Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/9798 E. 2021/9074 K. 16.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9798
KARAR NO : 2021/9074
KARAR TARİHİ : 16.09.2021

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Kadastro sırasında, … İli … İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 348 parsel sayılı 1.917.600,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, belgesiz zilyetlik yoluyla kazanılabilecek 50 dönüm miktar fazlası olarak davalı Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacılar … , …, …, … , …, … , … , … ile … , … ve …, zilyetliklerinde bulunan 100 dönümlük bölümün ifraz edilerek, adlarına tescili istemiyle ayrı ayrı dava açmışlar; yargılama sırasında müdahil … ve diğerleri aynı iddiayla davaya katılmışlardır.
Mahkemece verilen önceki hüküm, Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesi’nin 22.03.2016 tarihli ve 2015/11112 Esas, 2016/3062 Karar sayılı ilamı ile, “Mahkemenin taşınmaz hakkında 87,5 dönüm, 100 dönüm ve 87,5 dönüm olmak üzere bölümlere ayırarak davacılar adına tescil kararı verildiği halde, fen bilirkişisinden, bu bölümleri ve kalan bölümleri ayrı ayrı gösterir ölçekli rapor ve kroki alınmamasının ve bu işe yetkisi bulunmamasına rağmen ifrazın Kadastro Müdürlüğünce yapılmasına karar verilerek infazı kabil olmayacak şekilde sicil oluşturulmasının ve ayrıca adına tescil kararı verilen … ve … mirasçılarının kim olduklarının ve miras paylarınnı belirlenmemesinin isabetsizliğine” değinilerek sair yönler incelenmeksizin bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacı … ‘ in davasının reddine, davacılar …, … ve …’ nın davalarının kabulüne, çekişmeli 348 parsel sayılı taşınmazın 05.04.2018 tarihli bilirkişi raporunda A1 harfi ile gösterdiği 31.323,07, E harfi ile gösterilen 37.353,85 ve G1 harfi ile gösterilen 31.323,08 metrekarelik kısma ilişkin tespitin iptali ile her birine ayrı ayrı parsel numarası verilmek suretiyle, … mirasçıları Şemşey Yıldız, …, …, …, …, …, …, … , …, … ve … adlarına elbirliği mülkiyeti şeklinde tapuya kayıt ve tesciline, aynı tarihli bilirkişi raporunda B1 harfi ile gösterilen 25.290.62, F harfi ile gösterilen 36.918,76 ve L1 harfi ile gösterilen 25.290,62 metrekarelik kısmın tespitinin iptali ile her birine ayrı ayrı parsel numarası verilmek suretiyle … adına kayıt ve tesciline, aynı tarihli bilirkişi raporunda C1 harfi ile gösterilen 22.829,60, D harfi ile gösterilen 41.840,80 ve H1 harfi ile gösterilen 22.829,60 metrekarelik kısma ilişkin tespitin iptali ile her birine ayrı ayrı parsel numarası verilmek suretiyle … mirasçıları eşi … ile evlatları …, …, …, … ve … adlarına elbirliği mülkiyeti şeklinde tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın davacılar …, … ve …’ nın zilyetliğinde olduğu kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; bir taşınmazın önceki ve şimdiki niteliği ile kullanım şeklini ve süresini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde, hava fotoğraflarından hiç yararlanılmamış; çekişmeli taşınmaza komşu parsellerin tespit tutanakları ve dayanakları getirilerek yöntemince mahalline uygulanmamış; dava konusu taşınmazın sınırında dere olduğu belirtilmesine rağmen, taşınmazın niteliği itibariyle dere yatağı vasfında olup olmadığı, dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı ya da derenin aktif etki alanında bulunup bulunmadığı hususunda jeolog bilirkişiden rapor alınmamış; yaşları itibariyle dava konusu taşınmazın öncesini bilecek yaşlarda olmayan mahalli bilirkişiler dinlenmiş ve dava konusu taşınmazın bitişiğinde mera parseli bulunmasına rağmen yöntemine uygun şekilde mera araştırması yapılmamıştır. Öte yandan; davacılar …, … ve …, dava konusu taşınmaz bölümlerinin babalarından taksimen kendilerine kaldığını belirtmlerine rağmen, bu husus dinlenen mahalli bilirkişilere sorulmadan hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin harita sorgulama sayfasına girilerek, taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgi sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre tespit tarihi olan 1975’den 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğü’nden getirtilerek dosya arasına konulmalı, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar, uydu fotoğrafları ile memleket haritaları ilgili kurumlardan celbedilmeli, dava konusu taşınmaza komşu parsellerin tamamının kadastro tutanakları ve varsa dayanakları ile davalı iseler dava dosyaları temin edilmeli, dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi ve taşınmazı iyi bilen, davada yararı bulunmayan, aynı köyden ve komşu köyleri halkından ayrı ayrı seçilecek üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile gerektiğinde tüm tespit bilirkişileri, jeolog bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ile fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmaz bölümlerinin geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı, taşınmazların öncesinin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olmaları halinde, imar-ihyaya konu edilip edilmedikleri, imar-ihyaya konu edilmiş iseler imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, mahalli bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli; taşınmazların fiziksel özelliklerine ilişkin mahkemece yapılacak gözlem tutanağa geçirilmeli; yerel bilirkişisi ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler, gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeli; ziraatçi bilirkişi kurulundan, taşınmaz bölümlerinin toprak yapısını ve niteliğini, imar-ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığını, böyle yerlerden ise imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, zirai durumunu, üzerlerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini belirtir ve dava konusu taşınmaz bölümleri ile komşu mera parseli arasında doğal ya da yapay ayırıcı unsur bulunup bulunmadığını bildirir, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeolog bilirkişisinden, dava konusu taşınmazın sınırında bulunduğu söylenen derenin aktif dere olup olmadığı, çekişmeli taşınmazın dere yatağında kalıp kalmadığı ya da dereden kazanılıp kazanılmadığı ve derenin aktif etki alanında kalıp kalmadığı hususlarına ilişkin rapor düzenlenmesi istenmeli; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiye yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş hava ve uydu fotoğrafları üzerinde uygulama yaptırılarak, taşınmazların önceki ve şimdiki niteliğini, imar-ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığını, böyle yerlerden ise imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını ve üzerlerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü belirtir ayrıntılı ve gerekçeli rapor düzenlettirilmeli; fen bilirkişisinden, keşfi takibe ve denetlemeye imkan verir rapor ve kroki alınmalı; davacılar adına aynı kadastro çalışma bölgesi içerisinde senetsizden zilyetliğe dayalı olarak tescil edilen taşınmaz bulunup bulunmadığı Adliye Yazı İşleri Müdürlüğü, Kadastro ve Tapu Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak varsa bu şekilde tespit edilen taşınmazların kadastro tespitlerinin kesinleşme durumlarını da gösterir biçimde tespit tutanaklarının onaylı örnekleri, kesinleşmiş olanların kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları getirtilerek dosyasına konulmalı ve bundan sonra da toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu yönler göz ardı edilerek, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda anılan nedenlerle, davalı hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’nun 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 16.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.