Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/7090 E. 2021/11370 K. 17.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7090
KARAR NO : 2021/11370
KARAR TARİHİ : 17.11.2021

MAHKEMESİ : Antalya 9. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında Antalya 9. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince, hüküm tarihi itibariyle HMK’nin 341/2. Maddesi uyarınca kararın kesin nitelikte bulunduğu gerekçesiyle istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı vekilinin tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sonucu, … İli … İlçesi … Mahallesi … Mevkiinde kain 2167 parsel sayılı 4.809 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 19.6.2012 tarihinde çalılık vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı … vekili, Kadastro Müdürlüğü tarafından yapılan çalışmalarda 2167 parsel sayılı taşınmazın 6831 sayılı yasanın 2/B maddesine göre Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını, ancak kullanıcı hanesinin boş bırakıldığını, taşınmazın uzun zamandır vekil edeni olan davacının zilyetliğinde bulunduğunu açıklayarak, dava konusu taşınmaza ilişkin yapılan tespitin iptali ile sözkonusu parselin zilyetliğinin davacı adına tespitine karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacının dava konusu taşınmazda zilyetliğinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince, hüküm tarihi itibariyle HMK’nin 341/2 maddesi uyarınca karar kesin nitelikte bulunduğundan istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiş ve iş bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Anayasa’nın 36. maddesinin 1. fıkrası uyarınca herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün bir unsurudur. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde de herkesin kişisel hak ve yükümlülükleriyle ilgili her türlü iddiasını mahkeme önüne getirme hakkı güvence altına alınmıştır. Buna göre, mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı, adil yargılanma hakkı kapsamındadır.
28.07.2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 22.07.2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanun’un 53.maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek 6. maddesi ile “Kadastro Mahkemesinin veya otuz günlük askı ilan süresinden sonra, kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan davalarda genel mahkemelerin verdiği kararlar ile orman kadastrosuna ilişkin davalarda bu mahkemelerce verilen kararlara karşı, miktar ve değere bakılmaksızın 12.1.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulabilir.” hükmü getirilmiştir. Hükmün gerekçesinde belirtildiği üzere, bu madde ile söz konusu davaların miktar veya değerine göre istinaf veya temyiz yoluna tabi olup olmadığıyla ilgili uygulamada oluşan tereddütlerin giderilmesi amaçlanmıştır.
Dava, Hazine adına orman dışına çıkarılan dava konusu alanda zilyetlik tespiti isteğine ilişkindir.
Yukarıda açıklandığı üzere Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda bulunma hakkı, hukuk güvenliği ile hukuki belirlilik ilkesi, 28.07.2020 tarihli ve Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 22.07.2020 tarih 7251 sayılı Kanun’un 53.maddesi ile 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek 6. maddesi karşısında, tereddüte yol açan usul kurallarının hakkaniyete halel getirecek kadar aşırı şekilci olarak uygulanmaması ve adalet duygusunun rencide edilmemesi gerektiği de gözetildiğinde 15.3.2018 tarihli karara karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulabileceği kabul edilmelidir.
Hal böyle olunca; Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esası incelenmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesi kararının kesin olduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın HMK’nin 373/2 maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 17.11.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.