YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9895
KARAR NO : 2021/9097
KARAR TARİHİ : 16.09.2021
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVACILAR :
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı … ve müşterekleri vekili ile duruşmasız olarak incelenmesi davalı Hazine vekili, davalı … vekili, davalı … ve … vekili, davalı … vekili, davalı … İnşaat ve Özel Sağlık Hiz. Ltd. Şti. vekili, davalı … vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 16.9.2021 Perşembe günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü temyiz eden Hazine vekili Av. …, … vs. Vekili Av. … Erden ve karşı taraftan …, … İnş. Ltd. Şti. Vekili Av. ……, … vs. vekili Av. … …, … vs. Vekili Av. …’ ın katılımlarıyla duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Afyonkarahisar İli Merkez İlçesinde 2613 sayılı Yasa uyarınca yapılan kadastro sırasında, … Mahallesi çalışma alanında bulunan 5 ada 20 parsel sayılı 17.893,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı nedeniyle davacı ve davalı gerçek kişilerin murisi olan … adına tespit edildikten sonra, 2010 yılında imar uygulamasına girmiştir.
Davacı …, taşınmazın muris ile ilgisinin bulunmadığını, tapuda paylı olarak kendisi adına kayıtlı olduğunu ve kendi zilyetliğinde bulunduğunu ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile adına müstakilen tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece verilen önceki tarihli hüküm, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 31.12.2012 tarihli ve 2011/15062 Esas, 2012/1094 Karar sayılı ilamı ile “ Mahkemece, davalının dava tarihinden önce öldüğü, ölü kişi aleyhine dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun yürürlüğe girdiği ve Kanun’un geçici 4. maddesi uyarınca kadastro mahkemelerinde kesin hükme bağlanmamış davalar için de 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun uygulanacağı hükmünün getirildiği, eldeki davanın da, kanunun yürürlüğe girmesi nedeniyle kesinleşmediği, 342 sayılı Kanun’un 29.maddesine göre ölü kişi aleyhine dava açıldığında davaya mirasçılar aleyhine devam edilebilme olanağı bulunduğu açıklanarak, davalının mirasçıları huzuruyla yargılamaya devamla taşınmazın gerçek hukuki durumunun saptanması ve sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak ve davalıların murisi … …’nın mirasçıları ve taşınmazın imar nedeniyle ifrazından oluşan imar parsellerinin tapu kayıt maliklerinin davaya katılımları sağlanmak suretiyle yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli 5 ada 20 parsel numaralı taşınmazın kadastro tespitinin iptal edilerek davacı … mirasçıları adına tapuya kayit ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili, davalı … vekili, davalı … ve … vekili, davalı … vekili, davalı … İnşaat ve Özel Sağlık Hiz. Ltd. Şti. vekili, davalı … vekili, davalı … ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, kök muris …’nun, …, …, …, … … ve dosya kapsamındaki belgeler ile sabit olduğu üzere … olmak üzere 5 çocuğu ve mirasçısının olduğu, mirasçılardan … ve … ile davacı …’nın 1940 yılında aralarında taksim yaptıkları ve bu taksim sonucu çekişmeli 5 ada 20 parsel sayılı taşınmazın davacı …’ya düştüğü; diğer mirasçılardan … …’nın Kadastro Tespit Komisyonu tarafından yapılan tespite karşı taksimi inkar edici bir beyanda bulunmadığı, kök muris …’nun ikinci eşi…’dan olma kızı … mirasçılarının ise taksimi inkar ettiği ve davacı … Karakaraya ile … arasında imzalanan 19.02.1937 tarihli sözleşmenin sahte olduğunu savundukları, ancak …’ya ait imza parmak izi ve kaşe örneklerinin bulunduğu belge asıllarının bulunabilmesi için ilgili yerlerle yapılan tüm yazışmalara rağmen …’ya ait imza kaşe ve parmak izinin bulunduğu bir belgeye rastlanmadığı, dinlenen mahalli bilirkişi beyanları da dikkate alındığında, davacı …’nın 1937 yılından kadastro tespitine kadarki süreçte yaklaşık 40 yıllık süre ile taşınmaza malik sıfatıyla zilyetlik bulunduğu, davacı tarafça taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin taksime karine teşkil ettiği gerekçesiyle hüküm kurulmuş ise de, varılan sonuç ve mahkemenin kabulü dosya kapsamına uygun tam olarak uygun düşmemektedir.
