YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5869
KARAR NO : 2023/6766
KARAR TARİHİ : 26.12.2023
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2015/6 E., 2018/22 K.
DAVA TÜRÜ : Genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davalı Hazine vekili tarafından duruşmasız, davacı … ve arkadaşları vekili tarafından ise duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine, duruşma istemi değerden reddedilmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
İlk Derece Mahkemesinin verdiği karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; “kadastro tespiti sırasında çekişmeli taşınmazın malik hanesi boş bırakılmak suretiyle tespit edildiği, tespit tarihinden sonra tapu sicili açık olan taşınmazla ilgili Asliye Hukuk Mahkemesinde derdest davanın Kadastro Mahkemesine aktarılmış bulunduğundan kadastro hakiminin 3402 … Kadastro Kanunu’nun 30/2 nci maddesine göre re’sen araştırma yapmak ve taraf teşkilini sağlamak zorunda olduğu belirtilerek; öncelikle aynı kuvvet ve mahiyetteki iki ayrı tapu kaydı bulunduğuna ilişkin 11.11.1957 tarihli komisyon kararında belirtilen tapu kayıtlarının tesisinden itibaren tüm tedavülleri ve tapu kayıtlarının oluşumuna esas tüm belgeler ile varsa haritasının getirtilmesi, her iki tapu kaydının malikleri ya da mirasçıları bu davaya dahil edilerek taraf teşkilinin tamamlanması, bundan, sonra tarafların bildirdikleri tüm deliller toplanarak işin esasına girilip, 3402 … Kanun’un 13/B-c maddesinde öngörülen iktisap şartlarının davacı taraf yararına gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; “davacıların dayandıkları tescil ilamıyla oluşan ve taraflar arasında kesin hüküm oluşturmayan 25.05.1954 tarihli ve 194 sıra numaralı tapu kaydı, bir kısım davalıların dayandıkları K. … 932 tarihli ve 200 sıra numaralı tapu kaydı ile 1938 tarihli ve 677 tahrir numaralı vergi kaydının dava konusu taşınmaza uyduğu, vergi kayıt maliki … K. … 932 tarihli ve 200 sıra numaralı tapu kayıt maliklerinden …’in babası … olduğu, tarafların dayandıkları tapu kayıtlarının iç içe girdiği bu itibarla önceki tarihli doğru temele dayanan ve hukuksal değerini yitirmeyen kayda değer verilmesi gerektiği, davalıların dayandıkları Aralık 1932 tarihli ve 200 sıra numaralı tapu kaydının 1771 … İskan Kanununa göre oluştuğu, anılan tapu kaydının oluşumundan sonra 1938 yılında 677 tahrir numarası ile davalılar adına vergi kaydının oluştuğu, bu tarihte vergi kaydının bulunması sebebiyle davalıların bu tarihte zilyet oldukları, davalıların dayandıkları tapu kaydının tedavül gördüğü ve hukuki kıymetini yitirmediği, davacıların 1932 ila 1957 yılları arasında taşınmaz üzerinde zilyet olduklarını ispat edemedikleri, davacıların bir an için bu tarihler arasında taşınmaz üzerinde zilyet oldukları kabul edilse dahi tapu kaydında 1952 yılında yapılan satış işlemi nedeni ile hukuki kesintinin 1952 yılı itibari ile de gerçekleştiği ve dava konusu taşınmazın nizasız ve fasılasız olarak kullanılmadığı, davacılar tapu maliki olduktan sonra da kadastro tespitinin yapıldığı 1957 tarihine kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı, ayrıca davalıların zilyet olduğu tarihin 1938 yılı kabul edilse dahi kadastro tespitinin yapıldığı 1957 yılına kadar da 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı, tüm bu açıklamalar ışığında 25.05.1954 tarihli ve 194 sıra numaralı tapu kayıt malikleri ve mirasçılarının kadastro tespitinin yapıldığı 19.08.1957 tarihinden geriye doğru 20 yılı aşkın süre ile kesintisiz olarak nizasız ve fasılasız olarak malik sıfatıyla zilyet olmadıkları, Aralık 1932 tarihli ve 200 sıra numaralı tapu kaydının hukuki değerini yitirmediği, ayrıca tapu maliklerinin kim veya kimler olduğunun tespit edildiği ve tespit edilen davalılar hakkında gaipliklerine de karar verilmemiş olduğundan davacılar yararına dava konusu taşınmaz üzerinde 3402 … Kanun’un 13/B-c maddesi hükmünde öngörülen koşulların gerçekleşmediği” gerekçesiyle davanın reddine, çekişmeli 523 ada 68 parsel … taşınmazın hüküm yerinde gösterilen payları oranında … mirasçıları ve … mirasçıları ile … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … ve arkadaşları vekili ve davalı Hazine vekili tarafından tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 … Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 … Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı … ve arkadaşları vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden,
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 1086 … Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 35,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 233,95 TL’nin temyiz edenlerden alınmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 26.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
GK/Karşılaştırıldı.