YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8119
KARAR NO : 2021/11187
KARAR TARİHİ : 11.11.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün bir kısım davalılar …, …, … ve … tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
… İli … İlçesinde 1987 yılında yapılan kadastro sonucu, … (…) Köyü çalışma alanında bulunan … mevkii 257 parsel sayılı 9.925 m2 yüzöçümündeki taşınmaz, tarla vasfıyla … adına tespit ve tescil edildikten sonra, 25.07.2012 tarihinde 3402 sayılı Kanun’un 22/2-a maddesi gereğince yapılan çalışmalarda, 720 ada 35 parsel numarası altında 9.926,20 m2 yüzölçümlü olarak tarla vasfıyla … adına kaydedilmiştir.
Davacı … İdaresi vekili, Kadastro Mahkemesinde açtığı dava ile, … İli … İlçesi … Beldesi … Mahallesinde kain 720 ada 35 parsel sayılı taşınmazın 3402 sayılı Kanun’un 22/2-a maddesi gereğince yapılan kadastro çalışmaları sonucunda davalı taraf adına tespit edildiğini, … Beldesinde ilk orman tahdidinin 6831 sayılı Kanun’un 3302 sayılı Kanun’la değişik 1 ve 2/B. maddelerine göre yapıldığını, bu tahdidin 25.01.1991 tarihinde ilân edildiğini ve süresinde kesinleştiğini, bu yerin 4785 sayılı Kanuna göre devletleştirilen ve iadeye tâbi olmayan yerlerden olduğunu, yapılan tespitin usûl ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, 720 ada 35 parsel sayılı taşınmazın orman sınırları içerisinde kalan kısmının orman vasfıyla Hazine adına tapuya tescilini talep etmiş; Kadastro Mahkemesince, davacının, taşınmazın orman olduğu yönündeki mülkiyete ilişkin iddiasını değerlendirme konusunda Kadastro Mahkemesinin görevli olmadığı gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine, talep halinde dosyanın yetkili ve görevli … Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ve bu kararın temyiz edilmeksizin kesinleşmesi üzerine dava dosyası Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesince, davalı olarak gösterilen … ’in davadan önce 1996 yılında öldüğü ve ölü kişiye karşı dava açılamayacağı gerekçesi ile davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine ilişkin hüküm, davacı … İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtayca; “dava açıldığı tarihte davalının ölü olduğu anlaşılmakta ise de, yargılama sırasında davalının mirasçıları davaya dahil edilerek dava şartı eksikliği giderilmiş olduğundan, mahkemece, işin esası hakkında karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacının davasının kabulü ile … Mahallesi 720 ada 35 parsel sayılı taşınmazın, fen bilirkişisi …’ın 17.08.2016 havale tarihli rapor ve ekindeki krokide A harfi ile gösterilen 1.593,53 m2’lik kısmının tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, fen bilirkişisi …’ın 17.08.2016 havale tarihli rapor ve ekindeki krokinin kararın eki sayılmasına karar verilmiş; hüküm, bir kısım davalılar …, …, … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3402 sayılı Kanun’un 22/2-a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosu işlemi sonucu davalı adına tespit gören taşınmazın bir kısmının kesinleşmiş orman tahdit sınırları içerisinde kaldığı iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına , mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, bir kısım davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Hüküm tarihinden önce 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle 3402 sayılı Kadastro Kanununa eklenen “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” şeklindeki 36/A maddesi ve 17. maddesi ile eklenen “Bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” şeklindeki geçici 11. maddesi hükümleri gereğince davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, Mahkemece, davalının yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması isabetsiz ve bozma nedeni ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün HUMK’un 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, hüküm fıkrasının 3.,4. ve 5. bentlerinin hükümden çıkartılarak yerine “6099 sayılı Kanun ile 3402 sayılı Kanuna eklenen 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı … İdaresi üzerinde bırakılmasına,” ibaresinin eklenmesine, Yerel Mahkeme hükmünün 1086 sayılı HUMK’un 438/7. fıkrası gereğince DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİ İLE ONANMASINA, bir kısım davalıların sair temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince … ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 11.11.2021 tarihinde oy birliği ile karar verilmiştir.