyle gösterilen yerler bakımından davanın reddi kararının doğru olduğu açıklandıktan sonra, (B) ve (D) harfleriyle gösterilen yerler yönünden de davacının davasının reddine karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, fen memuru … tarafından hazırlanan 29.05.2003 tarihli bilirkişi raporunda (A) ve (C) harfi ile işaretli bölümlere yönelik tescil davalarının Karaisalı Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.02.2004 tarihli ilâmı ile reddine karar verildiği ve Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 02.12.2009 tarihli bozma ilâmı kapsamı dışında kalarak kesinleştiği anlaşıldığından, bu bölümler yönünden davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, aynı bilirkişi tarafından hazırlanan 30.05.2003 tarihli bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 791,74 m² taşınmaz ile (D) harfi ile gösterilen 415,20 m² taşınmaza yönelik açılan davalarının reddine, davalı … Yönetimi vekilinin karşı tescil davasının kabulüne ve 30.05.2003 tarihli bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 791,74 m² ve (D) ile gösterilen 415,20 m² taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, davalılar Maliye Hazinesi, Orman İdaresi, dahili davalılar ASKİ Genel Müdürlüğü ve DSİ Genel Müdürlüğü lehine ayrı ayrı vekalet ücretinin davacı … müdahil davacılardan alınarak davalılara verilmesine karar verilmiş; davacı … müşterekleri vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 26.11.2012 tarihli ve 2012/14000 Esas, 2012/13341 Karar sayılı karar ile hükmün onanmasına karar verildikten sonra, davacı … ve müşterekleri vekilinin kararın düzeltilmesi istemi neticesinde aynı Dairenin 07.10.2013 tarihli ve 2013/3529 Esas, 2013/8832 Karar sayılı ilamı ile davalılar yararına hükmedilen vekalet ücreti yönünden karar düzeltme isteminin kabulü ile hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Bilahare; davalı … vekili 25.08.2020 tarihli dilekçesiyle, Mahkemenin 29.03.2012 tarihli ve 2011/408 Esas, 2012/188 Karar sayılı kararıyla, 30.05.2003 tarihli raporda (D) harfi ile gösterilen 415,20 m² miktarındaki taşınmazın Orman vasfı ile Maliye Hazinesi adına tesciline karar verildiğini ve kararın 07.10.2013 tarihinde kesinleştiğini, ancak (D) harfi ile gösterilen 415,20 m² lik taşınmazın esasen 05.11.2013 tarihli ek raporda gösterildiğini, bu sebeple kararın infazının sağlanamadığını beyanla, hüküm bölümünün tavzihini istemiş; Mahkemece, hükmün tavzihinin, hükmün infazında tereddüt olması halinde istenebileceği, talep gibi karar verildiğinde taraflara yüklenen hak ve borçların değişeceği, tavzih ile bu şekilde hükümde değişiklik yapılamayacağı gerekçesiyle, tavzih talebinin reddine karar verilmiş ve bu karar, davalı … İdaresi vekilince temyiz edilmiştir.
6100 sayılı HMK’nin 297. maddesinde, “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmünü, anılan yasanın 305. Maddesinde ise, “Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir.” hükmüne yer verilmiş olup, buna göre, hakim, infaza elverişli hüküm kurmak zorundadır.
Somut olayda; Mahkemenin 29.03.2012 tarihli ve 2011/408 Esas, 2012/188 Karar sayılı kararıyla hakkında tescil hükmü kurulan dava konusu taşınmazlardan biri, gerçekte 05.11.2003 tarihli raporda (D) harfi ile 415 m² alanlı olarak gösterilen taşınmaz olduğu halde, hükümde bu taşınmazın 30.05.2003 tarihli bilirkişi raporunda (D) harfi ile gösterilen alan olarak yazıldığı, oysaki 30.05.2003 tarihli raporda (D) harfi ile gösterilen alan bulunmadığı ve uyulan bozma ilamında da 05.11.2013 tarihli raporda (D) harfi ile gösterilen 415 m2 alan yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin belirtildiği anlaşılmakla; Mahkemece, (D) harfi ile gösterilen alan bakımından 30.05.2013 tarihli rapora atıfla hüküm kurulmasının doğru olmadığı, bunun maddi hatadan kaynaklandığı, dolayısıyla davacı vekilinin tavzih talebinin hükmün değiştirilmesi niteliğinde olmadığı ve kabulüne karar verilmesi gerektiği değerlendirildiğinden, tavzih talebinin reddine dair ek kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı … İdaresi vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile tavzih talebinin reddine dair 21.12.2020 tarihli ek kararın HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 24.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.