YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9912
KARAR NO : 2021/9113
KARAR TARİHİ : 17.09.2021
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro (Genel Mahkemeden Devreden)
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın bir kısım davacılar yönünden reddine, bir kısım davacılar yönünden ise kabulüne karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı-davacı … ve müşterekleri vekili, duruşmasız olarak davalı-davacı Hazine vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.09.2021 Cuma günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü temyiz eden Hazine vekili Avukat ……, … vekili Avukat …, … vekili Avukat … ile karşı taraftan … vs. ve vekili Avukat …… katılımıyla duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemenin verdiği önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın yeterli bulunmadığı, bir kaydın kapsamının belirlenmesinde revizyon gördüğü dava dışı taşınmazların da göz önünde bulundurulmasının zorunlu bulunduğu, davaya katılan … ve müştereklerinin dayandığı Mayıs 1312 tarihli ve 16 sıra numaralı sicilden gelen 20.08.1975 tarihli ve 15 sıra numaralı tapu kaydının ilk oluştuğu günde yüzölçümü 300 dönüm olarak gösterildiği halde tedavüllerinden 7.12.1951 tarihli ve 6 sıra numaralı kayıtta yüzölçümünün 3072 hektar olarak gösterildiği, bilahare Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 19.4.1951 tarihli ve 55/10 sayılı kararına istinaden tapu kaydının ifraz gördüğü ve yüzölçümünün ise 1724 hektar 5 dekar olarak gösterildiğinin dosya kapsamında anlaşıldığını, buna karşın ifrazın dayanağı olan Mahkeme kararında Hazine ve davacılar taraf olmadıklarından bu ilamın kendileri bakımınında bağlayıcı bulunmadığı açıklanarak dayanılan tapu kaydının revizyon gördüğü dava dışı 399, 401 ve 402 parsel sayılı taşınmazlar esas alınarak yerel bilirkişi yardımı ve uzman bilirkişi eliyle uygulanması, yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınırlar olduğu takdirde taraflara tanık dinletme imkanı tanınması, kayıtta yazılı sınır yerlerinin uzman bilirkişiye düzenlettirilecek haritada işarettirilmesi, davalı ve katılanların tutundukları tapu kaydının ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte yerine uygulanacağının ve kök tapu kaydının daha sonra ifraz gördüğü göz önüne alındığında ifraz yoluyla oluşan tapu kayıtlarının kök tapu kaydının kapsamı içerisinde aranması gerektiğinin zorunlu olduğunun dikkate alınması, kök tapu kaydının yüzölçümü ile daha sonra yüzölçümü artırılmasına ilişkin işlemlerin haklı bir hukuksal nedene dayanıp dayanmadığının araştırılması, özellikle sulh mahkemesi ilamında taraf olmayan Hazine ile diğer davacı tarafı bu ilamın bağlamayacağının gözönünde tutulması, tapu kaydında batıda tarif edilen “… hududu” belirlenirken Köy Hizmetleri il Müdürlüğünden gelen 1994 tarihli yazı ekinde gönderilen … Köyü sınırının belirlenmesine ilişkin tutanak ve bu tutanağın dayanağı haritanın yerine uygulanması, bu yolla … köyü sınırının duraksamasız belirlenmesi, tapu kaydının uygulanmasına ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin taşınmazları dıştan çevreleyen komşu parsellerin tutanak ve dayanakları ile denetlenmesi, dıştan komşu parsellerin tespitlerine bir kayıt ve belge esas alınmış ise bu kayıtların çekişmeli taşınmaz yönünü ne gösterdiği üzerinde durulması, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye elverişli ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması, T. Evvel 1308 tarihli ve 98 sıra numaralı kayıtta Hazine’nin nısıf payı, davacı … ve müştereklerinin ise aynı kayıtta nısıf payları olduğu, … ve müştereklerinin Hazine payına yönelik davadan vzageçtiklerinin göz önünde bulundurulması, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacılar Hazine, …, …, … (…) …’nun davasının kabulüne, davacılar … ve arkadaşları ile davacılar … ve arkadaşlarının davasının reddine, 351 ve 352 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline, 586 ve 587 