YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5899
KARAR NO : 2021/12718
KARAR TARİHİ : 21.12.2021
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davacı …, müdahiller … ve …’in temyiz itirazları reddedildiğinden haklarında karar verilmesine yer olmadığına, davacılar … ve arkadaşları ile müdahil davacı …Ş’ nin davasının kabulüne karar verilmiş, hükmün Yargıtayca duruşma yapılması suretiyle incelenmesi davacı … , katılan …, …, …, …, …, davalılar Hazine, Orman İdaresi ve … tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08.12.2021 Çarşamba günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü temyiz eden Hazine vekili Av. … , Orman İşletme Müdürlüğü vekili Av. … , … ve … vekili Av. … geldi. Karşı taraftan … ve Müşterekleri vekili Av. …, Av. …, Av. …, … ve Av. …, … Av. …’ in katılımlarıyla duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemece verilen önceki karar … (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi tarafından bozulmuş olup bozma ilamında özetle; “Davacı … ve katılanlar …, …’in temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, muteriz davacılar … mirasçıları ve arkadaşları ile Hazinenin temyiz itirazları bakımından ise, yeterli inceleme yapılmadan hüküm kurulduğu, muteriz davacıların dayandığı çiftlik tapu kayıtlarının ve diğer delillerinin taşınmazlara denetime elverişli ve yeterli kanaat oluşturacak şekilde uygulanmadığı, çekişmeli taşınmaz bu tapu kayıtları kapsamında ise, geldisi olan … Vakfının mülk araziden tahsis edilen, sahih ve icareteynli vakıf olup olmadığı, Ağustos 1326 tarihli ve 2, 3 ve 4 numaralı tapularda malik olarak görülen … kızı … Hanım’ın kök tapu kaydı maliki … (… ) Efendi’nin kızı olup olmadığı, tapu kayıtlarının doğru temele dayanıp dayanmadığı ve düzenli şekilde intikallerinin yapılıp yapılmadığı ve tapu kayıtlarının sahih esasa dayanıp dayanmadığı, çiftlik tapu kayıtlarının … (… Çiftliği), … (… Çiftliği) ve … (… Çifliği) Köylerinde yapılan kadastro işlemlerinde revizyon görüp görmediği, görmüş ise hangi parsellere revizyon gördüğü, hükmen uygulanmış ise hangi parsellere uygulandığı, harita, plan ya da krokisinin bulunup bulunmadığı, değişebilir sınırlar içerip içermediği, sınırları itibariyle ya da miktarıyla çekişmeli parseli kapsayıp kapsamadığı, kayıt fazlasının nereden kaynaklandığı hususlarının ve taraflarca ileri sürülen delillerin gerektiği şekilde irdelenmediği, Kadastro Mahkemesinin sözü edilen 1996/11 Esas sayılı dosyasında taraf olmayan Hazine ve bu dosyanın davacıları olan ve zilyetlikle edinme iddiasında bulunan gerçek kişiler yönünden bu dosyanın kesin hüküm oluşturmayacağı açıklanarak;
1. Dayanak çiftlik tapu kayıtlarının tüm tedavülleri ile birlikte dosya arasına alınması;
2. Tapu kayıtlarının revizyon gördüğü ya da hükmen bu tapu kayıtlarının uyduğu belirlenen taşınmazlar saptanarak, tespit tutanaklarının, tespitleri kesinleşmişse tapu kayıtlarının ve hükmen kesinleşenlerin bilirkişi raporlarının dosya arasına alınması;
3. Belirlenen revizyon parselleri ile aynı şekilde dava edilen tüm parselleri birarada gösterir pafta örneklerinin getirtilmesi;
4. Vakıf taşınmazları ve Vakıf Hukuku konusunda uzman bilirkişiler belirlenip, dosyadaki tarafların tutunduğu mülknameden başlanarak tüm kayıtların ve belgelerin incelettirilmesi, … Sultan Vakfı’nın niteliği konusunda rapor düzenlettirilmesi;
5. Tapu kayıtlarındaki sınırları ve memleket haritasındaki mevkileri bilebilecek ve bu davalarla ilgisi olmayan, olabildiğince yaşlı ve yansız yerel bilirkişiler tespit edilmesi, gerektiğinde tapu kayıtlarının bilinmeyen sınırlarında yardımcı olacak ve zilyetlik konusunda bilgi verecek tanık isimlerinin taraflardan istenmesi, önceki keşiflere katılmamış üç harita mühendisi bilirkişinin isminin yöntemince belirlenmesi;
