Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/9736 E. 2023/4975 K. 05.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9736
KARAR NO : 2023/4975
KARAR TARİHİ : 05.10.2023

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2012/23 E., 2015/7 K.
KARAR : Davacıların davalarının kabulüne

Taraflar arasındaki aktarılan kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı … ve davalılar … ile … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında Artvin ili Hopa ilçesi Sundura Mahallesinde bulunan 331 ada 4 parsel (kadastro tutanak aslı bulunamadığından Kadastro Müdürlüğünce ihya edilmiştir), tapu kayıtlarına dayanılarak, 1356 m2 yüzölçümü ile niteliği belirtilmeden, Hopa Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/4 Esasında davalı olduğundan malik hanesi boş bırakılarak davalı olarak; 331 ada 5 parsel, tapu kayıtlarına dayanılarak, 1768,25 m2 yüzölçümü, ağaçlık vasfı ile bir kısım davalılar/murisleri adına; 331 ada 1 parsel, tapu kayıtlarına dayanılarak, 1207,81 m2 yüzölçümü, ağaçlık vasfı ile bir kısım davalılar murisi … ve … adına tespit edilmiştir.
Davacılar Hopa Asliye Hukuk Mahkemesine verdikleri dava dilekçesinde cilt: 61, sayfa: 29, no: 3 te kayıtlı 5.000 m2 alanlı taşınmazlarının kuzey bölümünde yaklaşık 2.000 m2 alanlı kısma davalı …’ın ağaç kesmek suretiyle müdahalede bulunduğunu belirterek, davalının müdahalesinin önlenmesini istemişlerdir.
Asliye Hukuk Mahkemesince dava konusu taşınmaza tespit tutanağı düzenlendiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş ve yargılamaya Kadastro Mahkemesinde devam edilerek, “davacıların davalarının kabulüne, davalı …’ın Artvin ili Hopa ilçesi Sundura Mahallesi Çignoğali mevkiinde kain 331 ada 5 parsel … taşınmaza vaki müdahalesinin men-ine, dava konusu Artvin ili Hopa ilçesi Sundura Mahallesi Çignoğali mevkiinde kain 331 ada 1 parsel, 331 ada 4 parsel ve 331 ada 5 parsel … taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile dava konusu bu parsellerin her biri ayrı ayrı 280 pay kabul edilerek,
107 Payının … ve … oğlu 1929 doğumlu … adına
10 Payının …ve …oğlu 1938 doğumlu … adına
10 Payının …ve …oğlu 1943 doğumlu … adına
10 Payının …ve …kızı 1955 doğumlu … adına
55 Payının … …ve …kızı 1979 doğumlu … (Temelocak ) adına
55 Payının … …ve …oğlyu 1977 doğumlu … adına
9 Payının … … ve … kızı 1979 doğumlu … adına
9 Payının … … ve … oğlu 1979 doğumlu … … adına
9 Payının … … ve … kızı 1985 doğumlu … adına
6 Payın ….ve …..kızı … adına tapuya kayıt ve tesciline
Dava konusu parsellerden 331 ada 1 ve 5 parsel … taşınmazların kadastro tutanaklarının beyanlar hanesinde bulunan ‘Su deposu, Hopa Belediyesi Tüzel kişiliğine aittir.’ şerhinin baki kalmasına” karar verilmiş olup; hüküm, davalılar … ve … vekili ile davalı … tarafından temyiz etmiştir.

Davalılar … ve … vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilleri yönünden kararın bozulması gerektiğini, davanın esasına ilişkin hiçbir itirazı ve beyanı olmayan ve davadan kararın tebliği ile haberdar olan müvekkillerinin diğer birtakım davalılar gibi harçtan muaf tutulmasının gerektiğini belirterek kararın usul yönünden bozulmasını istemiştir.

