YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1788
KARAR NO : 2023/6768
KARAR TARİHİ : 26.12.2023
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2018/32 E., 2021/36 K.
DAVALILAR : … Kadastro Müdürlüğü, … ve arkadaşları
DAVA TÜRÜ : Uygulama Kadastrosu
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, Kadastro Müdürlüğüne yönelik davanın pasif husumet yokluğundan, diğer davalılara yönelik davanın esastan reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
İlk Derece Mahkemesinin verdiği karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; “eksik araştırma ile hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu belirtilerek; harita mühendisi sıfatına sahip üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yöntemine uygun şekilde inceleme ve araştırmanın yapılması, uyuşmazlığın uygulama kadastrosu sırasında yapılan teknik hatadan mı yoksa mülkiyet uyuşmazlığından mı kaynaklandığının tereddüte mahal vermeyecek şekilde belirlenmesi, uyuşmazlığın kesinleşmiş tesis kadastrosundan doğan mülkiyet ihtilafına ilişkin olduğunun saptanması halinde, açılan davada genel mahkemenin görevli olacağının göz önünde bulundurularak görevsizlik kararı verilmesi, uyuşmazlığın uygulama kadastrosu sırasında yapılan teknik hatadan kaynaklandığının belirlenmesi halinde ise işin esasına girilerek toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi, kabule göre de, dava konusu taşınmazlardan yeni 133 ada 5 parsel … taşınmaz hakkında tescil hükmü kurulması” gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; “ziraat bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda, dava konusu parsel … taşınmazlar ile komşu parseller ve tescil harici yerlerin sınırlarının yapay sınır (tırman) ile ayrılmış olduğu, taşınmazların komşu parseller ile toprak yapısı, bitki örtüsü ve topografik yapıdan benzerlik gösterdiği, taşınmazın üzerinde bina, ağaç vb gibi herhangi bir muhtesatın olmadığının belirtildiği, dava konusu 134 ada 16 (eski 248), 136 ada 13 (eski 345) ve 133 ada 7 (eski 226) parsel … taşınmazların tüm sınırlarının; davacı, tanık ve mahalli bilirkişi beyanları, harita bilirkişilerince değerlendirilebilen 1988 tarihli hava fotoğrafı görüntüsü, 2010 tarihli ortofoto görüntüsünün birbirleri ile uyumlu olması nedeniyle bu sınırların teknik yönetmelikte tarif edilen sabit ve geçerli sınır tipinde olduğu, uygulama kadastrosu ile yeniden hesaplanan yüzölçümlerinin tapu kütüğündeki eski yüzölçümünden farklı olmasının sebebinin komşu parsellerden kaynaklanmayıp, önceki sınırlandırma, ölçü ve yüzölçüm hesaplarının klasik yöntem ve tekniklerle yapılmasından, şimdiki ölçü, tersimat ve yüzölçümü hesaplarının ise güncel teknoloji ve teknikler kullanılarak yapılmasından kaynaklandığı dolayısı ile uygulama kadastrosunun doğru olduğu” gerekçesiyle Kadastro Müdürlüğüne yönelik davanın pasif husumet yokluğundan, diğer davalılara yönelik davanın esastan reddine, çekişmeli eski 226 yeni 133 ada 7 , eski 248 yeni 134 ada 16 ve eski 345 yeni 136 ada 13 parsel … taşınmazların uygulama ve komisyon tutanaklarında olduğu gibi; eski 223 yeni 133 ada 5 ve eski 344 yeni 136 ada 12 parsel … taşınmazların uygulama tutanaklarında olduğu tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 … Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 … Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı … vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 1086 … Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, 59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 210,55 TL’nin temyiz eden davacıdan alınmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 26.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.