YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5860
KARAR NO : 2021/11807
KARAR TARİHİ : 30.11.2021
MAHKEMESİ : Kayseri Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Kayseri Kadastro Mahkemesi hükmüne karşı, davacı Hazine vekili, müdahil … vekili, davalı … ve arkadaşları vekili, davalı … vekili, davalı … ve arkadaşları tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı … ve arkadaşları vekili, duruşmasız olarak davacı Hazine vekili ve davalı … vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 30.11.2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı Hazine vekili … , … vekili Av. … geldiler. Karşı taraftan gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü çalışma alanında bulunan 1795, 1796, 1797, 1798 ve 1799 parsel sayılı 131010, 242120, 171760, 27710, 2638142 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.
Davacı Hazine tarafından … ve … aleyhine Asliye hukuk Mahkemesinde tapu kayıtlarının tefrikine ilişkin olarak açılan dava, davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Mahkemece, kadastro tutanakları ile aktarılan dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sırasında … miras yoluyla gelen hakka ve saklı payının ihlal edildiği iddiasına dayanarak davaya katılmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacı Hazinenin ve müdahil … davasının kısmen kabulüne, çekişmeli 1795 parsel sayılı taşınmazın 12.07.2013 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde 122.802,10 metrekare yüzölçümü içerisinde fen bilirkişisi … 18.04.2018 tarihli bilirkişi ek raporunda A harfi ile gösterilen 100.000 metrekarelik kısmının ifrazen ayrılarak aynı adada ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.05.1972 tarihli ve 1972/331 Esas, 1972/287 Karar sayılı veraset ilamı uyarınca … mirasçıları adına tesciline, bakiye kalan B harfi ile gösterilen 22.802,10 metrekarelik kısmının aynı adada aynı parsel numarasıyla Hazine adına tesciline; 1796 parsel sayılı taşınmazın 12.07.2013 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde 241.062,11 metrekare yüzölçümü içerisinde fen bilirkişisi …’ın 19.09.2018 tarihli bilirkişi ek raporunda A harfi ile gösterilen 100.000 metrekarelik kısmının ifrazen ayrılarak aynı adada ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.05.1972 tarihli ve 1972/331 Esas, 1972/287 Karar sayılı veraset ilamı uyarınca … mirasçıları adına tesciline, bakiye kalan B harfi ile gösterilen 141.062,11 metrekarelik kısmının aynı adada aynı parsel numarasıyla Hazine adına tesciline; 1797 parsel sayılı taşınmazın 12.07.2013 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde 198.053,91 metrekare yüzölçümü ile Derevenk Kaya Yerleşimleri, Kaya Kiliseleri, Güvercinlikler, Yapı Kalıntısı ve Kilise Kalıntısı koruma alanı olarak Hazine adına tesciline; 1798 parsel sayılı taşınmazın 12.07.2013 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde 27.239,12 metrekare yüzölçümlü olarak Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.05.1972 tarihli ve 1972/331 Esas, 1972/287 Karar sayılı veraset ilamı uyarınca … mirasçıları adına tesciline; 1799 parsel sayılı taşınmazın 12.07.2013 tarihli bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde 2.595.778,14 metrekare yüzölçümü ile … Kilisesi koruma alanı olarak Hazine adına tesciline, taşınmazların malik hanelerinin bu şekilde doldurulmasına karar verilmiş; hükmün davacı Hazine vekili, müdahil … vekili, davalı … ve arkadaşları vekili, davalı … vekili ile davalı … ve arkadaşları tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi tarafından istinaf talebinin HMK’nin 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş; davacı Hazine vekili, davalı … ve arkadaşları vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
1. Dava konusu 1797 ve 1798 parsel sayılı taşınmazlar yönünden; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, hukuki ilişkinin nitelendirmesine, hasımsız olarak açılan dava sonucu Kayseri 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.12.1952 tarihli ve 1952/1174 Esas, 1016 Karar sayılı ilamı ile tevhit edilen davalıların dayandığı 77 adet tapu kaydının dava konusu taşınmazlara ait olduğunun kanıtlanamamış olmasına, kaldı ki bu tapu kayıtlarında malik olarak belirtilen … oğlu … ile … ’in aynı kişi olduğu ve … olduğu beyan edilmiş ise de davalılar murisi …’in anne adının nüfus kayıtlarında … olduğunun belirtilmiş olmasına, 1797 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün 1. derece arkeolojik sit alanında bulunduğunun ve tamamında zilyetlikle edinme koşullarının oluşmadığının, 1798 parsel sayılı taşınmazda ise … mirasçıları lehine zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğunun anlaşılmış olmasına göre davacı Hazine vekilinin 1798 