YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3957
KARAR NO : 2023/4899
KARAR TARİHİ : 03.10.2023
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2013/121 E., 2016/47 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili ile davalı / davacı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, Konya ili Sarayönü ilçesi Karatepe Köyü çalışma alanında bulunan 472 ila 498, 500, 1777 ila 1796 parsel … ve muhtelif yüzölçümlü 48 adet taşınmaz, kadastro tespit gününden evvel genel mahkemede dava konusu olduklarından bahisle, malik haneleri açık bırakılarak tespit edilmiş; 499 parsel … 103.000 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise mera olarak sınırlandırılmıştır.
2. Davacı … ve müşterekleri vekili tarafından, Asliye Hukuk Mahkemesinde, tapu ve vergi kayıtlarına, mahkeme ilamını, miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak, Karatepe Köyü Tüzelkişiliği aleyhine açılan, elatmanın önlenmesi davası, dava konusu taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlediğinden bahisle görevsizlik kararı verilerek tapulama mahkemesine devredilmiş; yargılama sırasında Hazine davalı olarak davaya dahil edilmiş; aynı davacıların, 499 parsel … taşınmaza ilişkin olarak kadastro komisyonu nezdinde yaptıkları itirazlarının kadastro komisyonunca reddedilmesi üzerine, askı ilan süresi içerisinde 499 parsel … taşınmaza yönelik açmış oldukları dava da eldeki davayla birleştirilmiştir.
II. CEVAP
Davalı Köy Tüzel Kişiliği ve Hazine vekilleri aşamalardaki beyanlarında özetle; davacı tarafça dayanılan tapu ve vergi kayıtlarının nizalı taşınmazlara ait olmadığını, 1947 yılında oluşturulan vergi kaydının iptal edildiğini ve hukukça değer taşımadığını, davacı tarafın taşınmazlarda zilyetliğinin bulunmadığını, daha önce davacıların aynı tapu kayıtlarına dayanarak Devlet Üretme Çiftliğine ait taşınmazlarda hak iddia ederek dava açtıklarını ve bu davanın reddedildiğini ve kararın kesinleştiğini, taşınmazların mera oldukların ileri sürerek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 18.06.1985 tarih ve 1979/2 Esas, 1985/18 Karar … kararı ile davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 18.06.1985 tarih ve 1979/2 Esas, 1985/18 Karar … kararı, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay 7. Hukuk Hukuk Dairesinin 04.11.1986 tarih ve 1985/16244 Esas, 1986/9967 Karar … ilamıyla; “… Yapılan inceleme, araştırma ve uygulamanın yetersiz olduğu, davaya konu 472,473,474 ve 499 parsel … taşınmazlarla ilgili olumlu olumsuz bir karar verilmediğine işaret edilerek; mahallinde yeniden keşif yapılması, öncelikle davacılardan dayandıkları (79) adet tapu kaydında yazılı sınırlarla vergi kaydında yazılı sınırları arazide göstermelerinin istenmesi, davacı tarafça gösterilen sınırların uazman bilirkişiye çizdirilecek müşterek krokide ayrı ayrı işaret ettirilmesi, ondan sonra yerel bilirkişiler aracılığı ve uzman bilirkişi yardımıyla, 79 adet tapu kaydı ve tapu kayıtlarına paralel olarak oluşturulan 1937 tarihli vergi kayıtlarının ayrı ayrı uygulanması, her bir tapu kaydının kapsamının ayrı ayrı belirlenmesi, mahalli bilirkişilerce gösterilemeyen sınırlar varsa bu sınırların saptanması için tarafların göstereceği tanıkların taşınmaz başında dinlenmesi, tapu kayıtlarında yazılı sınırların genişletmeye elverişli olduğunun belirlenmesi halinde sabit sınırlardan başlanmak suretiyle kapsam tayin edilmesi, mahkemece değer verilen 1947 tarih ve 1269 tahrir … vergi kaydının geçerli bir belge olup olmadığı yönü üzerinde durulması, tapu kayıtlarının nizalı taşınmazlara ait olmadığının anlaşılması halinde usulünce zilyetlik araştırması yapılması; zilyetlikle birleşmeyen vergi kaydına değer verilemeyeceğinin düşünülmesi, mer’a vasıflı taşınmazlar için alınan vergi kayıtlarının zilyetlikle birleşse dahi hukuki sonuç doğurmayacağının gözönünde tutulması, taşınmazlar içinde davacılar tarafından özel otlakiye olarak kullanılan alanlar var ise bu kesimlerde saptanarak krokide gösterilmesi ve sonucuna göre bir hüküm kurulması…” gereğine işaret edilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiş; bu karara karşı davacılar … … ve müşterekleri vekili tarafından karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine, aynı Daire’nin 16.04.1987 tarih ve 1987/313 Esas, 1987/5126 karar … ilamıyla, karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Birinci Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar
Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin 25.12.1990 tarih ve 1987/79 Esas, 1990/105 Karar … kararı ile, davanın kısmen kabulüne, bir kısım taşınmazların ve taşınmaz bölümlerinin davacılar adına, bir kısım taşınmazların ve taşınmaz bölümlerinin Hazine adına tesciline, bir kısım taşınmazlarla taşınmaz bölümlerinin ise mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 25.12.1990 tarih ve 1987/79 Esas, 1990/105 Karar sayısı kararı, davacı ve davalı taraflarca temyiz edilmiştir.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesi neticesinde, 01.10.1991 tarih ve 1991/6523 Esas, 1991/12212 Karar … ilamla; “… Bozma ilamına uyulduğu halde, bozmanın gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, davacı tarafın dayandığı tapu kayıtlarının ayrı ayrı uygulanarak kapsamlarının tayin edilmediği, 1269 tahrir nolu vergi kaydının kapsadığı alan belirlenerek bu kaydın zilyetlikle birleşip birleşmediği hususunda yeterli şekilde araştırma yapılmadığı, bozma öncesi ve sonrası keşiflerde dinlenen bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu halde bu çelişkinin giderilmediği” gerekçesiyle, hükmün bozulmasına karar verilmiş; bu karara karşı davacılar … … ve müşterekleri vekili tarafından karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine, aynı Daire’nin 15.02.1992 tarih ve 1992/772 Esas, 1992/7213 karar … ilamıyla, karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.
D. İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamı uyarınca yapılan yargılama neticesinde, 07.01.2011 tarih ve 1992/62 Esas, 2011/2 Karar … kararla; “…. Dava konusu 1655, 2302, 2609, 2762, 2763, 2764, 2765, 2766, 2767, 2872 parseller yönünden açılan davanın reddine, bu taşınmazların tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline, 2596, 2600 ve 2602 parsel … taşınmazlar için açılan davanın kabulü ile mahkememizin bu esas … dosyasının 20.07.2004 tarihli celsesinde tespit edildiği şekli ile Mehmet … Özşahin mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline, 4608, 4601, 4612, 4614, 4526 ve 1076 parsel … taşınmazların tamamı ile 5271 parsel … taşınmazın 18.12.1994 tarihli Süleyman Demircioğlu’nun raporunda mavi renk ile boyalı 28.000,00 metrekarelik kısmı için açılan davanın kabulü ile bu kısmın ifraz edilerek ve davacılar adına 20.07.2004 tarihli celsede tespit edilen payları oranında tapuya kayıt ve tesciline, kalan kısmının tespit gibi tesciline, 5433 parsel için açılan davanın kabulü ile davacılar adına 20.07.2004 tarihli celsede tespit edilen payları oranında tapuya kayıt ve tesciline, 4480, 4481 ve 4483 parseller için açılan davanın reddi ile tespit gibi tesciline, 4613, 4594, 4609, 5437 ve 5432 parseller için açılan davanın kabulü ile 20.07.2004 tarihli celsede tespit edilen payları oranında tapuya kayıt ve tesciline, 5415 parsel için açılan davanın reddine tespit gibi tesciline, 4611, 4615, 4607, 4599, 5275 ve 5434 parsel … taşınmazlar için açılan davanın kabulü ile 20.07.2004 tarihli celsede tespit edilen payları oranında tapuya kayıt ve tesciline, 5379 parsel … taşınmaz yönünden açılan davanın reddi ile tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline, 5431 parsel … taşınmaz için açılan davanın kabulü ile 20.07.2004 tarihli celsede tespit edilen payları oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline, 4600, 4606, 4610, 4616, 5435, 5436 parsel … taşınmazlar için açılan davanın parsellerin tamamı yönünden 5274 parsel … taşınmaz için ise, bilirkişi Süleyman Demircioğlu’nun 18.12.1994 tarihli bilirkişi raporunda mavi kalem ile taralı (C) harfi ile gösterilen 16.290,00 metrekarelik kısmının 20.07.2004 tarihli celsede tespit edilen payları oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin kısmının tespit gibi tesciline …” karar verilmiştir.