parsel sayılı taşınmazların tespitlerinin iptali ile toplamları ayrı ayrı 128 hisse kabul edilerek 64 hissesinin Hazine, 24 hissesinin …, 32 hissesinin … ve 8 hissesinin ise … (…) … adlarına tapuya kayıt ve tesciline, 400 parsel sayılı taşınmazın Tapulama Komisyonu’nun 01.06.1976 tarihli ve 193 karar nolu kararına ekli kroki ve bu krokiye istinaden sayısallaştırılan fen bilirkişisi Recep Sürücü’nün 03.10.2018 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 2.344.128.20 m2’lik kısmının toplamı 128 hisse kabul edilerek 64 hissesinin Hazine, 24 hissesinin …, 32 hissesinin … ve 8 hissesinin ise … (…) … adlarına, (B) harfi ile gösterilen 3.126.162,89 m2’lik kısmının ise toplamı 2400 pay kabul edilerek 524 hissesinin …… 172 hissesinin……, 183 hissesinin … oğlu …, 183 hissesinin … oğlu …, 183 hissesinin … oğlu …, 183 hissesinin ……, 183 hissesinin … oğlu …, 183 hissesinin … oğlu …, 183 hissesinin … oğlu …, 183 hissesinin … oğlu …, 120 hissesinin …… ve 120 hissesinin ise … oğlu … adlarına tapuya kayıt ve tesciline, birleşen 2018/11 Esas 2018/51 Karar sayılı dosya yönünden davacının davasının görevsizlik nedeni ile reddine, HMK’nin 20. maddesi gereğince taraflardan birinin bu karara karşı kanun yoluna başvurmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri halinde dosyanın yetkili ve görevli Viranşehir Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı – davacı Hazine vekili ile davalı – davacı … ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine usuli kazanılmış hak oluşacağından, bu hakkın ihlal edilmemesi için bozma gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde, bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmediği gibi, yapılan araştırma ve inceleme yetersiz olup, verilen karar da usul ve yasaya uygun düşmemektedir.
Dava konusu taşınmazlardan … köyü çalışma alanında tespite konu edilen 351 ve 352 parsel sayılı taşınmazlar, 27.1.1976 tarihinde yapılan kadastro tespitinde Viranşehir Asliye Hukuk Mahkemesinin 1974/19 Esas sayılı dava dosyasında “davalı” oldukları belirtilerek malik haneleri açık bırakılarak tespit edildikten sonra, 27.5.1992 tarihinde ise bu kez, daha önce davalı olduğu gerekçesi ile malik hanesi açık bırakılmış olmakla beraber, Kadastro Mahkemesi’nin 1985/38 Esas, 1986/78 Karar sayılı kararı ile, usulünce kadastro işlemi yapılması için tutanakların iade edildiği açıklanarak, taşınmazların bir kısım bölümlerinin Mayıs 312 tarihli ve 16 sıra numaralı sicilden gelen 20.08.1975 tarihli ve 15 sıra numaralı kaydın kapsamında kaldığı belirtilerek; 351 parsel sayılı taşınmazın 288.500,00 m2 yüz ölçümündeki kısmı ifraz edilerek 586 parsel numarası ile, 352 parsel sayılı taşınmazın ise 790.750,00 m2 yüzölçümündeki kısmı ifraz edilerek 587 parsel numarası ile … ve müşterekleri adına, 351 parsel sayılı taşınmaz 690.250,00 m2 yüzölçümlü olarak, 352 parsel sayılı taşınmaz ise 393.500,00 m2 yüzölçümlü olarak Mart 1308 tarihli ve 98 sıra numaralı kayıttan tedavül ettiği anlaşılan 11.11.1954 tarihli ve 5 sıra, 22.5.1962 tarihli ve 4, 5 sıra, Mart 1330 tarihli ve 8 ve 9 sıra ve 21.8.1961 tarihli ve 19 sıra numaralı tapu kayıtları nedeni ile 64/128 payı Hazine, 32/128 payı …, 24/128 payı … ve 8/128 payı ise … … adına tespit edilmiş, Bakımlı köyü çalışma alanında bulunan 400 parsel sayılı taşınmaz ise 5.495.375,00 m2 yüzölçümlü olarak 20.08.1975 tarih 15 sıra numaralı tapu kaydı nedeni ile … ve müşterekleri adına tespit edildikten sonra, bu tespite … ve müşterekleri tarafından itiraz edilmesi üzerine, 1.6.1976 tarihli Komisyon Kararı ile; çekişmeli taşınmazın 2137 dönümünün 11.11.1954 tarihli ve 5 sıra, 22.5.1962 tarihli ve 4, 5 sıra, Mart 1330 tarihli ve 8 ve 9 sıra ve 21.8.1961 tarihli ve 19 sıra tapu kayıtları kapsamında kaldığı belirtilerek bu kısmın ifrazı ile, 64/128 payının Hazine, 32/128 payının …, 24/128 payının … ve 8/128 payının ise … … adına tespitine karar verilmiş, geri kalan kısmı ise … ve müşterekleri üzerinde bırakılmıştır.