Davalı … temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın değeri belirlenip bu değer üzerinden eksik harç tamamlanmadan esasa girildiğini, yapılan keşifte mahalli bilirkişi ve tanıkların kendilerine okunan tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazlara uyum sağladığının belirtildiği ancak dinlenen bilirkişilerden hiçbirinin dava konusu taşınmazların davacılara ait olduğu yönünde beyanda bulunmadığı dosyada da bu yönde delil olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

Dava genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz davasıdır.

3402 … Kadastro Kanunu’nun (3402 … Kanun) 5 inci maddesi uyarınca, kadastro sırasında, genel mahkemelerde mülkiyete ilişkin davaya konu olan taşınmazlar malik hanesi açık olarak tespit edildikten sonra tutanak ve ekleri kadastro mahkemesine gönderilir. Hakkında, tespit gününden önce genel mahkemede mülkiyete ilişkin dava bulunan taşınmazların kadastro tespitleri sırasında malik hanelerinin doldurulması, hukukça değer taşımaz. Bu tür taşınmazlar hakkında genel mahkemelerin görevi, 3402 … Kanunu’nun 27 inci maddesi uyarınca, taşınmaz mal hakkında kadastro tutanağı tanzim edildiği tarihte sona erer ve dava kadastro mahkemesine aktarılır. Kadastro mahkemelerince, aktarılan davalarda, resen araştırma ilkeleri çerçevesinde yargılama yapılarak gerçek hak sahibi yararına tescile ilişkin karar verilmesi zorunludur. Bu sebeple, aktarılan davaya konu taşınmazların malik hanelerinin doldurulmak suretiyle tespit edilmesi hukuken değer taşımamaktadır.

Somut olayda 331 ada 4 parselin kadastro tespiti, 3402 … Kanun’un 5 inci maddesi gereğince davalı olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle, 331 ada 1 ve 5 parselin kadastro tespiti ise malik haneleri doldurulmak suretiyle yapılmıştır. İlk Derece Mahkemesince aktarılan davaya konu edilen taşınmaz ya da taşınmazların hangi taşınmaz ya da taşınmazlar olduğu duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenip, bunun sonucuna göre aktarılan davanın konusu olmayan taşınmazlar yönünden kadastro işlemlerinin olağan usullere göre tamamlanması için işlem yapılmamıştır. Şöyle ki; eldeki dosyada aktarılan davanın konusunun, Hopa Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/19 Esas … dosyasında davalı … tarafından müdahalede bulunan yaklaşık 2.000 m2 taşınmaz olduğu anlaşılmıştır. Ancak İlk Derece Mahkemesi gerekçesinde; davacı tarafın 28.09.1962 tarihli tek parça tapu kaydına dayanarak tamamının kendisinin olduğunu bildiği taşınmazının kuzey bölümünde davalı …’ın ağaç kesmesi ve ev yaptırması üzerine öncelikle elatmanın önlenmesi davası açtığı, fakat daha sonra bu yer üzerinde kadastro çalışmalarının başlaması sonucu tek parça olan dava konusu yerin 6 ayrı parsel numarası aldığı, 331 ada 4 parselin edinme sebebinde davacılar adına tespit gördüğü, ancak malik hanesinin boş bırakıldığı oysa ki ev yapılarak müdahalede bulunan kısmın 331 ada 5 parsel üzerinde kaldığı, bu nedenle yanlış parselin malik hanesinin boş bırakıldığı, 331 ada 1 ve 5 parsellerin davalılar ve kök murisleri adına tespit gördüğü, 343 ada 16, 39, 40 parsel … taşınmazlara ilişkin Hopa Kadastro Mahkemesinin 1999/6 Esas 2008/18 Karar … ilamıyla Orman vasfıyla Hazine adına tescillerine ilişkin kararın Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2009/19406 Esas, 2010/61 Karar … ilamıyla onanıp kesinleştiği, tüm bu nedenlerle en başta açılan el atmanın önlenmesi davasının sonradan kadastro tespitine itiraz davasına dönüştüğü ve davalı olması gereken parsellerin 331 ada 1, 4 ve 5 parsel … taşınmazlar olduğu belirtilerek, 331 ada 1, 4 ve 5 parsellerin kadastro tespitlerinin iptaline karar verilmiştir.