E. Üçüncü Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 07.01.2011 tarih ve 1992/62 Esas, 2011/2 Karar … kararı, davacılar Kor Barboros Kızılışık, …, … ve arkadaşları vekili ile davalılar Karatepe Köyü Tüzel Kişiliği, Gözlü Köyü Tüzel Kişiliği ve Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2. Temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 31.10.2012 tarih ve 2012/676 Esas, 2012/8382 Karar … ilamıyla; “..Mahkemece çekişme konusu taşınmazlar Karatepe Köyünün 472, 473, 474, 475, 476, 477, 478, 479, 480, 481, 482, 483, 484, 485, 486, 487, 488, 489, 490, 491, 492, 493, 494, 495, 496, 497, 498, 499, 500, 1777, 1778, 1779, 1780, 1781, 1782, 1783, 1784, 1785,1786, 1787, 1788, 1789, 1790, 1791, 1792, 1793, 1794, 1795, 1796 … parseller olduğu, tefhim edilen kısa kararda da davanın kısmen reddi ve kısmen kabulüne karar verilerek çekişmeli 472 ila 498, 500; 1777 ila 1796 … parsellere hüküm kurulduğu halde, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında davayla ilgisi olmayan 1655, 2302, 2609, 2762, 2763, 2764, 2765, 2766, 2767, 2872, 2596, 2600, 2602, 4608, 4601, 4612, 4614, 4526, 1076, 5271, 5433, 4480, 4481, 4483, 4613, 4594, 4609, 5437, 5432, 5415, 4611, 4615, 4607, 4599, 5275, 5434, 5379, 5431, 4600, 4606, 4610, 4616, 5435, 5436, 5274 … parsellere ilişkin hüküm kurulmak suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratıldığı açıklanarak, gerekçeli karar ile kısa karar arasında çelişki yaratılmasının isabetsizliğine” değinilerek, sair yönler incelenmeksizin, ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.
F. İlk Derece Mahkemesince Üçüncü Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar
1. Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, İlk derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, “…Davacı tarafça 1928 tarihli 79 tane tapu kaydı,1937 tarihli 693 ila 773 numaralı vergi kayıtları ile 1947 tarih ve 1269 tahrir numaralı vergi kaydına dayanıldığı; yapılan keşif ve dinlenilen bilirkişi ve tanık beyanlarına göre davacıların murisinin 1966 yılında vefat ettiği, murisin 1942 yılından vefat ettiği tarihe kadar davaya konu taşınmazlar üzerindeki zilyetliğini devam ettirdiği, murisin vefatından sonra davaya konu taşınmazları davacıların kullanmaya devam ettikleri, mirasçılar arasında fiili bir taksim yapılmaması sebebiyle taşınmazların mirasçılar tarafından da bir bütün halinde kullanılmaya devam edildiği, bu nedenle bütün mirasçıların senetsizden edinebilecekleri miktar murislerinin edinebileceği 100 dönümle sınırlı olacağı, tapu kayıtları ile 1937 tarihli 693 – 773 … vergi kayıtlarının bilirkişi Kazım Torlak’ın raporu esas alınarak miktar itibariyle örtüştüklerinin kabul edilmesi gerekeceği, davacı Gözlü Köyü Tüzel Kişiliğinin açmış olduğu davaya ilişkin olarak ise dava konusu edilen taşınmazların Karatepe Köyü mülki sınırları içerisinde bulunması sebebiyle davacı Gözlü Köyü Tüzel Kişiliği’nin böyle bir dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından davacı tarafından açılan davanın HMK’nın 114/1-h madde ve fıkrası uyarınca davacının dava açmada “hukuki yararının bulunmaması” sebebiyle 6100 … Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 … Kanun) 115/2 nci madde ve fıkrası uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerektiği, davaya konu taşınmazların başında 07.05.2010 tarihinde yapılan keşif ve bu keşif sonrasında fen bilirkişisi Harita ve Kadastro Mühendisi Kazım Torlak tarafından tanzim olunan 29.07.2010 tarihli bilirkişi raporu ile 04.11.2010 tarihli ek bilirkişi raporunda 79 tane tapu kaydı ile vergi kayıtlarının örtüştüğü, daha önce yapılan keşifte görev alan fen bilirkişileri Aziz Arslan ve arkadaşlarının tanzim ettikleri uygulama krokisinde ise tapu kayıtlarının dava konusu yerin etrafını çepeçevre saran bir halde, olağan durumun tersine olacak bir şekilde şekilde çizilmişken, bilirkişi Kazım Torlak tarafından tanzim olunan raporda ise tapu kayıtları ve vergi kayıtlarının uygulandığı krokinin tapu kaydında yazan komşularını da gösterir şekilde oluşturulmuş olması sebebiyle mahkemece dava dosyası kapsamına uygun bulunduğu gerekçesiyle, bilirkişi Kazım Torlak tarafından tanzim olunan 29.07.2010 tarihli bilirkişi raporu ile 04.11.2010 tarihli ek bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle davacıların davalarının kısmen kabulüne, temyize konu 475,476,477,478, 480, 481, 482, 483, 484, 485, 486, 1777, 1778, 1782, 1783, 1784, 1786, 1787, 1788, 1789 ve 1790 parsel … taşınmazların tamamının … ve müşterekleri adına hükümde gösterilen paylarla iştirak halinde mülkiyet olacak şekilde kadastro tespit tutanağında belirtilen nitelik ve yüzölçümü ile tapuya tesciline; 500 parsel … taşınmazın haritada A harfi ile gösterilen 130.279,00 m2’lik ve B harfi ile gösterilen 7.856,00 m2’lik kısımlarının, 1794 parsel … taşınmazın haritada A harfi ile gösterilen 176.422,00 m2’lik kısmı ile B harfi ile gösterilen 20.195,00 m2’lik kısmının; 474 parsel … taşınmazın haritada A harfi ile gösterilen 114.325,00 m2’lik kısmının; 479 parsel … taşınmazın A harfi ile gösterilen 1.108.784,00 m2’lik kısmının; 1779 parsel … taşınmazın A harfi ile gösterilen 52.516,00 m2’lik kısmının, 1780 parsel … taşınmazın A harfi ile gösterilen 98.498,00 m2’lik kısmının, 1781 parsel … taşınmazın A harfi ile gösterilen 19.247,00 m2’lik kısmının,1785 parsel … taşınmazın A harfi ile gösterilen 192.288,00 m2’lik kısmının, 1791 parsel … taşınmazın A harfi ile gösterilen 145.092,00 m2’lik kısmının ve 1793 parsel … taşınmazın A harfi ile gösterilen 184.861,00 m2’lik kısımlarının davaya konu taşınmazlardan ifrazı ile ayrı ayrı aynı adanın en son parsel numaraları verilmek suretiyle yine … ve müşterekleri adına hükümde gösterilen paylarla iştirak halinde mülkiyet olacak şekilde kadastro tespit tutanağında belirtilen nitelik ve yüzölçümü ile tapuya tesciline; 474 parsel … C harfi ile gösterilen 34.125,00 m2’lik kısmının, 479 parsel … taşınmazın C harfi ile gösterilen 4.616,00 m2’lik kısmının, 500 parsel … taşınmazın C harfi ile gösterilen 622.115,00 m2’lik kısmının 1779 parsel … taşınmazın C harfi ile gösterilen 106.184,00 m2’lik kısmının, 1780 parsel … taşınmazın C harfi ile gösterilen 264.802,00 m2’lik kısmının, 1781 parsel … taşınmazın C harfi ile gösterilen 176.353,00 m2’lik kısmının, 1785 parsel … taşınmazın C harfi ile gösterilen 18.812,00 m2’lik kısmının,
