YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9915
KARAR NO : 2021/9406
KARAR TARİHİ : 21.09.2021
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi müdahil … ve arkadaşları vekili, duruşmasız olarak incelenmesi davacı Hazine vekili, müdahil … ile … vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21.09.2021 günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü temyiz eden … ve … vekili Av. … ile karşı taraftan davacı Hazine vekili Av. … katılımıyla duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemece verilen önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; “Davalının dayandığı tapu kayıtlarının tesisinden itibaren tedavülleriyle birlikte getirtilmesi, bu kayıtların aynı kökten gelip gelmediği üzerinde durulması ve başka parsellere revizyon görüp görmediğinin araştırılması, dava konusu taşınmazların batısında bulunan … Köyü arazisi ile … Köyü ve kuzeyinde kalan … Köyü arazisi içinde kalan taşınmazların kadastro tutanak ve dayanaklarının getirtilmesi, bundan sonra mahallinde, yaşlı ve tarafsız bilirkişiler aracılığıyla yeniden keşif yapılarak, tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazları değişmez nitelikteki sınırlarıyla kapsayıp kapsamadığının açık ve kesin biçimde tespit edilmesi, tapu kayıtları dava konusu taşınmazları değişmez nitelikteki sınırlarıyla kapsamaz ise kayıtlarda yazılı yüzölçüme değer verilmesi, ayrıca davalıların zilyetlikle edinebileceği taşınmaz miktarı üzerinde durulması ve sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Bozma sonrası yapılan yargılama sırasında müdahil … ve arkadaşları, kadastro sonrası dava konusu taşınmazları kayden satın aldıklarını belirterek, davacı Hazine’nin davasının reddi ve taşınmazların adlarına tescili istemiyle davaya katılmışlardır.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne, çekişmeli … Mahallesi 174 (eski Buyuransu 171) parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptali ile dayanak tapu kayıt miktarı 73520 metrekarelik kısmın aynı parsel numarası ile ifrazen, zilyetlikle edinebilecek miktar olarak 10.06.2016 tarihli bilirkişi raporunda “B” harfiyle gösterilen 100000 metrekarelik kısmın ifrazen son ada ve parsel numarası ile “C” harfiyle gösterilen 100000 metrekarelik kısmın ifrazen son ada ve parsel numarası ile tamamı 10240 pay üzerinden hükümde belirtilen payları oranında … ve arkadaşları adına tesciline, krokide “D” harfiyle gösterilen 1600013,67 metrekarelik kısmın miktar fazlası olarak ifrazen davacı hazine adına son ada ve parsel numarası ile tesciline; … Mahallesi 178 (eski … 175) parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptali ile 10/06/2016 tarihli bilirkişi raporunda “E” harfi ile gösterilen 100000 metrekarelik kısmın zilyetlikle edinilebilecek miktar olarak aynı ada ve parsel numarası ile ifrazen ve “F” harfi ile gösterilen 100000 metrekarelik kısmın son ada ve parsel numarası ile ifrazen tamamı 10240 pay üzerinden hükümde belirtilen payları oranında … ve arkadaşları adına tesciline, G harfi ile gösterilen 405135,77 metrekarelik kısmın miktar fazlası olarak son ada ve parsel numarası ile ifrazen Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili, müdahil … ve arkadaşları vekili ve müdahil … ile … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve hükmüne uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan tüm, davacı Hazine vekilinin dava konusu 171 parsel sayılı taşınmazın hükme esas bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 73.520 metrekarelik bölümüne ilişkin hükme yönelik sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dava konusu 171 parsel sayılı taşınmazın hükme esas bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümü dışında kalan ve aynı raporda B, C, D harfleri ile gösterilen bölümü ile 175 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece, çekişmeli taşınmazlara uygulanan tapu kaydının miktar fazlası olan bu bölümler üzerinde gerek davalı tespit malikleri, gerekse onlardan kayden pay satın alan kişiler lehine zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle ve tespit malikleri … ve …’ın belgesizden her bir taşınmazda ayrı ayrı 100’er dönüm yer edinebilecekleri kabul edilmek suretiyle, 171 parsel sayılı taşınmazın bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 100.000 metrekarelik ve (C) harfi ile gösterilen 100.000 metrekarelik bölümleri ile 175 parsel sayılı taşınmazın (E) harfi ile gösterilen 100.000 metrekarelik ve F harfi ile gösterilen 100,000 metrekarelik bölümlerinin şahıslar adına; 171 parsel sayılı taşınmazın (D) harfi ile gösterilen 160.0013,67 metrekarelik, 175 parsel sayılı taşınmazın (G) harfi ile gösterilen 405.135,77 metrekarelik kısmının miktar fazlası olarak Hazine adına tesciline karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; mahahallinde yapılan keşiflerde dinlenen yerel bilirkişilerin, zilyetliğin başlangıç tarihi ve sürdürülüş şekli hususunda alınan beyanları uyuşmazlığı aydınlatmaya elverişli olmadığı gibi; 2015 yılında yapılan keşifte hazır bulunan ziraat bilirkişisinin raporunda, taşınmazların 35-40 yıldır tarımsal faaliyette kullanıldığı belirtilmiş olup, keşif tarihi itibariyle bu sürenin