Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2022/1579 E. 2023/6760 K. 26.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1579
KARAR NO : 2023/6760
KARAR TARİHİ : 26.12.2023

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2012/10 E., 2021/18 K.
DAVA TÜRÜ : Genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
İlk Derece Mahkemesinin verdiği karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; “eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu belirtilerek; davacı tarafından Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davası hakkında 04.05.2006 tarihinde dava konusu edilen taşınmazların bazı bölümlerinin tarım arazisi olmadığı ve zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, bu karar taraflara tebliğ edilmediğinden kesinleşmediği, ancak çekişmeli taşınmazların tutanakları, sözü edilen davaya konu oldukları belirtilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle Kadastro Mahkemesi’ne aktarıldığı; Asliye Hukuk Mahkemesinde karara bağlanan tescil dosyasının da bir üst yazı ile Kadastro Mahkemesi’ne gönderildiği, taraflara tebliğ edilmediğinden henüz kesinleşmeyen tescil ilamında dava konusu taşınmazların bir bölümünün davacı adına tesciline karar verildiği halde, Kadastro Mahkemesinde taşınmazların tamamı hakkında davacı lehine hüküm kurulduğu, bu durumda Kadastro Mahkemesinin usule uygun olmayan uygulaması ile aynı taşınmazlar hakkında iki farklı hüküm oluştuğu, her iki hükmün de kesinleşmediği göz önüne alındığında, mahkemece, Asliye Hukuk Mahkemesinin tescil davası hakkında verilen karar taraflara tebliğ edilerek, kesinleşmesinin sağlanması; kısmen kabule ilişkin karar temyiz edilmeden kesinleştiği takdirde, oluşacak kesin hükmün kapsamı belirlenip, uyuşmazlığın buna göre çözümlenmesi, kararın temyiz edilmesi halinde ise tescile ilişkin dosyanın, gereği yapılmak üzere Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilerek temyiz sürecinin sonuçlanmasının beklenilmesi, bundan sonra ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; “dava konusu taşınmazlar üzerinde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu” gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli 108 ada 1, 115 ada 16, 116 ada 15, 19 ve 119 ada 50 parsel … taşınmazların davacı … adına tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazlar üzerinde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; bir kısım dava konusu taşınmazların sınırlarında Hazine adına tespit edilen ham toprak vasıflı taşınmazlar olduğu, keşifte dinlenilen yerel bilirkişi ve tanıkların; bu taşınmazların bulunduğu yönlerin mera olduğuna yönelik beyanları ile dava konusu 119 ada 50 parsel … taşınmazın batısında komşu … Köyü 153 ada 1 … mera parseli bulunduğu halde yöntemince mera araştırması yapılmamış, bir taşınmazın niteliğinin ve taşınmaz üzerindeki zilyetliğin başlangıç tarihinin ve sürdürülüş biçiminin kesin olarak belirlenmesinde en önemli unsur hava fotoğrafı incelemesi olduğu halde, 1984 ve 2004 tarihli hava fotoğraflarından yararlanılmış, farklı tarihli hava fotoğraflarının bulunup bulunmadığı araştırılmamış, bu hava fotoğraflarının incelendiği harita bilirkişisi raporları ile ek raporlarının yetersiz ve birbirleriyle çelişkili olmasına rağmen farklı bilirkişiden denetime elverişli ve hüküm vermeye yeterli rapor alınmamış, 05.12.2021 tarihli harita bilirkişisi ek raporunda incelenen hava fotoğraflarında; dava konusu 116 ada 19 parsel … taşınmazın 1.200,00 ila 2.000,00 metrekarelik bölümü ile 115 ada 16 parsel … taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümünün sürülmediği ve eğiminin yüksek olduğu belirtilmesine ve 15.12.2021 tarihli ziraat mühendisleri kurulu ek raporunda da bu hususa değinilmesine rağmen mahkemece dikkate alınmamış, çekişmeli taşınmazların niteliğini, toprak yapısını, bitki örtüsünü ve imar-ihya durumunu komşu parsellerle mukayeseli şekilde ve çekişmeli taşınmazlarla komşu mera parseli arasında doğal ya da yapay ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığını açıklamayan çelişkili tek kişilik ve 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulundan alınan raporlarla yetinilmiş, tanık ve yerel bilirkişilerin soyut beyanlarına dayanılarak hüküm kurulmuştur. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince öncelikle Harita Genel Müdürlüğü … sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilmek suretiyle taşınmazların bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı olduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre dava konusu taşınmazlara ilişkin aktarılan davanın açıldığı 2003 tarihinden 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, taşınmazların bulunduğu köy ile komşu köylerden yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları ile teknik bilirkişisi, önceki keşiflere katılmayan ve rapor alınmayan farklı jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ve 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğunu, kime ait olduğunu, kimden nasıl intikal ettiğini, kim tarafından, ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığını, taşınmazların öncesinin kadim mera olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, beyanlar arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli; üç kişilik ziraat mühendisleri kurulundan, çekişmeli taşınmazların komşu mera ve diğer parsellerle karşılaştırmalı biçimde, toprak yapısını, eğimini, bitki desenini, imar-ihyaya konu edilmişse imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir ve diğer yönlerden mera vasfında olup olmadığını, taşınmazların mera parselinden nasıl ayrıldığını, zirai durumunu ve üzerinde sürdürülen zilyetlik mevcut ise zilyetliğin şeklini ve süresini açıklayan, taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisine hava fotoğrafları üzerinde stereoskopik inceleme yaptırılarak, dava konusu taşınmazların önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğunu, arazinin ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığını, kullanımın hangi tarihten itibaren olduğunu, kullanım sınırlarının oluşup oluşmadığını, imar-ihyası tamamlanmış ise hangi tarihte tamamlandığını ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü, sürülmeyen ve kullanılmayan bölümleri açıkça belirtir şekilde rapor alınmalı ve dava konusu taşınmazların konumunu hava fotoğrafları üzerinde göstermesi istenmeli; teknik bilirkişisine, keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, ayrıntılı rapor ve harita düzenlettirilmeli; çekişmeli taşınmazlar ya da bölümlerinin öncesinin kadim mera olduğunun anlaşılması halinde meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça değer taşımayacağı düşünülmeli ve bundan sonra toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince bu yönler gözardı edilerek, eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 … HMK’nin Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla HUMK’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 … Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 26.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.