1791 parsel … taşınmazın C harfi ile gösterilen 2.708,00 m2’lik kısmının 1793 parsel … taşınmazın C harfi ile gösterilen 126.839,00 m2’lik kısmının, 1794 parsel … taşınmazın C harfi ile gösterilen 88.383,00 m2’lik kısmının
Hali arazi niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tescillerine; neticeten temyize konu 474, 475, 476, 477, 478, 479, 480, 481, 482, 483, 484, 485, 486, 500, 1777, 1778, 1779, 1780, 1781, 1782, 1783, 1784, 1785, 1786, 1787, 1788, 1789, 1790, 1791, 1793, 1794, 1795 ve 1796 parsel … taşınmazların nitelik ve malik hanelerinin bu şekilde doldurulmasına; Davacı Gözlü Köyü Tüzel Kişiliğinin açmış olduğu davanın HMK’nın 114/1-h madde ve fıkrası uyarınca davacının dava açmada “hukuki yararının bulunmaması” sebebiyle HMK’nın 115/2.madde ve fıkrası uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davalı Hazine vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; çekişmeli taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, zilyetlikle iktisabı mümkün olan yerlerden olsa dahi zilyetlikle kazanma koşullarının davacılar yararına gerçekleşmediğini, yapılan araştırmaların ise karar vermeye yeterli olmadığını, taşınmazların bir kısmının kadim mera niteliğinde olduğunu, ancak bu hususta da yeterli araştırma ve inceleme yapılmadığını, 3402 … Kadastro Kanunu’nun 14/son maddesindeki miktar sınırlamasının da yeterince irdelenmediğini belirterek, davanın kabulüne karar verilen bölümler yönünden bu sebeplerle ve re’sen nazara alınacak sair nedenlerle hükmün bozulmasını istemiştir.
2. Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğini, gerekçenin soyut ve yetersiz olduğunu, somut hiç bir gerekçeye dayanmadan hüküm verildiğini, ayrıca vekil edeni Belediye aleyhine vekalet ücreti takdir edilmesinin de isabetsiz olduğunu belirterek, hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel mahkemeden aktarılan kadatsro tespitine itiraz niteliğinde olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı tarafa ait 79 adet tapu kaydı ile bu tapu kayıtlarıyla aynı sınırları ihtiva eden vergi kayıtları ile 1947 tarih ve 1269 tahrir … vergi kaydının çekişmeli taşınmazları tamamen veya kısmen kapsayıp kapsamadığı; şayet kapsamıyor ise çekişmeli taşınmazların kadastro tespit ve aktarılan dava tarihi ve öncesi itibariyle vasfının ne olduğu, belirlenecek bu niteliğine göre çekişmeli taşınmazların özel mülkiyete elverişli olup olmadıkları ve davacı taraf lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 … Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 … Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 … Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 … Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 … Kadastro Kanunu’nun 13,14,18,20 ve 27 nci maddeleri,
3. Değerlendirme
