YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9889
KARAR NO : 2021/9840
KARAR TARİHİ : 30.09.2021
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmiş olup, hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi yargılamanın yenilenmesini talep edenler tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 16.09.2021 Perşembe günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü temyiz eden … ve arkadaşları vekili Avukat … ile … vekili Avukat … ‘ in katılımlarıyla duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … İlçesi … Köyü çalışma alanında bulunan 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83 ve 84 parsel sayılı sırasıyla 70.500, 1.593.000, 648.900, 4.229.250, 924.000, 133.811, 3.159.750 ve 7.164,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek, malikhaneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edildikten sonra, Silopi Kadastro Mahkemesi’nin 25.9.2008 tarih ve 1988/1 Esas, 2008/8 Karar sayılı ilamı ile, 78, 82 ve 83 parsellerin … mirasçıları adına; 79 ve 80 parsellerin ifrazından oluşan 86, 89, 92 ve 94 parsellerin … mirasçıları adına; 81 ve 84 parsellerin … mirasçıları adına; 77 parselin ise hisseli olarak … mirasçıları, … mirasçıları, … mirasçıları adına hükmen tesciline karar verilmiş ve bu karar 08.06.2009 tarihinde temyiz edilmeksizin 8.6.2009 tarihinde kesinleşmiştir.
Bilahare … ve … vekili 20.9.2012 tarihli dilekçesi ile; mahkemece taraf teşkili sağlanmadan karar verildiğini, zira murisleri olan davalı … karar tarihinden önce 2004 yılında öldüğünü, bu durum araştırılmadan karar verildiğini ve davacı tarafında bu durumu bildiği halde bu hususu gizleyip ilanen tebliğ yapılmasına neden olduklarını ileri sürerek, yargılamanın iadesi talebinde bulunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, yargılamanın iadesini talep edenler vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, yargılamanın yenilenmesi talebine konu Silopi (Kapatılan) Kadastro Mahkemesi’ nin 1981/1 Esas, 2008/1 Karar Sayılı dosyasından verilen 25.09.2008 tarihli kararın kesinleştiği, asıl dosya davalıları … ve diğerleri mirasçılarının tebligatların usulsüz yapıldığını, taraf teşkili sağlanmaksızın karar verildiğini belirterek yargılamanın yenilenmesi talebinde bulundukları, yargılamanın yenilenmesi yolunun olağanüstü ve istisnai bir yol olup 6100 sayılı yasanın 375’inci maddesinde tahdidi olarak sayılmış olup usulsüz tebligat ve taraf teşkili ile kararın kesinleştirilmesinin bu sebeplerden biri olmadığı, kadastro yargılamasında hakimin duruşma gününü taraflara tebligat kanunu hükümlerine göre resen tebliğ etme ve taraf teşkilini resen gözetme yükümlülüğü dikkate alındığında asıl dosya davacılarının bu yönüyle bir bildirim yükümlülükleri bulunmadığından usuli eksikliklerin karara tesir eden hileli bir davranış olarak nitelendirilemeyeceği gerekçeleriyle yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmiştir.
Ne var ki, somut olayda, “yargılamanın iadesi” şeklinde talepte bulunan davalı … ve … vekili, Kadastro Mahkemesinde yürütülen yargılama ve gerekçeli kararın taraflara tebliği aşamalarında yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, karardan haberdar olmadıklarını; murisleri … karar tarihinden önce 2004 yılında öldüğünü; ancak bu durum dahi tespit edilmeden ilanen tebliğ yapılarak hükmün kesinleştiğini iddia etmiştir. Nitekim; yargılamanın iadesine konu dava dosyasının 10.5.2007 tarihli celse tutanağı incelendiğinde “celse arasında davalılar … mirasçıları; … , …, … ( …), … ve … mirasçıları … , … , … , … , … ve … vekili olduğunu belirten Av. …’nin…..” ( yargılamanın iadesini davalılar adına talep eden vekil olup) mazeret dilekçesi gönderdiği …” hususunun yazıldığı; aynı celsenin 1. nolu ara kararı ile adı geçen vekilin “mazeretinin kabulüne, masraf karşılandığında duruşma gün ve saatinin kendisine tebliğine” karar verildiği görülmekle; talep edenlerin murisi … o tarihte ölü olduğu hususunun tutanağa yansımış olduğu anlaşıldığı halde Mahkemece bu husus üzerinde durulmamış; … güncel nüfus kaydı nüfus müdürlüğünden istenip dosya arasına konulmamış; bunun yerine davalı tarafın adresi kolluk vasıtasıyla araştırılmakla yetinilmiş; açık adresleri bilinemediğinden de yargılamanın iadesi istemine konu 1988/1 Esas, 2008/1 Karar sayılı mahkeme ilamı … ve … mirasçılarına ilanen tebliğ edilerek karar şeklen kesinleştirilmiş ve dosya kül halinde (kararın infazı için) Tapu Müdürlüğü’ne gönderilmiştir.
