Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/8161 E. 2021/10658 K. 20.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8161
KARAR NO : 2021/10658
KARAR TARİHİ : 20.10.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
… İli … İlçesinde 3402 sayılı Kadastro Kanununun geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, …/… Mahallesi çalışma alanında bulunan 300 ada 36 parsel sayılı 822,02 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, arsa vasfıyla davalı … adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki çalılık ve taşlık yerlerden olduğu iddasıyla, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın adına tespit ve tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne, çekişmeli 300 ada 36 nolu parselin kadastro tespitinin iptali ile arsa vasfıyla Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1956 yılında tapulama çalışması yapılarak davalı parsel tapulama dışı bırakılmış, 1988 yılında ise 6831 sayılı Kanun gereğince orman kadastrosu ve aynı kanunun 2/B maddesi uygulama çalışmaları yapılmış ve çekişmeli taşınmaz orman sınırları dışında bırakılarak kesinleşmiştir.
Mahkemece, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının davalı yararına gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın nın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki, çekişmeli taşınmazın niteliği ile taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin sürdürülüş biçimi ve süresi yöntemince araştırılmamış, bu kapsamda tespit tarihi olan 2013 yılından geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait üç ayrı tarihte çekilmiş hava fotoğrafları üzerinde inceleme yaptırılması gerekirken, tespit tarihinden öncesine ait sadece 1987 yılına ait hava fotoğrafı üzerinde inceleme yaptırılması ile yetinilmiş ve ayrıca 1956 yılında yapılan tapulama çalışmalarında dava konusu taşınmazın tespit harici bırakılma nedeni de araştırılmamıştır.
Hal böyle olunca; sağlıklı sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle, dava konusu taşınmazın daha önce tescil harici bırakılma nedeni araştırılmalı, taşınmazın bulunduğu yere ait tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin üç ayrı tarihte çekilmiş hava fotoğrafı getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ve fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşif sırasında; yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın tespit tarihinden 20-25 yıl öncesindeki niteliğine ve kimler tarafından, neye istinaden zilyet edildiğine ilişkin maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, taşınmazın imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli ve beyanları arasında oluşabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle yöntemince giderilmeye çalışılmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiye dosyanın tevdii ile dava konusu taşınmazın tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait ve üç ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları üzerinde uygulama yaptırılarak, taşınmazın niteliği ile taşınmaz üzerinde imar-ihya işlemlerine başlandığı ve tamamlandığı tarih ile tarımsal amaçlı zilyetliğin başlangıç tarihi ayrı ayrı saptanmalı; ziraatçi bilirkişi kurulunca, taşınmazın öncesi ve zirai faaliyete konu olup olmadığı, imar-ihyanın hangi tarihte başladığı, ne zaman tamamlandığı, üzerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğü, 22.01.2015 tarihli ziraat bilirkişisi raporunda çekişmeli taşınmazın köy içi arsa konumunda olduğu belirtildiği dikkate alınarak, taşınmazın kullanılmama nedeninin bu durum olup olmadığı hususları özellikle irdelenmeli ve bu konuları açıklayan, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, taşınmazın değişik yönlerinden çekilmiş renkli fotoğraflarıyla desteklenmiş, ayrıntılı ve gerekçeli rapor düzenlemeleri istenilmeli; fen bilirkişinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye elverişli krokili rapor alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek, davalı yararına imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği tereddütsüz olarak belirlenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 22.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.