Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/5975 E. 2021/10572 K. 19.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5975
KARAR NO : 2021/10572
KARAR TARİHİ : 19.10.2021

MAHKEMESİ : Mersin Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında Mersin Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince istinaf dilekçesinin kararın miktarı itibariyle kesin olduğundan gerekçesiyle reddine karar verilmiş, davacı vekilinin bu kararı temyiz etmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 28.09.2017 tarihli ek kararı ile temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş olup, davacı vekili tarafından iş bu ek karar temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
… İli … İlçesinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun Geçici 8. madde gereğince yapılan kadastro çalışmaları sırasında, … Mahallesi çalışma alanında bulunan 105 ada 357 parsel sayılı 1.864,08 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tarla vasfıyla tespit edilmiştir.
Davacı Hazine, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasına dayanarak, kadastro tespitinin iptali ve taşınmazın adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiş,; hükme karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi (8.) Hukuk Dairesi tarafından kararın kesin olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusu reddedilmiş, bu karar davacı Hazine vekilince temyiz edilmekle, 28.09.2017 tarihli ek kararla, temyiz isteminin reddine karar verilmiş olup, davacı vekili tarafından iş bu ek karar temyiz edilmiştir.
Anayasa’nın 36. maddesinin 1. fıkrası uyarınca herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde de herkesin kişisel hak ve yükümlülükleriyle ilgili her türlü iddiasını mahkeme önüne getirme hakkı güvence altına alınmıştır. Buna göre, mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı, adil yargılanma hakkı kapsamındadır.
28.07.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun’un 53.maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek 6. maddesi ile “Kadastro Mahkemesinin veya otuz günlük askı ilan süresinden sonra, kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan davalarda genel mahkemelerin verdiği kararlar ile orman kadastrosuna ilişkin davalarda bu mahkemelerce verilen kararlara karşı, miktar ve değere bakılmaksızın 12.1.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulabilir.” hükmü getirilmiştir. Hükmün gerekçesinde belirtildiği üzere, bu madde ile söz konusu davaların miktar veya değerine göre istinaf veya temyiz yoluna tabi olup olmadığıyla ilgili uygulamada oluşan tereddütlerin giderilmesi amaçlanmıştır.
Yukarıda açıklandığı üzere Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı, hukuk güvenliği ile hukuki belirlilik ilkesi, 28.07.2020 tarihli ve Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun’un 53.maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek 6. maddesi karşısında, tereddüte yol açan usul kurallarının hakkaniyete halel getirecek kadar aşırı şekilci olarak uygulanmaması ve adalet duygusunun rencide edilmemesi gerektiği de gözetildiğinde Mersin Kadastro Mahkemesinin 28.03.2017 tarihli ve 2016/338 Esas, 2017/63 Kararına karşı istinaf yoluna başvurulabileceği kabul edilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığın değerlendirilmesinde; 7251 sayılı Kanun’un 53. maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek 6. Madde ile, bu madde de sayılan davalar yönünden, dava değerine bakılmaksızın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulabileceği kabul edildiğinden, bu kapsamdaki eldeki davada, ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yolu, bölge adliye mahkemesinin istinaf incelemesi sonucu vereceği karara karşı da temyiz kanun yolu açık olduğundan, öncelikle bölge adliye mahkemesinin temyiz isteminin reddine dair ek kararının kaldırılması ile bölge adliye mahkemesinin, ilk derece mahkemesi kararına karşı ileri sürülen istinaf sebeplerini esastan inceleyip sonucuna göre bir karar verilmesi için istinaf isteminin reddine dair kararın da bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin reddine dair ek karara yönelik temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan gerekçeyle kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin 28.09.2017 tarihli ve 2017/326 Esas, 2017/273 Karar sayılı EK KARARININ KALDIRILMASINA, istinaf isteminin reddine dair 22.06.2017 tarihli Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.