Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2023/1469 E. 2023/2372 K. 13.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1469
KARAR NO : 2023/2372
KARAR TARİHİ : 13.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2008/672 E., 2009/429 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne

Taraflar arasındaki galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 03.10.2022 tarihli ve 2022/4884 Esas, 2022/7619 Karar … kararıyla bozulmasına karar verilmiştir.

Davalı vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı … kendi adına asaleten çocuğu …’ya velayeten açtığı davanın dilekçesinde; davacıların … … … … Ağa Vakfı, … ve … … … … … Vakfı’nın galleye müstehak vakıf evladı olduklarının tespitini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı … vekili, dava konusu vakıfların Edremit’te kurulu olduğundan açılan davada Edremit Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğunu, davanın Bölge Müdürlüğü aleyhine açıldığını oysa idarenin teşkilatlanmasında Bölge Müdürlüklerinin tüzel kişiliğinin olmadığını,Genel Müdürlüğünün tüzel kişiliğinin bulunduğunu bu nedenle taraf ehliyeti yokluğundan davanın reddi gerektiğini ve davacının dava ehliyeti bulunmadığını da beyan ederek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1…. 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.10.2008 tarihli ve 2008/326 Esas, 2008/400 Karar … kararıyla; dava konusu vakıfların Edremit’te kurulu olduğundan açılan dava da Edremit Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesi ile dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verilmiştir.

2.Yetkisizlik kararı sonrası dosya kendisine gönderilen Edremit 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.06.2009 tarihli ve 2008/672 Esas, 2009/429 Karar … kararıyla; davacı … ve diğer davacı oğlu …’ın … … … … Ağa Vakfının galle fazlasına müstehak vakıf evlatları olduğu anlaşıldığından bu yöndeki taleplerinin kabulüne; davacıların diğer vakıflar … ve … … … … … Vakıflarının vakıf evladı olduklarına ilişkin herhangi bir delil bulunmadığından bu yöndeki taleplerinin ispatlanamama nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sonucu Verilen Karar
Dairemizin 03.10.2022 tarihli ve 2022/4884 Esas, 2022/7619 Karar … ilamı ile; davacılardan …’nın 03.08.2015 tarihinde vefat ettiği anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince bu davacının ölümü sebebiyle dava konusu hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi ve dava konusu vakfın 1295 Hicri (1878 Miladi) tarihli vakfiyesinde galle fazlasının cinsiyet şartı aranmaksızın fakat batın şartı ile evlada bırakıldığı anlaşıldığına göre, Mahkemece davacı …’nın bulunduğu batın ile bu batına göre üst batında sağ vakıf evladı bulunup bulunmadığının denetime elverişli bilirkişi raporuyla belirlenmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz araştırma ve eksik inceleme ile davanın kabulü doğru görülmeyerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.

V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuranlar
Dairemizin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı … vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