6. Bilahare, kılavuz dosya üzerinden yapılacak keşifte; … Sultan Vakfiyesi ve 17 Rabiulevvel 1295 tarihli İcmali Hakani sureti: … Sancağında, … Kazasında vaki bir tarafı Çıtırlılı ve bir tarafı … ve bir tarafı … ve … müntehi olup işbu hudut ile mahdut mahal derununda … Çiftliği denmekle arif bir kıta çiftlik, … Çiftliği denmekle arif bir … çiftlik ve … Çiftliği denmekle arif bir kıta çiftlik sınırları ve ilk tesisi Mart 1290 tarih D.9, V.18, aynı tarih Varak 19, aynı tarih Varak 20 sayılı tapu kayıtları tüm tesis ve tedavülleri ile, bu kayıtlardan önce oluşturulmuş ise bu kayıtların, Ağustos 1326 tarihli tedavüllerinde yönlendirilmiş sınırları ve Eylül 1340 tarihli tedavülleri ile Mayıs 1969 tarihinde yapılan ifrazlara göre oluşan yeni sınırları itibariyle yerel bilirkişiler yardımıyla yerine uygulanması, bu çiftlik sınırları için ayrıca oluşturulan çiftliğe ait tarla ve bina nitelikli tapu kayıtları varsa onların dahi uygulanması, uygulama sırasında, tutunulan … maa … Çiftliği, … Çiftliği ve … Çiftliği tapularında … Gediği, … ve … sınırlarının ortak sınır, … (…), … (…) sınırlarının köy ya da çiftlik sınırı olup olmadığı irdelenerek, tapu kayıtlarının eşcar-ı müsmire ve gayr-ı eşcarı müsmireyi müştemil çiftlik kayıtları olması ve bu sınırlar içinde devlet ormanları, dereler, taşlık ve kayalık niteliğindeki devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin bulunması, bir kısım sınırlarının mevki ya da nokta sınırlar olması, bu sınırların çoğunluğunun devlet ormanı içinde kalması nedeniyle, değişebilir nitelikte sınır içerdiği, 3402 sayılı Kanun’un 20/C maddesi gereğince kayıt kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı, … Çiftliğine ait tapu kaydının aynı köy 1 ilâ 169 sayılı parsellere uygulandığı, ancak bu parseller hakkında tapuya dayanmayan ve zilyetlikle kazanma iddiasında bulunan gerçek kişiler tarafından itiraz edilip, birçok dava açıldığı, … maa … Çiftliği tapusunun … Köyü 373 ilâ 633 sayılı parsellere de uygulandığı gözönünde bulundurularak, dayanılan çiftlik tapu kayıtlarının yöntemince uygulanması; bilinmeyen sınırlar konusunda tarafların gösterecekleri tanıkların dinlenmesi; yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin, komşu parsel kayıtları ve eski tarihli memleket haritaları, köy isimleri ve sınırlarına ilişkin tüm kayıtlarla denetlenmesi; yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından tarif edilen ve gösterilen sınırlardaki çelişkilerın yöntemince giderilmesi; revizyon parselleri ile … (…) ve … (…) Köyleri (ya da Çiftlikleri) ile memleket haritasında … Köyü olarak işaretlenmiş bulunan sınırlar gözetilerek, sabit sınırların nereler olabileceği değerlendirilip, kayıtların 3402 sayılı Kanun’un 20. ve 21. maddeleri hükmüne göre sabit sınırlarla bağlantısı kesilmemek suretiyle, bu sınırlardan başlanarak, genel kadastroda revizyon gördüğü çiftlik tapu sahipleri adına kesinleşen parseller de dikkate alınmak suretiyle uygulanarak, kayıtların yüzölçümüyle kapsadığı alanların tereddüte yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi; harita mühendisi bilirkişi ve fen bilirkişilere, tapu kaydının sınırları itibariyle kapsadığı alanı ve yüzölçümüyle geçerli kapsamını ayrı ayrı gösteren farklı renkli kalemlerle işaretli müşterek imzalı kroki düzenlettirilmesi;
7. Daha sonra, dosyaya getirtilen en eski tarihli hava fotoğrafları, memleket haritaları, amenajman planları ve orman kadastro haritası ile kadastro paftası ve dayanılan tapu kayıtlarının sınırları ve yüzölçümüyle geçerli kapsamını gösteren bilirkişi krokisi ve haritası, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yöntemince uygulanarak, tapu kaydının yüzölçümüyle kapsadığı alanlar içinde kalıp 4785 sayılı Kanun hükümlerine göre devletleştirilen orman alanlarının belirlenmesi, bu alanlarının yüzölçümü, tapu kayıtlarının yüzölçümünden düşüldükten sonra, artan bölümün tarım alanları ve yerleşim alanları için hüküm