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 … Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 … Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında davalı Hazine ile davalı … vekillerinin hükme yönelen sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Ancak; İlk Derece Mahkemesince, davacı tarafça dayanılan 1928 tarihli 79 adet tapu kaydı ve bu kayıtlara istinaden düzenlenen 1937 tarihli 693 ila 773 numaralı vergi kayıtlarının, dava konusu taşınmazların, fen bilirkişisi Kazım Torlak tarafından düzenlenen 29.07.2010 tarihli bilirkişi raporu ile 04.11.2010 tarihli ek bilirkişi raporunda gösterilen bölümlerini bir bütün olarak kapsadığı kabul edilerek, tapu kaydına nazaran daha fazla yüz ölçümü ihtiva eden vergi kayıt miktarı esas alınmak suretiyle, taşınmazların toplamda 5.441,913 metrekarelik bölümlerinin kayıt kapsamında kalması nedeniyle, toplam 50.000 metrekarelik bölümü yönünden ise zilyetlikten edinilebilecek miktar olduğu gerekçesiyle, neticeten toplamda 5491,913 metrekare yüz ölçümünde taşınmazın davacılar … ve müşterekleri adına tapuya tesciline karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Şöyle ki; davacılar; 1340 tarih 1 ila 79 sıra numaralı sicillerden gelen 35’er dönümlük 79 adet tapu kaydına ve bu tapu kayıtlarının 33,072 metrekare yüzölçümlü olarak tahvil edilmek suretiyle intikal ettikleri 07.08.1966 tarih 11 ila 89 nolu tapu kayıtlarına ve bu tapu kayıtları ile bire bir aynı hudutları ihtiva eden ve her biri 70 hektar olan 1937 tarihli 693 ila 773 numaralı 79 adet vergi kaydına dayanmışlar; kayıtların kapsamı dışında kalan yerlerin ise kısmen tarla, kısmen de özel mera olarak kendilerine ait olduğunu öne sürmüşlerdir.
Anılan bu 79 adet tapu ve vergi kaydının, bilirkişi raporları ile irtibatlandırılması yapılmış olup, dosyadaki tüm bilgi, belge ve beyanlar ile bilirkişi raporlarının bir bütün olarak değerlendirilmesinde, 79 adet tapu ve vergi kaydının iç hudutlarının birbirlerini şahıs taşınmazları olarak okudukları; yine kayıtların dış sınırlarının bir bütün olarak değerlendirilmesinde ise, taşınmazların güneyinde yer alan ve tapu kayıtlarında okunan “Tuz yolu” ile çekişmeli taşınmazların batısında yer alan Sarayönü (Belfua – Gözlü) Çiftliği ile çekişmeli taşınmazlar arasında bulunan “Karatepe – Gözlü yolu” nun, yine çekişmeli taşınmazların kuzey batısından kuzey doğusuna doğru devam eden “Gözlü – Çiftlik yolu”nun kadim olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır.
Söz konusu 79 adet tapu ve vergi kaydının irtibatlandırılması sonucunda, çekişmeli taşınmazların dış sınırlarını ihtiva eden tapu kayıtlarının diğer hudutlarının ise “İbrahim dede Hüyüğü”; “Kamışağılı”; “Dingil Ağılı”; “İnek tepesi” şeklinde nokta ve değişmeye ve genişlemeye elverişli sınırlar ihtiva ettiği anlaşılmakta olup, bu nedenle ilk derece mahkemesinin tapu ve vergi kayıtlarının miktarı itibariyle geçerli olacağı yönündeki kabulü isabetlidir.
Ne var ki; 79 adet 70 dönümlük vergi kaydının toplam miktarı 5,530,000 metrekare, 79 adet 33,072 metrekarelik tapu kaydının toplam miktarı ise 2.612,68 metrekare olup, kayıtlar arasında 2.917,32 metrekare yüzölçüm farkı bulunmaktadır. Bu oranda bir yüzölçüm farkı olması nedeniyle tapu kayıt miktar fazlası üzerinde kalan vergi kaydının yüzölçüm miktarı yönünden, bu vergi kaydının / kayıtlarının zilyetlikle birleşip birleşmediğinin de tespit edilmesi gerekmektedir.