B. Karar Düzeltme Sebepleri
Davalı … vekili karar düzeltme dilekçesinde; davanın, Bölge Müdürlüğü aleyhine açıldığını, oysa idarenin teşkilatlanmasında Bölge Müdürlüklerinin tüzel kişiliklerinin olmadığını, dolayısıyla taraf ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunun taraflarına tebliğ edilmemiş olmasının Usul ve Yasa hükümlerine aykırı olduğu ve savunma haklarının kısıtlanarak karar verildiğini, galle fazlasına müstehak olabilmek için öncelikle vakfiyede belirtilen kişilerin soyundan gelmek gerektiğini, “Galle fazlasına müstehak” vakıf evladı olabilmek için de evlada galle fazlasından verileceğinin vakfiyede belirtilmiş olması gerektiğini, ayrıca vakfiyede batın tertibi söz konusu ise ancak aynı batında olan vakıf evlatları galle fazlasına müstehak olabilecekleri, bu durumda ön batında vakıf evladı varsa, sonraki batındaki vakıf evlatları galle fazlasına müstehak olamayacaklarını, … … … Zevcesi … … … Vakfının değişik zamanlarda düzenlenmiş 15 Cemaziyel-ahir 1295 tarihli Vakfiye ile 25 Cemaziyel-ahir 1295 tarihli Vakfiye’sinin bulunduğunu, 25 Cemaziyel-ahir 1295 tarihli vakfiyede, vakfı kuranın “iki kızının (… ve Raufe)” batın tertibi üzere erkek ve kız çocukları eşit olarak mütevelli olacaklar ve galle fazlasını aralarında taksim edeceklerini dolayısıyla davacı …’nın öncelikle vakfı kuranın kızları … ve Raufe’nin soyundan, dolayısıyla kız soyundan geldiğini ispatlaması gerekmektiğini, batın şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin ispatlamasının bundan sonraki aşamada düşünülmesi gerektiğini; 15 Cemaziyel-ahir 1295 tarihli vakfiyesinde ise; vakıf evladının galle fazlasından pay alabileceğine dair bir şart bulunmadığından bu vakfiyeyi de kapsayacak şekilde karar verilemeyeceğini, dolayısıyla Dairenin 2022/4884 Esas ve 2022/7619 Karar … bozma ilamında “25 Cemaziyel-ahir 1295 tarihli vakfiyesinde” denileceği yerde 15 Cemaziyel-ahir 1295 tarihli vakfiyeyi de çağrıştıracak şekilde “1295 tarihli vakfiyesinde” denilmesi Usul ve Yasa hükümlerine aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere belirtmek isteriz ki, idarenin yasal hasım olduğundan idaremiz aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru olsa da diğer vakıflar yönünden davanın reddine karar verilmiş olduğundan (yani kısmen kabul kısmen red kararı verilmiş olduğundan) idare lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesinin de Usul ve Yasa hükümlerine aykırı olduğu ileri sürülerek bozma ilamının idare aleyhine olan kısımlarının düzeltilerek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık,vakfın gelir fazlasından faydalanma amacına yönelik galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 … Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 … Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 … Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 … Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 440 ve 441, 442 nci maddesi, 5737 … Vakıflar Kanunu’nun (5737 … Kanun) 3, 6, 7 ve 75 inci maddeleri, 24.02.1943 tarihli ve 1942/27 Esas, 1943/11 Karar … Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Vakıflar Yönetmeliğinin 23, 28, 53 ve 55 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Karar düzeltmeye konu Dairemizin 03.10.2022 tarihli ve 2022/4884 Esas, 2022/7619 Karar … ilamı ile;
a.Davacılardan …’nın 03.08.2015 tarihinde vefat ettiği anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince bu davacının ölümü sebebiyle dava konusu hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi,

b.Dava konusu vakfın 1295 Hicri (1878 Miladi) tarihli vakfiyesinde galle fazlasının cinsiyet şartı aranmaksızın fakat batın şartı ile evlada bırakıldığı anlaşıldığına göre, İlk Derece Mahkemesince davacı …’nın bulunduğu batın ile bu batına göre üst batında sağ vakıf evladı bulunup bulunmadığının denetime elverişli bilirkişi raporuyla belirlenmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz araştırma ve eksik inceleme ile davanın kabulü doğru görülmeyerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.

2.Davacı …’nın galle fazlasına müstehak olduğunun tespitine karar verilen … … … Zevcesi … … … Vakfı’na yönelik davalı vekilinin karar düzeltme istemleri yönünden;
a.5737 … Kanun’un 3 üncü maddesine göre mazbut vakıflar, bu kanun uyarınca Genel Müdürlükçe (…) yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 … Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve 2762 … Vakıflar Kanunu (2762 … Kanun) gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflar olarak tanımlanmıştır.

Bir vakfın evladı olunabilmesi için vakfın kurucusuna kadar soy bağının götürülmesi zorunlu olmayıp, daha önceden kesinleşmiş mahkeme kararı ile evlat olduğuna karar verilen kişilerle veya 1943 tarihli Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararına göre tevliyeti evlada bırakılan vakıflarda mütevellilik yapan kişilerle yöntemince kanbağı ilişkisinin kurulması yeterlidir.