ifade edeceğinin, tapu kaydının yüzölçümüyle geçerli kapsamı dışında kalan orman alanlarının, 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre zaten devlet ormanı sayılması nedeniyle, devletleştirmeye ve iadeye konu edilemeyeceğinin gözetilmesi, anlatılan şekilde yapılacak uygulama ve değerlendirme sonucunda, dava konusu taşınmazın muteriz davacıların dayandığı tapu kaydı kapsamı içinde kaldığı belirlendiği takdirde; çekişmeli taşınmazların 4785 sayılı Kanun kapsamında kalıp kalmadıklarının değerlendirilmesi, tapu kaydı bulunması halinde orman içi açıklıkların kayıt maliki adına tescil edilebileceğinin gözönüne alınması, yapılacak uygulama ve değerlendirme sonucunda, dava konusu taşınmazın muteriz davacıların dayandığı tapu kaydı kapsamı dışında kaldığı belirlendiği takdirde ise; davacı … adına 3402 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca 20 yıla ulaşan zilyetlik bulunmadığı, taşınmazın seri usulde yapılan orman kadastrosuna bitişik ve dışında olmaları da nazara alınarak niteliği belirlenmek suretiyle oluşacak kanaate göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
… bozma ilamı sonrası yapılan yargılama sırasında, müdahil … Değerler Ticaret A.Ş., çiftlik tapusuna dayanan davacıların tapudaki paylarından bir kısmını satın aldığını belirterek, taşınmazın payı oranında adına tescili istemiyle davaya katılmıştır.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, kısa kararda; “Davacılar … ve arkadaşları ile müdahil davacı …Ş.’nin davasının kabulüne” gerekçeli kararda ise; “Davacı …, müdahiller … ve …’in temyiz itirazları reddedildiğinden haklarında karar verilmesine yer olmadığına, davacılar … ve arkadaşları ile müdahil davacı …Ş’ nin davasının kabulüne, … (Köyü) Mahallesi 207 ada 1 parsel ile 218 ada 1 parsel sayılı taşınmazların tamamı 3840 pay kabul edilerek payları oranında davacılar adına tapuya tesciline” karar verilmiş; hüküm, davacı … , katılan …, …, …, …, …, davalılar Hazine, Orman İdaresi ve … tarafından temyiz edilmiştir
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nun 297/2. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre hüküm, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsamalıdır. Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Hükmün gerekçesi dosya içeriğine uygun olmak zorunda olup, ayrıca, hükmün gerekçesi ile sonuç kısmı birbiri ile çelişmemelidir.
T.C. Anayasası’nın 141. maddesi hükmü uyarınca, duruşmaların aleniyeti kuralı gereği, tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine aykırı ve çelişik olmaması gerekir. Bu nedenle Mahkeme hükmü tek olduğundan ve kısa kararla aynı sonuçları taşıyacağından, kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki halinde, yasaya uygun bir hükmün varlığından söz edilemez. Nitekim … İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.04.1992 tarih ve 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni sayılacağı belirtilmiştir.
Somut olayda; Mahkemece, gerekçesi daha sonra açıklanmak üzere kısa kararında; “Davacılar … ve arkadaşları ile müdahil davacı …Ş.’nin davasının kabulüne” hükmedildikten sonra, gerekçeli kararda ise; “Davacı …, müdahiller … ve …’in temyiz itirazları reddedildiğinden haklarında karar verilmesine yer olmadığına, davacılar … ve arkadaşları ile müdahil davacı …Ş’nin davasının kabulüne, … (Köyü) Mahallesi 207 ada 1 parsel ile 218 ada 1 parsel sayılı taşınmazların tamamı 3840 pay kabul edilerek payları oranında davacılar adına tapuya tesciline” karar verilmek suretiyle çelişkiye sebebiyet verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı … , katılan …, …, …, …, …, davalılar Hazine, Orman İdaresi ve … vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince … Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara ve asli müdahile ayrı ayrı iadesine, 21.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.