parsel, davalılar vekilinin 1797 parsel sayılı taşınmaza ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Dava konusu 1795 ve 1796 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mahkemenin gerekçesine, davalılar murisi … tarafından hasımsız olarak açılan dava sonucu Kayseri 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.12.1952 tarihli ve 1952/1174 Esas, 1016 Karar sayılı ilamı ile tevhit edilen davalılar dayanağı 77 adet tapu kaydının dava konusu taşınmazlara ait olduğunun kanıtlanamamış olmasına, kaldı ki bu tapu kayıtlarında malik olarak belirtilen … oğlu … ile … ’in aynı kişi olduğu ve … olduğu beyan edilmiş ise de davalılar murisi …’in anne adının nüfus kayıtlarında … olduğu da dikkate alındığında mahkemenin davalıların dayandığı tapu kaydına değer verilemeyeceği yönündeki kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak Mahkemece … mirasçıları lehine zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu kabul edilmek suretiyle karar verilmiş ise de, bu yönde yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır. Şöyle ki, her iki taşınmazın sınırından ve ortasından dere geçmektedir. Her ne kadar mahkemece mahallinde yapılan keşfe jeoloji mühendisi bilirkişi götürülmüş ise de bilirkişi raporu denetime elverişli değildir. Bilirkişi raporundan, taşınmazlar sınırındaki derenin akan dere olup olmadığı, çekişmeli taşınmazlarla konumu, aralarında kot farkı bulunup bulunmadığı, taşınmazların aktif veya pasif dere yatağı olup olmadığı ve dere yatağından kazanılıp kazanılmadıkları anlaşılamamaktadır.
Doğru sonuca varılabilmesi için; mahkemece mahallinde yeniden keşif yapılarak, jeoloji mühendislerinden oluşan üç kişilik bilirkişi heyetinden belirtilen hususları aydınlatan denetime elverişli rapor alınmalı, bundan sonra ortaya çıkacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmadan karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3. Dava konusu 1799 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Mahkemenin gerekçesine, davalılar murisi … tarafından hasımsız olarak açılan dava sonucu Kayseri 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.12.1952 tarihli ve 1952/1174 Esas, 1016 Karar sayılı ilamı ile tevhit edilen davalılar dayanağı 77 adet tapu kaydının dava konusu taşınmazlara ait olduğunun kanıtlanamamış olmasına, kaldı ki bu tapu kayıtlarında malik olarak belirtilen … oğlu … ile … ’in aynı kişi olduğu ve … olduğu beyan edilmiş ise de davalılar murisi …’in anne adının nüfus kayıtlarında … olduğu da dikkate alındığında mahkemenin davalılar dayanağı tapu kaydına değer verilemeyeceği yönündeki kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak dosya içerisinde bulunan belgelerden Kayseri Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 17.04.2007 tarihli ve 791 sayılı kararı ile çekişmeli 1799 parsel sayılı taşınmazda kalan Surp Toros Kilisesinin korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edildiği anlaşılmakla Kilisenin yeri harita üzerinde işaretlenmiş, mahkemece yapılan keşfe katılan sanat tarihi konusunda uzman bilirkişi tarafından da aynı yönde rapor verilmiştir. Ne var ki, taşınmazın Surp Toros Kilisesi dışında kalan bölümünün de koruma alanında bulunup bulunmadığı hususunda tereddüt hasıl olmuştur.
Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için; mahkemece öncelikle ilgili kurumdan dava konusu taşınmazın üzerinde bulunan kilise dışında kalan bölümlerinin de koruma alanında bulunup bulunmadığı sorulmalı, bu hususta konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmalı, yapılacak araştırma sonucunda koruma alanı dışında kalan bölüm bulunduğunun anlaşılması halinde bu bölümün özel mülkiyete konu olup olamayacağı ve zilyetlikle edinme koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmadan karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı Hazine vekilinin dava konusu 1798 parsel, davalı … ve arkadaşları vekili ve davalı … vekilinin 1797 parsel sayılı taşınmaza ilişkin temyiz itirazlarının reddi ile 6100 sayılı HMK’nin 370. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı Hazine vekilinin dava konusu 1795 ve 1796 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki temyiz itirazları ile (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … ve arkadaşları vekili ve davalı … vekilinin dava konusu 1799 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle HMK’nin 373. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak, aynı Yasa’nın 371. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 3.815,00 TL avukatlık ücretinin davalılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan Hazine ve …’e verilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 30.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.