Eldeki dava dosyasındaki ilk dava, Viranşehir Asliye Hukuk Mahkemesinin 1969/14 Esasına kayıtlı olarak açılan dava dosyası olup, bu dava dosyasında … ve müşterekleri tarafından,…… ve … … aleyhine, Mesamir/ Harapkale – Harepreş ve … Karyeleri sınırı ve Bezirgan Yolu sınırlarını ihtiva eden taşınmazın nısıf hissesinin adlarına kayıtlı olduğu (Mart 1308 tarihli ve 98 sıra numaralı kaydın sınırları), zamanla komşu … köyünden yeni isimde köyler ihdas edildiğini ve … köyünün doğu hududunun ……köyleri tarafından kullanılmaya başlandığını, … köyü ile sözü edilen köylerin ara sınırını Nebo Kuçu, İnegil hava harabesi ve demirgirmez hudutlarının teşkil ettiğini, davalılardan … …’ın da Topuzgöl köyü sınırları dahilinde açmış olduğu tescil davasında bu sınırları kabul ettiği gibi toprak tevzi çalışmaları sırasında da bu sınırın esas alındığı, buna karşın Harapzerik köyünün nısıf hissesini satın alan davalı … …’ın Viranşehir ASHM’nin 1959/9 Esas, 1959/152 Karar sayılı ilamını gerekçe göstererek zilyetliklerinde bulunan ayrı ayrı yaklaşık 60 ve 80 dönüm miktarındaki taşınmazlara müdahale ettiği, ayrıca bu yere ilişkin olarak belirtilen ilamı icraya koyup tahliye talebinde bulunduğu iddiası ile toplam 140 dönüm miktarındaki taşınmaza davalıların müdahalesinin meni istemiyle dava açmışlar, iş bu dava dosyası Kadastro Mahkemesine devredilmiştir. Diğer taraftan, … ve müşterekleri tarafından, … ve müşterekleri aleyhine, … köyü çalışma alanında tespit gören 586 ve 587 parsel sayılı taşınmazların Bakımlı köyünde tespit gören 400 parsel sayılı taşınmazın devamı niteliğinde olduğu ve bu taşınmazların 20.08.1975 tarihli ve 15 sıra numaralı tapu kaydının kapsamında kaldığı iddiasına dayalı; … ve müşterekleri tarafından … ve müşterekleri aleyhine, 586 ve 587 parsel sayılı taşınmazların Mart 1308 tarihli ve 98 sıra numaralı tapu kaydından tedavül eden 11.11.1954 tarihli ve 5 sıra, 22.5.1962 tarihli ve 4, 5 sıra ve 21.8.1961 tarihli ve 19 sıra numaralı tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı iddiasına dayalı; … ve müşterekleri tarafından, … ve müşterekleri aleyhine, … köyü çalışma alanında tespit gören 351 ve 352 parsel sayılı taşınmazların Bakımlı köyü çalışma alanında tespit edilen 400 parsel sayılı taşınmazın devamı niteliğinde olduğu ve bu taşınmazların 20.08.1975 tarihli ve 15 sıra numaralı tapu kaydının kapsamında kaldığı iddiasına dayalı; … ve müşterekleri tarafından … ve müşterekleri aleyhine, 20.08.1975 tarihli ve 15 sıra tapu kaydının 400 parsel sayılı taşınmazın Komisyon kararı ile iptal edilen 2137 dönüm miktarındaki kısmını da kapsadığı iddiasına dayalı ve Hazine tarafından … ve müşterekleri aleyhine, 351, 352 ve 586 ve 587 parsellerin bütün halde Mart 1308 tarihli ve 98 sıra numaralı tapu kaydı ile tedavüllerinin kapsamında kaldığı iddiasına dayalı olarak açılan dava dosyaları da eldeki dava dosyası ile birleştirilmiştir.