Öte yandan; davanın açıklanan niteliğine ve somut dosyaya göre; Hazine ile ilgili kamu tüzel kişiliğinin davada taraf olarak yer alması gerektiği İlk Derece Mahkemesince gözden kaçırılmış ve dava konusu taşınmazların tapu kaydında malik olarak görünen kişilerin tamamı davada yer almadan yöntemince taraf teşkili sağlanmadan hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Taraf teşkilinin sağlanması kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olduğundan, mahkemelerce yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmesi zorunlu olduğu gibi, bu koşul yerine getirilmeden davanın esası hakkında hüküm kurulması da hukuken mümkün bulunmamaktadır.

Bu itibarla İlk Derece Mahkemesince öncelikle Hazine, Hopa Belediye Başkanlığı ve davaya dahil edilmeyen tespit tutanağında malik olarak belirtilen, tapu kaydında malik olarak görünen kişilere dava dilekçesi ve duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilip husumet yaygınlaştırılarak yöntemince taraf teşkili sağlanmasından sonra, tarafların savunma ve delilleri sorulup, bildirdikleri takdirde delilleri toplanmalıdır.

Diğer yandan dava konusu taşınmazların sınırında dere olduğu halde dereden kazanım olup olmadığı hususunda yeterli araştırma yapılmadığı anlaşılmıştır.

O halde İlk Derece Mahkemesince yöreye ait eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve davacı tarafın dayandığı tapu kayıtları, tespite esas tapu kayıtları ve dava konusu taşınmazın komşu parsellerine ilişkin tespit tutanakları, tespit tutanakları kesinleşmiş ise aynı zamanda tapu kayıtları (tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri) ve dayanak belgeleri ilk tesisinden itibaren tüm tedavülü ile birlikte ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı, bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve bir jeolog bilirkişi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır.

Keşifte aktarılan davaya konu edilen taşınmaz veya taşınmazlar tereddüde yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 … Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; sınırdaki dereden kazanım olup olmadığı hususu incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 … Orman Kanunu’nun (6831 … Kanun) 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.

Yine keşifte davacı tarafın dayandığı tapu kayıtlarında yazılı sınırlar, tespite esas tapu kayıtlarında yazılı sınırlar yerel bilirkişilere tek tek okunarak bu sınırların zemin üzerinde gösterilmesi istenilmeli, yerel bilirkişilerin gösteremediği sınırların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, bilirkişi ve tanıkların kayıt uygulamasına ilişkin sözleri komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanakları ile denetlenmeli, bilirkişi ve tanıklarca gösterilen sınırlar fen bilirkişisi tarafından kroki üzerinde işaretlenmeli, yapılacak inceleme sırasında tapu kayıtlarının varsa revizyon gördüğü tüm taşınmazlar dikkate alınmalı ve yöntemince tapu kayıtları uygulanmalıdır.

Dava konusu taşınmaza tapu kaydının uyduğu ve taşınmazın evveliyatının orman olduğu belirlendiği takdirde tapu kaydının hukuki kıymetini yitirip yitirmediği tartışılmalı; dayanak tapu kayıtlarının taşınmazı tamamen yada kısmen kapsamadığının ve dava konusu taşınmazların zilyetlikle iktisabı mümkün olan yerlerden olduğunun anlaşılması halinde zilyetlik araştırması yapılmalı; bu cümleden olarak, keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı, sınırdaki dereden kazanım olup olmadığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 … Kanun’un 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 3.7.2005 tarihli ve 5403 … Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu (5403 … Kanun) ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.

İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalılar … ve … vekili ile davalı …’ın temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde temyiz eden …’a, … ile …’a ayrı ayrı iadelerine, 1086 … Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,05.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.