1. Yukarı da anlatılan tüm bu safahat ve davalı (talep eden) tarafın usulünce tebliğ edilmeyen karardan haberdar olmadıkları şeklindeki iddianın ileri sürülüş biçimine göre; davalı (talep edenler) vekilinin isteminin, usulen kesinleşmeyen kararın bozulmasına ilişkin olduğunun ve bu nedenle taleplerinin “yargılamanın iadesi” değil; “temyiz” istemi olarak değerlendirilmesi gerektiğinin kabulü zorunludur. Mahkemece, yargılamanın yenilenmesi dilekçesi temyiz dilekçesi olarak kabul edilerek dava esasının kapatılmasına, dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtaya gönderilmesine karar vermesi gerekirken yargılamanın yenilenmesi istemi hakkında karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle Cizre Kadastro Mahkemesi’nin 31.3.2015 tarih ve 2013/47 Esas, 2015/6 Karar sayılı yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair kararının bozularak ortadan kaldırılmasına karar verilerek, Silopi Kadastro Mahkemesi’nin 25.9.2008 tarih ve 1988/1 Esas, 2008/1 Karar sayılı dosyasının temyiz incelenmesine geçilmiştir.
2. Dosyanın Dairece incelenmesi sırasında, davalılar adına yargılamanın iadesini talep eden Av. …’nin, yargılamanın iadesine konu dava dosyasının içerisinde bulunan tüm evrakların suretini davalılar vekili olarak istediğine dair tapu müdürlüğü görevlilerince tutulan 23.09.2011 tarihli tutanak değerlendirilerek; adı geçen vekilin dosya içeriğinden ve gerekçeli karardan 23.09.2011 tarihinde haberdar olduğu anlaşılmakla, somut olayda Tebligat Kanunu’nun 32. maddesinin uygulanıp uygulanamayacağı ön sorun olarak ele alınmıştır. Zira; anılan düzenlenmenin somut olayda uygulanabilir olduğunun kabul edilmesi halinde, talep eden vekilinin karardan haberdar olduğu 23.09.2011 tarihi ile talep tarihi olan 20.09.2012 tarihi arasında yasal 15 günlük temyiz süresi geçmiş olacaktır. Tebligat Kanunu’ nun “Usulüne aykırı tebliğin hükmü” başlıklı 32. maddesi, “Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur.” hükmünü içermektedir. Anılan maddenin uygulanabilmesi ancak usule aykırı bir tebligatın varlığı halinde mümkündir. Bu hususta Dairemizce yapılan değerlendirmede;
a) Öncelikle adına ilanen gerekçeli karar tebliğ edilen Siyament Yağbasan’ın karar tebliği tarihinde ölü olması dolayısıyla, somut olayda usulsüz tebligat değil tebliğ yokluğu olduğunun kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır.
b) Yine diğer davalılar yönünden; bu davalıların da davada vekille (yukarıda ayrıntısı ile bahsedilen 10.05.2007 tarihli celse tutanağına göre, “bir kısım davalılar vekili” olarak mazeretinin kabulüne karar verilen Av. … tarafından) temsil edildiklerinin kabulü gerekir. Zira 23.09.2011 tarihli tutanağa göre “dosya davalıları tarafından verilen vekaletnameler uyarınca” dosyanın evraklarının birer suretinin verildiği anlaşılmaktadır. Vekil ile takip edilen işlerde tebligatların ilanen asillere yapılmış olması da, Tebligat Kanunu’ na aykırı olduğundan, yine tebliğ yokluğunun söz konusu olduğunun kabulünün gerektiği sonucuna varılarak; temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilmiştir.
Mahkemece yazılı şekilde esasa girilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, taraf teşkilinin sağlanması dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmedikçe davanın esasına girilerek hüküm kurulması hukuken mümkün bulunmamaktadır. Muris … ve … yargılama sırasında öldükleri anlaşılmış olup, adı geçenlerin mirasçılarının usulüne uygun şekilde davaya katılımları sağlanmadan ve savunma ve delilleri sorulmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle Cizre Kadastro Mahkemesi’nin 31.3.2015 tarihli ve 2013/47 Esas-2015/6 Karar sayılı yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair kararının bozularak ortadan kaldırılmasına; 2. nolu bentte açıklanan nedenlerle; Davalı … ve arkadaşları vekilinin Silopi Kadastro Mahkemesi’nin 25.9.2008 tarih ve 1988/1-2008/1 Esas-Karar sayılı dosyasına yönelik temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle; hükmün 6100 Sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 Sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 30.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.