1. Davalılar … mirasçıları …, … ile … ve müşterekleri vekilinin ve … mirasçısı …’nın hükme yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde; çekişmeli taşınmaza ait kadastro tutanağının ilk sayfasında yer alan “hak sahibi veya kanuni temsilcisinin istemi” bölümünde, mirasçılardan… ve …’nın çekişmeli taşınmazın kardeşleri olan davacı … adına tespitini istediklerini imzalı beyanları ile açıkça bildirdiklerinin ve dava konusu taşınmazın davacı … adına yazılmasına muvafakat ettiklerinin anlaşılmasına göre, adı geçenlerin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalılar … mirasçısı … ile … mirasçısı …’ın temyiz itirazlarının incelenmesinde; dava konusu taşınmazın evveliyatının tarafların ortak murisi …’na ait olduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazın murisin tüm mirasçılarının katılımı ile usulüne uygun olarak taksim edilip edilmediği yahut miras payı devrinin bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Taksime ve pay satışına dayanan taraf davacı olduğuna göre, taksimi ve pay satışlarını ispat yükü davacı üzerindedir. Davacı taraf, … hissesini kadastro tutanağının ekinde yer alan 19.2.1937 tarihli parmak izli senet ile aldığını iddia etmiş; davalı … mirasçıları ise, miras payının devrine ilişkin bu belgenin tamamen sahte olduğunu, parmak izinin …’ya ait olmadığını savunmuşlardır. Senedin yapıldığı tarihte yürülükte olan 1086 sayılı HUMK’a göre parmak izinin kullanılması durumunda; parmak izinin borçluya (olayımızda …’ya) aidiyeti ve bizzat borçlu (satıcı) tarafından basıldığının ihtiyar kurulunca ve o yerde tanınmış 2 tanık tarafından onaylanması gerekmektedir. Bahse konu senet incelendiğinde, senette sadece 3 tane tanık imzası olduğu ve senette ihtiyar heyeti tarafından onaylandığına dair bir ibare yer almadığı görülmektedir. Belirtilen bu koşullar (geçerlilik değil) ispat koşulu olduğuna, senet satıcısı tarafından senet kabul ve ikrar edilmediğine, mirasçıları tarafından da inkar edildiğine göre; senedin ispat koşullarını sağlamadığı anlaşılmış olup, dosya kapsamında dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıkların da genel olarak … payının davacı tarafından satın alınıp alınmadığını bilmediklerini ifade etmiş olmaları ve … payının da davacı tarafça haricen satın alındığının ispat edilemediğinin anlaşılması karşısında, … ve … payları yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mirasçılar arasındaki uzun süreli kullanımın tereke adına olduğu dikkate alınmadan, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup adı geçenlerin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü gerekmektedir.
3. Davalı Hazine vekili ve davalı … İnşaat ve Özel Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti. vekilerinin hükme yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece, kadastro mahkemelerinin görevinin kadastro tespitinden önceki uyuşmazlıkları çözmek olduğuna işaret edilerek, imar gören parseller yönünden hüküm kurulmadığı yönündeki gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; dava konusu 5 ada 20 parsel sayılı taşınmazın eldeki dava devam ederken 15.6.2010 tarih ve 13778 yevmiye numaralı işlem ile imar uygulamasına tabi tutulmuş olup, imar uygulaması sonucu düzenlenen tescile esas dağıtım cetveline göre, 1536 ada 1-2-3-4-5-6, 1537 ada 1-2-3-4-5-6, ve 1535 ada 2-3 parsel numaralı imar parsellerine gittiği anlaşılmıştır. Yine 08.02.2016 ve 26.08.2016 tarihli teknik bilirkişi ek raporlarında da, imar paftası ile kadastro paftasının çakıştırması yapılmış olup, Hazine adına tapuda kayıtlı 1542 ada 1 parselin raporda (D) harfi ile gösterilen, davalı … İnşaat ve Özel Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti. adına tapuda kayıtlı 1543 ada 3 parselin (F) harfi ile gösterilen bölümlerinin, çekişmeli 5 ada 20 parsel sayılı taşınmazın kadastral çapı içerisinde kalmakla birlikte bu parsellerin dava dışı başkaca parsellerinin dağıtımından geldiği; bunlardan 1543 ada 3 parselin 26.09.2012 tarihinde satın alma nedeniyle davalı şirket adına; 1542 ada 1 parselin ise imar sonucu eğitim tesis alanı vasfı ile Hazine adına tescil edildiğine göre, anılan taşınmaz bölümleri (1543 ada 3 parsel F bölümü; 1542 ada 1 parsel D bölümü) yönünden, davalılar lehine 4721 sayılı Kanun’un 1023. maddesi çerçevesinde değerlendirme yapılıp yapılamayacağı tartışılıp değerlendirilmeden hüküm kurulmuş olması isabetsiz olup temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle … mirasçıları …, … ile … ve müşterekleri vekilinin ve … mirasçısı …’nın hükme yönelen temyiz itirazlarının reddine; Davalılar … mirasçısı … ve … mirasçısı …’ın temyiz itirazlarının (2) nolu bentte yazılı nedenlerle; davalı Hazine vekili ve davalı … İnşaat ve Özel Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti. vekillerinin ise (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüne ve Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 59,30 TL onama harcının peşin harçtan mahsubu ile artan 12,50 TL’nin temyiz eden … ve müştereklerine iadesine, 35,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 23,40 TL’nin temyiz eden davalı … ……dan alınmasına, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı …’a, … İnşaat Ltd. Şti. Ve … … ayrı ayrı iadesine, 16.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.