Şu halde; elde genel mahkemeden devir yoluyla Kadastro Mahkemesi önüne gelen ve bu nedenle de re’sen araştırma ilkesine tabi dava ile tespite itiraz şeklinde açılmış bulunan beş ayrı dava söz konusudur. 3402 Sayılı Kadastro Kanunu belirtilen davaların çözümü hususunda farklı düzenleme getirdiğine göre, ilk olarak aktarılan davanın kapsamının belirlenmesi ve buna göre uyuşmazlığın çözümlenmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Ne var ki, dosya kapsamında bu hususta bir araştırma ve inceleme yapılmamış, aktarılan davanın hangi taşınmaz ya da taşınmazlar olduğu belirlenmemiş, önceki tarihli bozma ilamında yerel bilirkişi yardımı ve uzman bilirkişi eliyle dayanak kayıtların uygulanması gereğine değinildiği halde keşif icra edilmeksizin bilirkişiden alınan ek rapor ile yetinilmiş, sözü edilen raporda yalnızca … Köyüne ait köy sınır kararının çakıştırılması dışında bir uygulama yapılmadığı halde bu rapora itibar edilmiş, diğer taraftan davacı … ve müşterekleri ile davacı Hazine’nin dayandığı Mart 1308 tarihli ve 98 numaralı sicilden gelen tapu kayıtlarının kök kaydında miktarları 804 dönüm olduğu, buna karşın Mart 1330 tarihli ve 8 sıra numaralı tedavül kaydında miktarının 11200 dönüme yükseltildiği anlaşıldığı halde bu artışın yasal bir dayanağı bulunup bulunmadığı araştırılmadığı gibi hukuki bir nedene dayanmayan miktar tezyitlerinde kök kayıttaki miktara itibar edileceği göz önünde tutulmamış, benzer şekilde … ve müştereklerinin dayandığı 20.08.1975 tarihli ve 15 sıra numaralı tapu kaydının da kök kaydında 300 dönüm miktarında iken 7.12.1951 tarihli ve 6 ile Ağustos 1951 tarihli ve 43 sıra numaralı tedavül kayıtlarında toplam miktarının 3072 hektara yükseltildiği, bu tedavülün dayanağını oluşturan Mahkeme kararında ise Hazine ve diğer davacıların taraf olmadıklarının anlaşılmasına göre, bu ilamın bu kişiler yönü ile bağlayıcılığı üzerinde de durulmamıştır.
Diğer taraftan mahkemece, HMK’nin 297. maddesindeki düzenlemeye göre, davaya konu edilen tüm talepler hakkında taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilerek olumlu – olumsuz hüküm kurulması gerektiği halde, davacılardan … ve müştereklerinin davası yönünden gerekçe oluşturulmaksızın hüküm yerinde davalarının reddine karar verilmekle yetinildiği gibi, bu kişiler ayrı dava dosyalarında hem davacı yanda hemde davalı yanda yer aldıkları ve aynı zamanda da 586, 587 ve 400 parsel sayılı taşınmazların malik hanesinde de adları gösterilmesine karşın, bu kişiler karar başlığında da gösterilmemiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı ve usul hükümlerine aykırı şekilde karar verilmesi isabetli değildir.
