Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/547 E. 2021/4022 K. 04.05.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/547
KARAR NO : 2021/4022
KARAR TARİHİ : 04.05.2021

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Babalığın Hükmen Tespiti
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Ankara 13. Aile Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Ankara 13.Aile Mahkemesinin 15.11.2018 tarihli ve 2018/545 Esas, 2018/129 Karar sayılı kararıyla, davanın usulden reddine karar verilmiş olup, Mahkeme hükmüne karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (1.) Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 04.05.2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı asıl … ile vekili Avukat … ve karşı taraftan Hazine vekili … geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … vekili dava dilekçesinde, davacının babası …’un gerçekte …’in çocuğu olmadığı, …’ün oğlu olduğunu ileri sürerek, müteveffa …’un …’in hanesindeki kaydının silinmesi ile …’ün çocuğu olarak nüfusa kayıt ve tescilini istemiş; Mahkemece, soybağının tespiti için öncelikle mevcut soybağının ortadan kaldırılması gerektiği, bu yönde açılmış ve kesinleşmiş herhangi bir karar olmadığı gerekçesi ile davanın dava şartı yoluğundan reddine karar verilmiştir.
Davanın usulden reddine dair İlk Derece Mahkemesince verilen karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi üzerine davacı vekili tarafından istinaf isteminin esastan red kararı temyiz edilmiştir.
04.06.1958 tarihli ve 15/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak Kanun hükümlerini tesbit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesinde hâkimin, Türk hukukunu resen uygulayacağı belirtilmiştir. Bu ilke gereği açılan davayı nitelemek ve açılmış bir dava hakkında doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak hâkime düşen bir görevdir.
Öncelikle çözümlenmesi gereken husus; davanın soybağının reddi, sonradan evlenme yolu ile kurulan soybağına itiraz, babalık veya nüfus kayıtlarının düzeltilmesi davası olup olmadığıdır.
Geniş anlamda soybağı bir kimsenin üst soyu ile olan kan bağını; dar anlamda soybağı ise, bir kimsenin sadece ana-babasıyla arasındaki biyolojik bağını ifade etmektedir. Bir kişi (çocuk) ile kendilerinden biyolojik (genetik) olarak türemiş olduğu kişiler arasındaki bağa doğal soybağı (biyolojik nesep), hukuk düzeni tarafından aranan bazı koşulların gerçekleşmesiyle, bir çocuğun hukuki olarak bir ana-babaya bağlanması sonucunda, ana-baba ile çocuk arasında kurulan bu hukuki ilişkiye ise hukuki soybağı (hukuki nesep) denir. Buna göre soybağı, bir kimseyle ana-babası arasındaki doğal ve/veya hukuki bağ olarak tanımlanmaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na göre, çocuk ile anne arasındaki hukuki soybağı doğumla; çocuk ile baba arasındaki hukuki soybağı ise anneyle evlilik, tanıma, babalık davasında verilen hüküm veya evlat edinmeyle kurulmaktadır. Baba ile çocuk arasında evlilik içinde doğmaya, babalık karinesine (TMK mad. 285), dayalı olarak hukuken kurulmuş bulunan soybağı ilişkisinin ortadan kalkması ancak soybağının reddi ile söz konusu olabilmektedir. Soybağının reddi davasının başarıya ulaşarak çocuk ile babası arasındaki soybağının ortadan kalkması sonucunda çocuk, baba yönünden soybağı bulunmayan çocuk statüsüne girer. Anayasa Mahkemesi’nin 25.06.2009 tarihli ve 2008/30 Esas, 2009/96 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, kişinin genetik-biyolojik kökeni kendisine ait olmayan çocuğu reddetme hakkı en temel haklarından birisidir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 286. maddesinde, çocuğun da anne ile kocası aleyhine açacağı soybağının reddi davası ile babalık karinesini çürütebileceği; 289. maddesinde ise çocuğun soybağının reddi davasını ergin olduğu tarihten başlayarak en geç bir yıl içinde açması gerektiği, gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa bir yıllık sürenin bu sebebin ortadan kalkmasından sonra başlayacağı hükme bağlanmıştır.