Her ne kadar; İlk Derece Mahkemesince, yapılan keşif ve dinlenilen bilirkişi ve tanık beyanlarına göre, davacıların murisinin 1942 yılından, vefat ettiği 1966 yılına kadar davaya konu taşınmazlar üzerindeki zilyetliğini devam ettirdiği kabul edilmiş ise de, 29.04.1983 tarihli keşifte dinlenen mahalli bilirkişi Kaşif Uçar’ın beyanı, yine diğer mahalli bilirkişi Saffet Yalçın’ın 29.04.1983 ve 04.07.1984 tarihli keşiflerde alınan beyanları, zirai bilirkişi … Ünüvar tarafından düzenlenen 20.11.1984 tarihli zirai rapor ve 13.10.1989 ve 14.10.1989 tarihli keşiflerde alınan, çekişmeli taşınmazların davacıların murisi Haydar Erkut’un özel otlakiyesi olmadığı ve peyder pey doğuya doğru sürdüğü yerleri genişleterek kullanıma devam ettiği şeklindeki keşif beyanları bir bütün olarak dikkate alındığında, muris Haydar Erkut ve mirasçılarının tapu kayıt miktar fazlası üzerinde ekonomik amaca uygun, nizasız ve fasılasız zilyetliğinin bulunmadığı ve bu nedenle davacılar lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanım koşullarının oluşmadığı anlaşılmış olup, somut olayda yüzölçümü miktarı fazla olan vergi kayıt miktarının değil, tapu kayıt miktarının dikkate alınması gerekmektedir.
3. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için ilk derece mahkemesince, taşınmazlar başında yeniden keşif yapılarak, çekişme konusu taşınm taşınmazların batısında bulunup hali hazırda kapanmış durumda olan “Karatepe -_Gözlü yolu” sınırından başlanmak ve güneyde “Tuz yolu” ve kuzeyde “Gözlü – Çiftlik yolu” (krokilerde bu yolun devamı Çiftlikten Kayaağılına giden yol”olarak gösterilmiştir) ile irtibatlandırılmak suretiyle doğuya doğru, tapu kaydına miktarı itibariyle kapsam tayin edilmeli ve bu yönde teknik bilirkişiden denetime ve infaza elverişli rapor düzenlenmesi istenilmeli ve tapu kayıt miktarı olan 2.612,68 metrekarelik taşınmazın davacılar … ve mişterekleri adına tesciline karar verilmelidir.
Tapu kayıt miktarı dışında kalan taşınmaz ve taşınmaz bölümleri yönünden ise, her ne kadar beyanlarda ağırlıklı olarak taşınmazların mera vasıflı olduğu bildirilmiş ise de, dosya kapsamında,; çekişmeli taşınmazların bulunduğu Karatepe Köyü’nde 1952 yılında toprak tevzi komisyonunca mera tespit çalışması yapıldığı, 20.11.1952 tarih ve 280 … mera komisyon kararı ve eki krokide, bu mera kaydının mevkiinin Dirigil Öreni, Yeni Ağılı, Çimen Öreni ve Köy civarı mevkileri olup, meranın hudutlarının doğusu: Karatepe Köyü, Batısı: Sarayönü Tarlaları, Kuzeyi: Bitli, Tuz yolu ve Köy tarlaları şeklinde tespit edildiği; eldeki davada, çekişme konusu taşınmazların güney hududunda bulunan “Tuz Yolu” iş bu mera kaydında “kuzey” hudutta yer aldığına göre, dava konusu taşınmazların mera tespiti dışında bırakıldıkları, bir diğer ifade ile, mera olarak tespit ve tahsis edilen yerlerden olmadıkları anlaşılmaktadır.
Öte yandan; dava konusu taşınmazların kadim mera olarak da kabul edilemeyecekleri kuşkusuzdur. Zira, bir yerin kadim mera olarak kabul edilebilmesi için, öncesi bilinmeyen bir tarihten beri mera olarak kullanılması gerekmekte olup, dosya arasında bulunan bilgi ve belgelerden, çekişme konusu taşınmazların bulunduğu Karatepe Köyü’nün iskan suretiyle 1907 yılında kurulduğu, kadim bir köy olmadığı ve bu köyde kadim bir meradan da bahsedilemeyeceği anlaşıldığından, tapu kayıt miktar fazlasının hali arazi vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekmektedir.
4. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Davalı Hazine vekili ile davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının, yukarıda (V.C.3.1.) nolu bentte yazılı nedenlerle REDDİNE,
Davalı Hazine vekili ile davalı … vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (V.C.3.2.3.4) nolu bentte açıklanan sebeplerle kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 … Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 … Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
1086 … Kanun’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
03.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.