Vakfın geliri üzerinde hak sahibi olduğuna ilişkin davayı, vakfiye uyarınca galleden yararlanma hakkı olan, yani vakfeden ile soy bağı olan ya da soy bağı olmasa bile galleden kendisine pay özgülenen diğer kişiler açabilir.

Galle fazlası evlada şart kılınan vakıflarda, galle fazlasının alınabilmesi için açılan davada öncelikle vakfeden ile soybağının ispatlanması, sonra da vakfiyede öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekir. Yani bu tür davalarda incelenecek ilk husus; davacı ile vakfeden arasında iddia edildiği üzere kan bağı yolu ile soybağı mevcut olup olmadığı, eğer soybağı kurulabiliyorsa ikinci aşamada vakfiyelerde galle fazlası için öngörülen şartların somut olayda davacı yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması olacaktır.

Bir vakfın evladı olunabilmesi için vakfın kurucusuna kadar soy bağının götürülmesi zorunlu olmayıp, daha önceden kesinleşmiş mahkeme kararı ile evlat olduğuna karar verilen kişilerle veya 1943 tarihli Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararına göre tevliyeti evlada bırakılan vakıflarda mütevellilik yapan kişilerle yöntemince kanbağı ilişkisinin kurulması yeterlidir. Dolayısı ile idarenin (… veya … Vakıf Yönetiminin) tek taraflı olarak evlat listesine yaptığı dayanaksız bir kayıt yeterli olmayıp, açıkça galle fazlasını almaya hak kazanıldığını gösterir bir mahkeme ilamına dayalı olarak vakıf evlat listesine eklenen kişiler, daha sonra açılacak vakıf evlatlığı davalarında kesin hüküm olmasa da güçlü delil olarak değerlendirilebilecektir.

Davacıların üst soyunda yer alan … (1882-04.08.1961) vakfın son mütevellisi olarak görev yapması ve …’un kızı (davacı …’in babaanesi) … … hakkında Edremit Asliye Hukuk Mahkemesinin 1962-219 Esas ve 1963/56 Karar … kararı ile galle fazlasına müstek olduğunun tespitine karar verilmiş olması nedeni ile davacı ile Vakfeden arasında usulüne uygun soybağı kurulmaktadır.

Şimdi galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğunun tespiti için ikinci aşama olan, galle fazlası için vakfiyede öngörülen şartların davacı yönünden gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulmalıdır.

743 … Türk Kanunu Medenisi’nin yürürlük tarihinden önce kurulan vakıflar, amaçları çerçevesinde vakıftan yararlananlar bakımından, “hayrî vakıf” ve “zürrî vakıf” olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Bunlardan zürri vakıflarda, vakıf gelirlerinden (galleden) vakıfın evlatlarının yararlanması amaçlanmıştır. Zürri vakıf denilen bu vakıflarda vakfiyede belirtilen … koşulların ifasından sonra vakfın gelirinden (galle) fazlasının vakfiyede belirtilen evlatlara ya da hısımlara verilmesi öngörülmüştür. Vakfeden, vakfın gelir fazlasından sadece belirli bir kişi ya da kişilerin yararlanmasını mümkün kılabileceği gibi, çocuklarının, usul ve/veya füruunun ya da diğer akrabalarının yararlanmasını mümkün kılabilir (Akipek, Ş./ Altaş, H.: “Vakıflarda Evladiye Davaları”, … Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 47, S. 1-4, s. 145-151, … 1998, s. 145-146; Uluç, Y.:Vakıflar Hukuku ve Mevzuatı, … 2008, s. 49).

Vakfiyeler, vakıf davalarında birinci derecede delil olup (Akgündüz, …; İslam Hukukunda ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi, 1996, Sh. 428), kadimden beri uygulandığı bilinmedikçe vakıf davalarında yazılı delil olarak kullanılamazlar. (Mecelle md.1739) Vakfiyelerin uygulanma şartı, bunların ifade ettikleri maddelerin sabit ve meşhur olmasıdır.