Türk Medeni Kanunu’nun 292.maddesi gereği evlilik dışında doğan çocuk, ana ve babasının birbiriyle evlenmesi halinde kendiliğinden evlilik içinde doğan çocuklara ilişkin hükümlere tabi olur. Eşler, evlilik dışında doğmuş olan ortak çocuklarını, evlenme sırasında veya evlenmeden sonra, yerleşim yerlerindeki veya evlenmenin yapıldığı yerdeki nüfus memuruna bildirmek zorundadırlar. (TMK’nin 293. md.) Ana ve babanın yasal mirasçıları ile çocuk ve Cumhuriyet Savcısı sonradan evlenme yoluyla soybağının kurulmasına itiraz edebilirler. İtiraz eden, kocanın baba olmadığını ispatla yükümlüdür. Çocuğun altsoyu da, çocuğun ölmüş veya ayırt etme gücünü sürekli olarak kaybetmiş olması halinde itiraz hakkına sahiptir. Bu tür davalarda tanımanın iptaline ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır. (TMK’nin 294. md.) Kıyas yolu ile uygulanacak olan TMK’nin tanımanın iptaline dair hak düşürücü süreyi düzenleyen 300.maddesi gereği ilgililerin dava hakkı, davacının tanımayı ve tanıyanın çocuğun babası olamayacağını öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle düşeceği düzenlenmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 301. maddesinde; ”Çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece belirlenmesini ana ve çocuk isteyebilirler. Dava babaya, baba ölmüşse mirasçılarına karşı açılır. Babalık davası, Cumhuriyet Savcısına ve Hazineye; dava ana tarafından açılmışsa kayyıma; kayyım tarafından açılmışsa anaya ihbar edilir.” hükmü yer almaktadır. Babalık davasına dair hak düşürücü süreler ise Kanunun 303. Maddesinde düzenlenmiş olup, babalık davasının, çocuğun doğumundan önce veya sonra açılabileceği, çocuğun açacağı babalık davası yönünden maddenin ikinci fıkrasında öngörülen hak düşürücü sürenin Anayasa Mahkemesi’nin 27/10/2011 tarihli ve 2010/71 Esas, 2011/143 Karar sayılı kararı ile iptal edildiği, annenin açacağı babalık davası yönünden ise doğumdan başlayarak bir yıl içerisinde açılması gerektiği, çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı ilişkisi varsa, bir yıllık sürenin bu ilişkinin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlayacağı, bir yıllık süre geçtikten sonra gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde de dava açılabileceği düzenlenmiştir.
Öte yandan Türk Medeni Kanunu’nun 36/1. maddesine göre, kişisel durum, bu amaçla tutulan resmi sicille belirlenir. Aynı Kanunun 39. ve Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 35/1. maddeleri uyarınca, kesinleşmiş mahkeme hükmü olmadıkça nüfus kütüklerinin hiç bir kaydı düzeltilemez ve kayıtların anlamını ve taşıdığı bilgileri değiştirecek şerhler konulamaz, ancak olayların aile kütüklerine tescili esnasında yapılan maddî hatalar nüfus müdürlüğünce dayanak belgesine uygun olarak düzeltilir.
Dosya içindeki bilgi ve belgeler ile dava dilekçesinde ileri sürülen sebeplere göre; davacının babası …’un, 20.08.1935 (düzeltme ile 20.08.1937) tarihinde evlilik dışı doğduğu, …’un annesi …’in 01.04.1942 tarihinde … ile evlendiği, bu evlilik sonrası …’un, … ve … çocuğu olarak 05.08.1942 tarihinde nüfusa tescil edildiği, bu şekilde evlilik dışı doğan çocuğun annesi ile babasının sonradan evlenmesi ile 4721 sayılı TMK’nın 292.maddesi (MÜLGA 743 Sayılı MK 247.md) kapsamında çocuk ile baba arasında soybağının kurulduğu anlaşılmaktadır.
Davacı … vekili, müteveffa babası …’un, gerçek babasının … değil, … olduğunu iddia ettiğine göre davada birden fazla istem olup bunlardan ilki; evlilik dışı doğan müteveffa …’un doğumundan sonra annesi … ile …’in evlenmesi ile baba ile çocuk arasında kurulan soybağında …’in baba olmadığı yönündeki iddia 4721 sayılı TMK’nin 294.maddesi kapsamında sonradan evlenme yolu ile kurulan soybağına itiraz; ikincisi ise, müteveffa …’un babasının … olduğu yönündeki istem ise TMK’nin 301.maddesi kapsamında babalığın hükmen tespiti istemlerine ilişkindir.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde, açılan dava hem sonradan evlenme yolu ile kurulan soybağına itiraz, hem de babalığın hükmen tespiti istemlerini kapsadığı, her iki davanın tarafları, davalar için öngörülen hak düşürücü süreler farklılık içermektedir. Ayrıca babalığın hükmen tespiti istenilen kişi ile başka bir erkek arasında mevcut soybağı ilişkisi geçersiz kılınmadıkça babalık davasının dinlenmesi de mümkün değildir.
O halde Mahkmece, davacının ilk talebinin 4721 sayılı TMK’nin 294.maddesi kapsamında sonradan evlenme yolu ile kurulan soybağına itiraz davası olduğu gözetilerek, bu dava kapsamında davacı ve davalıların aktif ve pasif husumet ehliyetleri, dava için öngörülen hak düşürücü süreler de dikkate alınarak talep hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken davacı tarafından soybağının reddine dair bir dava açılmadığının kabul edilmesi; ayrıca babalığın hükmen tespiti istemi yönünden müteveffa … ile babası … arasındaki soybağı ilişkisi geçersiz kılınmadıkça babalık davasının dinlenmesi mümkün olmadığından babalığın tespiti talebinin eldeki dosyadan tefriki ile başka bir esasa kaydedilerek, sonradan evlenme ile kurulan soybağına itiraz davasının sonucu beklenip bir karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen nedenlerle yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (1.) Hukuk Dairesinin 21.09.2020 tarihli ve 2019/518 Esas, 2020/1436 Karar sayılı istinaf isteminin esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre şimdilik diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, HMK’nin 373/1.maddesi gereği kararın bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (1.) Hukuk Dairesine, dosyanın ise İlk Derece Mahkemesi Ankara 13. Aile Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 04.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.