Hal böyle olunca, Mahkemece öncelikle davalı – davacı durumda bulunan ……… ölmüş olmaları halinde ise mirasçıları davadan haberdar edilmeli, bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, ziraat mühendisi ve fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklara aktarılan davanın dayanağı olan dava dilekçesi ve eki belgeler ayrıntılı biçimde okunup anlatılmalı, gerektiğinde aktarılan davanın kapsamı hususunda davacılardan beyan alınmalı, bundan sonra davaya konu edilen taşınmazların hudutlarının zeminde yerel bilirkişi ve tanıklarca ayrı ayrı gösterilmesi istenilmeli, bu yolla özellikle aktarılan davaya konu edilen taşınmaz ya da taşınmazların hangi taşınmaz ya da taşınmazlar olduğu duraksamaya meydan vermeyecek biçimde belirlenmeli ve bu yolla aktarılan davanın kapsamı sağlıklı biçimde saptanmalı, bundan sonra, yerel bilirkişi ve tanıklardan, tarafların dayandığı tapu kayıtları ihdaslarından itibaren tüm tedavülleriyle okunup, kayıtta yazılı hudutlar yerel bilirkişilere zeminde göstertilmeli, yerel bilirkişilerin zeminde gösterdiği hudutlar teknik bilirkişiye harita üzerinde işaretlettirilmeli, kayıtta yazılı olup yerel bilirkişiler tarafından zeminde gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı tanınmalı, Mayıs 1312 tarihli ve 16 sıra numaralı tapu kaydından tedavül eden 20.08.1975 tarihli ve 15 sıra numaralı tapu kaydının dava dışı 399, 401 ve 402 parsel sayılı taşınmazlara revizyon gördüğü de kayıt uygulamasında dikkate alınmalı, kayıt uygulamasında komşu parsel tutanakları ile dayanaklarından yararlanılmalı, bu yolla kayıt uygulamasına ilişkin tanık ve yerel bilirkişi sözleri denetlenmeli, kayıt uygulamasında … ve müştereklerinin dayandığı tapu kaydının kök kaydında batı sınırını … hududu okuması üzerinde önemle durulmalı, bu kapsamda bu sınırın belirlenmesine çalışılmalı, ayrıca mahalli bilirkişi ve tanıklar yardımı ile köy sınırının belirlenmesine ilişkin tutanak ve tutanak eki haritalar uygulanarak kapsamı tayin edilmeli, mahalli bilirkişi ve tanıklardan var ise taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin şekli, süresi ve intikali hususunda maddi olaylara dayalı biçimde ayrıntılı beyan alınmalı, ziraat mühendisi bilirkişiden taşınmazların evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, imar-ihya gerektiren yerlerden olması halinde imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığını ve üzerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, taşınmazların farklı nitelikteki bölümlerinin ayrı ayrı değerlendirildiği ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazlar ile çevresinin yakın plan ve panaromik fotoğrafları çektirilip, üzerine taşınmazın sınırlarının işaretlenilmesi istenilmeli; teknik bilirkişiden, yerel bilirkişi ve tanıkların gösterdiği sınırları ve uygulanan tapu kayıtlarının kapsadığı alan ile köy sınırına ilişkin haritaların kapsamını gösterir, keşfi takibe ve bilirkişi sözlerini denetlemeye elverişli ayrıntılı ve krokili rapor alınmalı; ihtilafın çözümünde özellikle hangi taşınmazların aktarılan davanın kapsamında olup re’sen araştırma ilkesine tabi oldukları, hangi taşınmazların ise tespite itiraz mahiyetinde dava konusu oldukları üzerinde önemle durulup, bu kapsamda değerlendirme yapılmalı, bu kapsamda davacı … ve müşterekleri ile Hazine’nin dayandığı Mart 1308 tarihli ve 98 sıra numaralı kaydın kök kaydında 804 dönüm olup, sonraki tedavülünde 11.200 dönüme çıkarılmasının hukuki dayanağı bulunmamakta ise kök kaydındaki miktarı ile geçerli olduğu, yine … ve müştereklerinin dayandığı tapu kayıtlarının kök kaydı olan Mayıs 1312 tarihli ve 16 sıra numaralı kayıt 300 dönüm olup ve bu kaydın miktarı da Hazine ve diğer davacıların taraf olmadığı Mahkeme kararı ile 3024 dönüme çıkarıldığına göre, bu ilamın da taraf olmayanlar yönü ile bağlayıcı olmadığı üzerinde önemle durulmalı, bu kapsamda taşınmazların tamamının aktarılan davanın kapsamında kaldığının anlaşılması halinde, kayıt miktarları özellikle göz önünde tutulmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle davalı-davacı Hazine vekili ile davalı-davacı … ve müşterekleri vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 3.050,00 TL avukatlık ücretinin davalılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan Hazine, … ve …’e verilmesine, HUMK’un 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalı-davacı … ve müştereklerine iadesine 17.09.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.