İncelemeye konu … … … Zevcesi … … … Vakfının değişik zamanlarda düzenlenmiş 15 Cemaziyel-ahir 1295 tarihli vakfiye ile 25 Cemaziyel-ahir 1295 tarihli Vakfiye’sinin bulunmaktadır. 15 Cemaziyel-ahir 1295 tarihli vakfiyede; “hâsılât-ı vakf-ı merkûm mümâileyh Hafiz Galib …’ye aid ve râci ola.” denilerek galle fazlası evlad dışında camii imamı olan Hafiz Galib …’ye bırakılmış olduğu anlaşıldığından iş bu vakfiye yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken vakfiyeler arasında her hangi bir ayrım yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi,

b. Dava konusu Vakfın 25 Cemaziyel-ahir 1295 tarihli Vakfiye’sinde ise; “… “ben hayat-ı libas-ı labise olduğum müddetçe vakf-ı merkume kendim mütevelli olup bade vefatiha kerimelerim … ve Raufe hanımlar mütevelli olup ver muceb-i şart-ı amel ve hareket eyleyüp fazlası cihet-i tevliyet olarak beyinlerinde mütesaviyen iktisam edeler, anlardan biri vefat ettikte gerüye kalan üslüb-ü sabık vechile mütevelli ola ve geruye kalan dahi vefat ettikte anların evladı, evlad-ı evlatları batnen bade batnin zükur ve inası ales-seviye mütevelli olup fazla-ı merkumeyi beyinlerinde kezalik müsavat üzre iktisam edeler” denilerek yani batın tertibi (ön batında vakıf evladı varsa sonraki batında bulunanların hak sahibi olamayacakları kuralı) ile vakıf gelirinin kız erkek ayrımı yapılmadan evlada bırakılmış olup, dosya içerisindeki nüfus kayıtlarına göre de davacı …’e göre ön batında bulunan ve dava açıldığında sağ olan babası … yargılama devam ederken vefat ettiği, amcaları 1953 doğumlu … ile 1956 doğumlu … …’in hayatta oldukları ve vakfiyedeki galle fazlası için öngörülen şartlar davacı yönünden gerçekleşmemiş olduğu anlaşıldığından davacı …’in sadece vakıf evladı olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması, bozmayı gerektirmiştir.

C. Davacı …’in UYAP ortamında temin edilen nüfus kaydına göre dava devam ederken Mahkeme kararından sonra 03.08.2015 tarihinde vefat etmiştir.

Her dava, açıldığı tarihteki maddi vakıalara göre değerlendirilir. Ancak yargılama sırasında davanın konusuz kalması halinde İlk Derece Mahkemesince dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekir.

Galle fazlasına müstehak vakıf evladı olduğunun tespitine ilişkin davalar, şahsa bağlı davalardan olup, davanın bu niteliği gereği dava konusu talebin mirasçılara intikal etmeyeceği, mirasçıların vakfın galle fazlasından yararlanmaya yönelik bir talepleri var ise kendi adlarına galle fazlasına müstehak vakıf evladı istemli dava açmalarının gerektiği açıktır.

Somut olayda, davacı …’nın dava açıldıktan sonra 03.08.2015 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılmasına göre, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.

4. Kabule göre de; 6100 … Kanun’un 332 nci maddesi gereğince, yargılama giderlerine Mahkemece re’sen hükmedilir. Yargılama gideri tutarının, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümü hüküm altında gösterilir. Öte yandan vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti de 6100 … Kanun’un 323/(1)-ğ maddesi gereği yargılama giderlerinden olup aynı Kanun’un 326/1 inci maddesi gereği Kanunda yazılı hâller dışında yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.

Bu itibarla; İlk Derece Mahkemesince davalı … aleyhine açılan davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verildiğine göre, kendisini vekille temsil ettiren davalı idare yararına karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, vekalet ücreti takdir edilmemiş olması,

Doğru olmadığı bu defaki inceleme sonucu anlaşıldığından, davacılar vekilinin karar düzeltme talebinin bu yönlerden kısmen kabulü ile hükmün değişik gerekçe ile bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 03.10.2022 tarihli ve 2022/4884 Esas, 2022/7619 Karar … kararının KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 … Kanun’un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 … Kanun’un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
İstek halinde peşin yatırılan karar düzeltme harcının isteyene iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

13.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.