YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4770
KARAR NO : 2021/10898
KARAR TARİHİ : 04.11.2021
MAHKEMESİ : Niğde Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında Niğde Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiş olup, bu kez davalı Hazine vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … vekili, … İli … İlçesinde 3402 sayılı Kadastro Kanununun 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastro sonucunda, …/… Mahalle çalışma alanında ve tapuda müvekkili olan davacı adına kayıtlı bulunan eski 551, yeni 235 ada 59 parsel sayılı taşınmazın yüz ölçümünün haksız olarak eksiltildiğini ve bu eksikliğin doğudaki komşu taşınmaz olan davalı …’a ait eski 552, yeni 235 ada 68 sayılı parsel ile batıdaki su arkı sınırının yerinin değiştirilmesinden kaynaklandığını ileri sürerek, söz konusu yanlışlığın düzeltilerek taşınmazın önceki yüz ölçümü gibi tapuya tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne, … İli … İlçesi …/… /Köyü … Altı mevkii 235 ada 59 ve 68 parsel sayılı taşınmazların uygulama kadastro tutanağının ve tespitinin iptali ile dosyada mevcut olan fen bilirkişisi … tarafından hazırlanan 12.07.2016 tarihli raporun ekinde bulunan krokide A harfi ile gösterilen 78.38 m2’lik kısım ile B harfi ile gösterilen 44.19 m2’lik kısmın davacı adına tespit gören 235 ada 59 parsele eklenerek, 235 ada 59 no’lu parselin 1.195,56 m2 yüzölçümü ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu 235 ada 68 nolu parselin ise 1.336,20 m2 yüzölçümlü olarak tespit malikleri adına tapuya kayıt ve tesciline, 235 ada 60 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş, hükmün davalı tarafça istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, hükme esas alınan krokde (B) harfi ile gösterilen bölümün davacı parseline eklenmek suretiyle tesciline karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı Hazinenin bu yönde istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği, ancak; uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulduğunda, mülkiyet yönünden karar verilmesinin mümkün olmadığı gibi bu tür davalar sonunda yenileme tutanakları değil tespit iptal edilerek doğru yüz ölçümü ve sınırlarla aynı tutanak hakkında karar vermek gerekirken, Mahkemece yenileme tutanaklarının iptal edilerek belirlenen yeni yüz ölçümleri ile 235 ada 59 sayılı parselin davacı adına, 235 ada 68 sayılı parselin ise tespit malikleri adına mülkiyet belirtilerek tapuya tescil kararı verilmesinin yanlış olduğu gerekçesiyle istinaf talebinin kabulüne, Niğde Kadastro Mahkemesinin 07.12.2016 tarih ve 2015/99 Esas, 2016/82 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK’nin 353/(1)-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, … İli … İlçesi …/… /Köyü … Mevkii eski 551, yeni 235 ada 59 parsel sayılı ve eski 552, yeni 235 ada 68 parsel sayılı taşınmazların uygulama tespitlerinin iptali ile dosyada mevcut olan fen bilirkişisi … tarafından hazırlanan 12.07.2016 tarihli raporun ekinde bulunan krokide (A) harfi ile gösterilen 78.38 m2’lik kısım ile (B) harfi ile gösterilen 44.19 m2’lik kısımların davacı adına tespit gören 235 ada 59 parsele eklenerek 235 ada 59 no’lu parselin 1.195,56 metrekare, dava konusu 235 ada 68 nolu parselin ise 1336.20 metrekare yüz ölçümlü olarak tapuya kayıt ve tesciline, 235 ada 60 parsel sayılı taşınmazın uygulama tutanağı gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ve iş bu karar, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olup, tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davacı adına kayıtlı bulunan eski 551 parsel sayılı 1.360,00 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazın, yeni 235 ada 59 parsel altında ve 1.072,99 metrekare yüz ölçümlü olarak; eski 554 parsel sayılı 326,00 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazın yeni 235 ada 60 parsel altında ve 338,95 metrekare yüz ölçümlü olarak; tapuda davalı … adına kayıtlı bulunan eski 552 parsel sayılı 1.130,00 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazın, yeni 235 ada 68 sayılı parsel altında ve 1.414,58 metrekare yüz ölçümlü olarak tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle Mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.
Yenileme kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermektir. Yenileme kadastrosuna itiraz davaları, kadastro faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yöneliktir. Mahkemece, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosu ile yenileme kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, uydu fotoğrafları ve ortofoto haritaları, varsa bu haritalarda değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, yine varsa yenileme kadastrosu sırasında yararlanılan diğer haritalar, dava konu taşınmazlara ilişkin olarak tesis ve yenileme kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgeler getirtilmelidir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve harita ya da jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişinin katılımı ile keşif yapılmalı; keşif sırasında dava konusu taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat mühendisi bilirkişi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan, tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri teknik bilirkişiye işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar teknik bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı,sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, teknik bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak yenileme kadastrosunu denetlemesi istenmeli; teknik bilirkişiden, tesis kadastrosunun hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat, hesap, ölçü hatası veya sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, yenileme kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, yenileme kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve “ada raporu” ile “yenileme tutanağı ve haritasını” irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor alınmalıdır. Bu raporun eki olacak haritalarda, birincisi hava fotoğrafı üzerinde, ikincisi ise ortofoto (bulunmadığı takdirde uydu fotoğrafı) üzerinde tesis kadastrosu paftası ile yenileme kadastrosu paftası çakıştırılmış bulunmalı, ayrıca her biri yönünden çakıştırmalardan bir tanesinin ada bazında, diğerinin ise çekişmeli taşınmaz ve yakın komşularını gösterir şekilde olmalıdır. Teknik bilirkişi haritasında, yenileme kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken, yenileme kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının yenileme kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda, sadece davalı Hazine vekili temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması nedeniyle, hükme esas alınan teknik bilirkişi krokisinde (B) harfi ile gösterilen su arkının bulunduğu bölüm yönünden inceleme yapıldığında; Mahkemece, harita mühendisi tarafından düzenlenen bilirkişi raporu itibariyle, dava konusu taşınmazın ark ile olan sınırında, ilk tesis kadastrosu esnasında ada genelinde sistematik poligonlara dayalı yapılan hata oranında hatalı ölçüm yapıldığı ve yenileme çalışmaları esnasında da söz konusu sınır için belirlenen sabit sınır tipini destekler zeminde bir emarenin bulunmadığı görüldüğünden hatalı ölçü yapıldığı, böylece tesis kadastrosu zamanında ve öncesinde zeminde mevcut olan su arkının tesis kadastrosu sırasında ve uygulama çalışmalarında da yanlış geçirildiği, zeminde ark yapısının etrafında ağaçlarla örtülü doğal sınırın bulunduğu ve bu sınırın hiç değişmediği, ortofoto harita üzerinden okunan taşınmazın ark ile ara sınırının bu ölçü değerleri ile birebir örtüştüğü belirtilerek, (B) harfi ile gösterilen 44.19 metrekarelik bölümün davacının parseline eklenmesi gerektiği gerekçeleri ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, ayrıntıları yukarıda açıklandığı gibi bir araştırma yapılmadığından, yapılan inceleme ve araştırma hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; Mahkemece öncelikle, dava konusu taşınmazın tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları ile yukarıda belirtilen eksik belgeler getirtilerek dosya arasına alınmalı, bundan sonra harita mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip bilirkişilerin de dahil olduğu, üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak denetime elverişli rapor alınmalı ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Bu hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle HMK’nin 371. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir suretin de İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 04.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.