Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/5606 E. 2021/10236 K. 11.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5606
KARAR NO : 2021/10236
KARAR TARİHİ : 11.10.2021

MAHKEMESİ : … Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında … Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı birleşen dava davacısı … vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesince birleşen davanın davacısı … vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiş olup, bu kez Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davanın davacıları … ve arkadaşları vekili tarafından duruşmasız olarak, asıl ve birleşen davanın davalısı … vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi değerden reddedilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kullanım kadastrosu sırasında … İlçesi … çalışma alanında bulunan 107 ada 15 ve 17 parsel sayılı 4.424,74, 2.630,44 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve davalı …’nın fiili kullanımında bulunduğu şerhi yazılarak tarla vasfıyla davalı Maliye Hazinesi adına tespit edilmiştir.
Asıl davanın davacıları … ve arkadaşları, taşınmazların kendi kullanımlarında olduğu ile taşınmazın müşterek murisleri …’den kendilerine intikal ettiği ve tüm mirasçıların hak sahibi olduğu ve muris … miraçıları lehine kullanım şerhi verilmesi, birleşen davanın davacısı … ise taşınmazın kendi kullanımında olduğunu, taşınmazın müşterek murisleri … ’den kendilerine intikal ettiğini, tüm mirasçıların hak sahibi olduğunu ve …’den miras payını satın aldığı iddiasına dayanarak taşınmaz bölümü üzerinde … mirasçıları lehine kullanım şerhi verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece, asıl ve birleşen davanın sübut bulmadığından, asıl davanın davacıları … ve arkadaşlarının istinafa konu edilmeyen 107 ada 14 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davalarının ise feragat nedeniyle reddine, 107 ada 14 parsel ile çekişmeli 107 ada 15 ve 17 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş; hükmün birleşen davanın davacısı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince birleşen davanın davacısı … vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, asıl davanın davacıları … ve arkadaşlarının çekişmeli 107 ada 15 ve 17 parsel sayılı taşınmazlara yönelik davalarının sübut bulmadığından, temyize konu edilmeyen 107 ada 14 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davalarının feragat nedeniyle reddine, birleşen davanın davacısı …’in davasının kabulüne, çekişmeli 107 ada 15 ve 17 sayılı parsellerin kadastro tespitinin iptaline, 107 ada 15 ve 17 sayılı parsellerin 2/B vasfı ile Maliye Hazinesi adına tapuya tesbit ve tesçiline, ayrı ayrı beyanlar hanesine ”6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır.” ve ”… varisleri, …, …, …, …, …, …, … ve …’ın verasetteki hisseleri oranında iştiraken kullanımındadır.” şerhlerinin yazılmasına, temyize konu edilmeyen 107 ada 14 sayılı parselin tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline, beyanlar hanesinin aynen bırakılmasına karar verilmiş; hüküm, asıl davanın davacıları … ve arkadaşları vekili asıl ve birleşen davanın davalısı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararı kaldırılarak, dava konusu taşınmazın tarafların kök murisi …’den mirasçılarına intikal ettiği, asıl davanın davacılarının murisi ve kök murisin oğlu olan …’in taşınmaz üzerindeki kullanımının terekenin taksim edilmemesi nedeniyle tereke adına kullanmış olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamı ile usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki, dava, 3402 sayılı Yasa’ya 5831 sayılı Yasa’nın 8. maddesi ile eklenen Ek-4. maddesine göre yapılan kullanım kadastrosuna itiraz niteliğindedir. 3402 sayılı Yasa’nın Ek-4. maddesi ile 6831 sayılı Yasa’nın 20.06.1973 tarihli kanunla değişik 2. maddesinin (B) bendinde, orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanun’un 11. maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edileceği hükme bağlanmıştır. Bu maddenin amacı, kadastro sırasında taşınmazın fiili kullanıcısının tespit edilmesidir. Anılan Yasa maddesine dayanılarak açılacak davalarda kabul kararı verilebilmesi için, öncelikle davacı tarafın taşınmazı kullandığının ispat edilmesi gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, kullanım kadastrosu sırasında beyanlar hanesinde kullanıcı olarak gösterilebilecek kişiler, kadastro tespiti sırasında çekişmeli taşınmazı ekonomik amacına uygun olarak fiilen asli zilyet olarak kullanan kişilerdir. Somut olayda, mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişiler ve tarafların tanıkları, dava konusu taşınmaz bölümünde 1970’li yıllardan kadastro tespiti tarihine kadar asıl ve birleşen davanın davacılarının (… mirasçıları) zilyetliğinin bulunmadığı yönünde beyanda bulunmuş olduklarına göre, Yasa’nın aradığı anlamda fiili kullanımın söz konusu olmadığı anlaşılmakta olup bu nedenlerle, asıl davanın davacılarının da temyiz itirazları yerinde değildir. Hal böyle olunca; birleşen davanında reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle asıl davanın davacıları … ve arkadaşları vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, asıl ve birleşen davanın davalısı … vekilinin ise temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle HMK’nin 371. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir suretin de İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 11.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.