YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/4817
KARAR NO : 2021/10186
KARAR TARİHİ : 07.10.2021
MAHKEMESİ : Niğde 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında Niğde 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı vekilince Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Uygulama kadastrosu sırasında, … İli … İlçesi … Mahallesi çalışma alanında ve tapuda davacı Hazine adına kayıtlı bulunan eski 2814 parsel sayılı 9.600 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 169 ada 13 sayılı parsel numarasıyla ve 8.190,96 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda davalılar … ve … adına kayıtlı bulunan eski 2809 parsel sayılı 9.700 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 169 ada 15 sayılı parsel numarasıyla ve 11.669,36 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda davalı … adına kayıtlı bulunan eski 2813 parsel sayılı 6.300 metrekare yüzölçümüdeki taşınmaz ise, yeni 169 ada 10 sayılı parsel numarasıyla ve 6.728,55 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacı Hazine, 3402 sayılı Kanun’un 22/a maddesine dayalı yenileme çalışmaları sonucunda, (yeni) 169 ada 13 sayılı parsel sayılı taşınmazın davalı … ve … ait 169 ada 15 parsel sayılı ve davalı …’e ait 169 ada 10 parsel sayılı taşınmazlarla olan sınırlarının yanlış tespit edildiğini, taşınmazın yüzölçümünün azaldığını, davalılara ait parsellerin yüzölçümünün ise tersi mahiyette arttığını, pafta sınırlarının zemine yanlış uygulandığını belirterek, taşınmazının yüzölçümünün yenileme çalışmasından evvelki hali ile düzeltilerek tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiş ve iş bu karar, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olup, uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermektir. Uygulama kadastrosuna itiraz davaları, kadastro faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yöneliktir.
Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir.
Mahkemece, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosu ile yenileme kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, uydu fotoğrafları ve ortofoto haritaları, varsa bu haritalarda değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, yine varsa yenileme kadastrosu sırasında yararlanılan diğer haritalar, dava konu taşınmazlara ilişkin olarak tesis ve yenileme kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgeler getirtilmelidir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve harita ya da jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişinin katılımı ile keşif yapılmalı; keşif sırasında dava konusu taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat mühendisi bilirkişi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan, tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri teknik bilirkişiye işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar teknik bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı,sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, teknik bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak yenileme kadastrosunu denetlemesi istenmeli; teknik bilirkişiden, tesis kadastrosunun hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat, hesap, ölçü hatası veya sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, yenileme kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, yenileme kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve “ada raporu” ile “yenileme tutanağı ve haritasını” irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor alınmalıdır. Bu raporun eki olacak haritalarda, birincisi hava fotoğrafı üzerinde, ikincisi ise ortofoto (bulunmadığı takdirde uydu fotoğrafı) üzerinde tesis kadastrosu paftası ile yenileme kadastrosu paftası çakıştırılmış bulunmalı, ayrıca her biri yönünden çakıştırmalardan bir tanesinin ada bazında, diğerinin ise çekişmeli taşınmaz ve yakın komşularını gösterir şekilde olmalıdır. Teknik bilirkişi haritasında, yenileme kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken, yenileme kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının yenileme kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır.
Somut olayda; Mahkemece, harita teknikeri tarafından düzenlenen rapor hükme esas alınarak, davacı … Hazinesine ait olan 169 ada 13 parselin sınırları ile davalı 169 ada 15 parsellerin müşterek sınırları ve diğer sınırlarına ilişkin olarak zeminde sabit sınır bulgusuna rastlanıldığı, her iki parselin tapu alanları ile yenileme çalışmaları sonucunda hesaplanan yüzölçüm farklılığının müşterek sınırda ilk tesis kadastro sırasında ölçülen değerlerin paftasına aktarımı sırasında tersimat hatası yapıldığı, yapılan bu tersimat hatasının her iki parselin yüzölçümünü de etkilediği, dolayısıyla her iki parselin tespit edilen sınırlarının doğru değerlendirildiği gerekçeleri ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki; dava konusu taşınmazlara ait tesis ve uygulama kadastrosu sırasında düzenlenen ölçü krokileri, hesap cetvelleri, ölçü cetvelleri, uygulama kadastrosu sırasında düzenlenen ada raporu, taşınmazların tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları getirtilerek dosya arasına alınmamış; teknik bilirkişiden alınan rapor içeriğinde, tersimat hatası yapıldığından söz edilmekle beraber, bu hatanın taşınmazın hangi sınır noktasının tersimi sırasında yapıldığı ayrıntılarıyla açıklanmadığı gibi, krokiden denetleme imkanının bulunmadığı anlaşılmasına rağmen bu husus üzerinde de durulmamış, hatalı tersimatı ve doğru tersimatı ayrı ayrı gösterir rapor alınmadığı gibi, tesis kadastro sınırı ile uygulama kadastro sınırı örtüşmediği halde bu hususun nedenleri kesin olarak belirlenmemiş, bu kapsamda yukarıda ayrıntıları açıklandığı şekilde araştırma ve inceleme yapılarak, tesis kadastrosu sırasında taşınmazlarda sınırlandırma, tersimat, ölçü, çizim veya hesaplama hatası yapılıp yapılmadığını açıklayan, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye ve soyut bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, dava konusu taşınmazların ada bazında olacak şekilde tesis kadastro paftası ve uygulama kadastro paftaları (ada bazında) ile tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis ve uygulama kadastrosu sırasında düzenlenen ölçü krokileri, hesap cetvelleri, ölçü cetvelleri ile uygulama kadastrosu sırasında düzenlenen ada raporu dosya arasına getirtilmeli, bundan sonra harita mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip bilirkişilerin de dahil olduğu, üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak denetime elverişli rapor alınmalı, tesis ve uygulama kadastrosu sınırlarının birbiri ile örtüşmediği üzerinde önemle durulmalı, önceki tarihli bilirkişi raporunda değinildiği gibi tersimat hatası söz konusu ise bu husus denetime elverişli şekilde açıklanıp, kroki üzerinde hatalı ve doğru tersimat sınırları çakışır şekilde gösterilmeli, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle, davacı Hazine vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 25.01.2018 tarihli ve 2017/691 Esas, 2018/634 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.