tespit sonrası döneme isabet ettiği göz önünde bulundurulmamış ve taşınmazların evveliyatını, kullanım süresini ve niteliğini en iyi belirleme yönteminin hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde, hava fotoğraflarından yararlanılmamıştır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, tespit tarihi olan 1977 yılından 15-20-25 yıl öncesine ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı Harita Genel Müdürlüğü’nden tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosyaya konulmalı; bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile 3 ziraat mühendisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın ilk olarak ne zaman ve nasıl zilyet edilmeye başlandığı ve zilyetliğin kim tarafından ne şekilde sürdürüldüğü hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye, hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelemesi yaptırılmak ve temin edilebilen en eski tarihli uydu fotoğrafları da değerlendirilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların önceki ve şimdiki niteliğinin, arazinin ekonomik amacına uygun olarak zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı, taşınmazın kadastro paftasındaki konumu bilgisayar programı aracılığıyla ölçekleri eşitlenmek suretiyle uydu ve hava fotoğraflarına aktarılmalı; ziraatçi bilirkişi kurulundan, taşınmazların zirai faaliyete konu olup olmadığı, üzerilerindeki zilyetliğin hangi tarihte başladığı ve hangi tasarruflarla sürdürüldüğü, kullanım sınırlarının oluşup oluşmadığı hususunda bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı, gerekçeli, önceki raporu da irdeler ve denetime elverir şekilde rapor düzenlemeleri ve raporlarına taşınmazların her yönünden çakılmış fotoğraflarını da eklemeleri istenilmeli; fen bilirkişisine, keşfi takibe ve denetlemeye elverişli rapor ve kroki düzenlettirilmeli; ayrıca 3402 sayılı Yasa’nın 14. maddesi gereğince Tapu Müdürlüğü, Kadastro Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden tespit tarihi itibariyle sağ olan tespit malikleri … ve … adına belgesiz araştırması yapılmalı ve Yasada öngörülen miktar sınırlaması göz önüne alınmalı ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece, belirtilen hususlar göz ardı edilerek, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; tespit tarihi itibariyle sağ olan tespit malikleri … ve … adına belgesiz araştırması yapılmamıştır. Kaldı ki; taşınmazların tespit tarihi olan 1977 yılında 766 sayılı Yasa’nın 33. maddesini değiştiren ve 26.07.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1617 sayılı Yasa yürürlükte olup buna göre, beher taşınmazın 20 dönümlük miktarının belgesiz zilyetlikle edinilebileceği ancak bu yolla kazanılacak taşınmazların büyüklüğünün bir tapulama bölgesinde 50 dönümü geçemeyeceği düzenlenmiştir. Ancak yargılama sırasında 09.10.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3402 sayılı Kadastro Kanunu ise, belgesiz zilyetlikten mülk edinilebilecek taşınmazların miktarını aynı çalışma alanı içinde kuru toprakta 100, sulu toprakta 40 dönüm olarak belirlemiştir. Somut olayda, tespit gününde 766 sayılı Yasa’nın 33. maddesini değiştiren 1617 sayılı Kanun yürürlükte olmakla birlikte yargılamanın devamı sırasında yürürlüğe giren 3402 sayılı Yasa’ nın 14. maddesi zilyet lehine hüküm içermekte olup anılan bu madde davalılar açısından kazanılmış hak oluşturmaktadır. Buna göre diğer koşulların varlığı halinde müştereken hak sahibi olan tespit malikleri … ve …’ın ayrı ayrı belgesiz zilyetlikten aynı çalışma alanında 100 dönüm miktarında mülk edinmesi mümkün bulunmaktadır. Ne var ki mahkemece tespit maliki davalılar hakkında gerekli belgesiz araştırması yapılmamış olması ve her bir tespit malikinin aynı çalışma alanında en fazla 100 dönüm yer edinebileceği göz önünde bulundurulmaksızın, her bir tespit maliki için dava konusu 171 ve 175 parsellerden ayrı ayrı 100’er dönüm yer verilmiş olması ve zilyetlikten verilecek taşınmaz bölümü hakkında Kadastro Kanunu’nun 21. maddesi gereğince zilyedine seçme hakkı tanınmamış olması dahi isabetsizdir.
3. Hükmün infazına yönelik temyiz itirazlarına gelince; Kadastro hakimi, sicil oluşturmaya elverişli, infazında tereddüt oluşturmayacak, doğru, açık ve anlaşılır hüküm kurmakla yükümlü olup, kabule göre, dava konusu 171 parsel sayılı taşınmazın hükme esas bilirkişi raporunda A, B ve C; 175 parsel sayılı taşınmazın E ve F harfleriyle gösterilen bölümleri hakkında lehine tescil hükmü kurulan paylar toplamı 640 olduğu ve payda da 640 olarak belirtildiği halde, hükümde ayrıca “tamamı 10240 pay üzerinden” ifadesine de yer verilerek infazında tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
SONUÇ: Yukarıda (2.) ve (3.) bentlerde açıklanan nedenlerle davacı Hazine vekili, müdahil … ve arkadaşları vekili ve müdahil M. Murat Karadede ile … vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca Hazine ve müdahil davacılar vekilleri için ayrı ayrı 3.050,00 TL avukatlık ücretinin davalılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan Hazine ve davacı müdahillere verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacı müdahillere iadesine, 21.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.