Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/6370 E. 2021/12650 K. 20.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6370
KARAR NO : 2021/12650
KARAR TARİHİ : 20.12.2021

MAHKEMESİ : Ankara Batı Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında Ankara Batı Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükmün davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, uygulama kadastrosu neticesinde maliki olduğu … İlçesi … Mahallesinde bulunan 131 ada 146 (yeni 440 ada 3 parsel) parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksildiğini ileri sürerek, taşınmazının ve dava konusu 131 ada 143, 144, 145, 146 ve 147 parsel sayılı taşınmazlarla birlikte 2011 yıl öncesi pafta ölçeklerinin ve 2018 parsel ölçeklerin aynı ölçekte harita üzerine konarak incelenmesi suretiyle, yüzölçümünün 15,980 m² olarak düzenlenmesi ve ölçüm ve kadastro hatalarından doğan 1.227,05 m² kaybının giderilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalı …’ne karşı dava açıldığı, oysa ki davacının kaybının komşu parsellerden kaynaklandığını belirtiği ve davanın komşu parsel maliklerine karşı açılmadığı gerekçesiyle, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosuna itiraz niteliğindedir. Kural olarak, bu tür davalarda husumetin, yapılan tespit sonucunda itiraz edenin taşınmazı aleyhine yüzölçümü artan ya da lehine ortak sınırı değiştirilen taşınmazların maliklerine yöneltilmesi gerekmekte olup, uygulama kadastrosu sonucunda lehine sınır değişikliği yapılan veya yüzölçümü artan taşınmaz veya taşınmazların bulunmaması halinde ise Kadastro Müdürlüğüne husumet yöneltilerek de dava açılabilecektir. Bu hususun aydınlığa kavuşturulabilmesi için de öncelikle mahallinde keşif ve uygulama yapılarak davacıya ait taşınmazların yüzölçümünde oluşan azalmanın hangi nedenden kaynaklandığının uzman fen bilirkişi raporuyla yöntemince saptanması ve ulaşılacak sonuca göre; davacıya ait taşınmazların geometrik sınırlarında bir değişiklik olmadığının ve yüzölçümlerinde oluşan eksilmenin hesaplamaya dair maddi hatadan veya hesaplama yönteminden kaynaklandığının anlaşılması halinde, Kadastro Müdürlüğüne husumet yöneltilerek dava açılması yeterli görülerek davanın esası hakkında karar verilmesi, davacıya ait taşınmazların yüzölçümünde oluşan eksilmenin, komşu taşınmazlardan kaynaklandığının belirlenmesi halinde ise, davanın komşu parsel maliklerine yöneltilmesi için davacıya süre ve imkan verilmesi, yöntemince taraf teşkili sağlandıktan sonra, davanın esasına girilerek bir karar verilmesi gerekir.
Mahkemece, bu husus gözetilmeksizin, belirtilen şekilde uygulama yapılmadan, husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddedilmesi isabetsiz olduğundan, Ankara 13. Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlere, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, Ankara Batı Kadastro Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacı …’e iadesine, 20.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.