Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2023/1903 E. 2023/6743 K. 26.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1903
KARAR NO : 2023/6743
KARAR TARİHİ : 26.12.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. … ili Merkez ilçesi … köyü çalışma alanında 3402 … Kadastro Kanunu’nun (3402 … Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda … ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 476 parsel … 8.000,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 219 ada 131 parsel numarasıyla 9.057,21 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.

2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; … ili Merkez ilçesi … köyü eski 476 parsel yeni 219 ada 131 parsel … taşınmazın, eski tapu kayıtları ile yenileme çalışmaları sonucunda oluşturulan yeni alanı arasında fark bulunduğunu, eski tapu kayıtları ile yeni tapu kayıtları arasındaki farkın ayrı bir parsel numarası verilerek Hazine adına tesciline, ayrı bir parsel numarası verilmeyecek ise söz konusu parselin tapudaki alanı ile gerçek alanı arasındaki fark için taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine “miktar fazlası Hazine’ye aittir” şerhinin düşülmesine ve bu şekilde tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında taşınmazın etrafında genişlemeye elverişli Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alanlar bulunduğunu ve bu alanlar aleyhine artış olduğunu ileri sürerek, Hazinenin hak ve menfaatinin korunması amacıyla yapılan tespitin iptali ile eski 476 yeni 219 ada 131 parsel sayalı taşınmazın yüzölçümünün 8.000,00 metrekare olarak düzeltilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalılar tarafından davayı cevap verilmemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu taşınmaza ilişkin yenileme çalışmalarına esas teşkil edecek ilgili tüm belge ve bilgilerin toplandığı, mahallinde 24.05.2021 tarihinde yapılan keşif sonucu düzenlenen fen bilirkişi heyet raporu ile jeodezi bilirkişinin raporunda dava konusu taşınmazın bulunduğu köyde ilk tesis kadastosunun 1966 yılında 766 … Kanun çerçevesinde yapıldığının ve kadastro sonucu … Köyünde fotogrametrik yöntemlerle üretilen paftalardan yapılan sınırlandırma sonucu fotogrametrik paftaların oluşturulduğunun tespit edildiği, dava konusu parselin 1/5000 ölçekli ve K42-A-13-D paftasında bulunduğu, dava konusu parselin sınırlarının 1956 – 1967 tarihli hava fotoğraflarına göre değerlendirildiği ve parselin sınırları kısmen sabit nitelikli sınır olarak kısmen ise paftası ve teknik evraklarına göre belirlenerek tespitlerinin yapıldığının ve tamamlandığının anlaşıldığı, parselin ilk tesis kadastro çalışmaları sonucunda oluşturulan sınırlarında sınırlandırma hatası yapıldığı, parselin ek olarak sunulan krokilerde kırmızı renkle gösterilen sınırlarında yenileme çalışmaları sonucunda düzeltme yapıldığı ve söz konusu sınırların sabit nitelikli olarak belirlendiği, parselin diğer sınırında ise paftası ve teknik evrakındaki sınırlarının esas alınarak düzeltildiğinin görüldüğü, dava konusu parselin 1956 – 1967 tarihli hava fotoğraflarına göre yapılan incelemesinde düzeltme getirilen sınırlarının sabit nitelikte olduğu ve yapılan düzeltmelerin doğru olduğunun belirtildiği, dolayısıyla dava konusu 219 ada 131 nolu parselin tesis kadastrosu yapılırken mevcutta bulunan sınırlarının hatalı olarak sınırlandırıldığı ve hatalı yapılan sınırlandırmanın paftasına aktarıldığı ve yüzölçüm hesaplamalarının da hatalı yapıldığı, yenileme çalışmalarında ise dava konusu parselin zeminde mevcut ve ilk tesis kadastrosu çalışmalarından bu yana değişmeyen sabit nitelikte sınırları esas alınarak düzeltildiği ve yüzölçüm hesaplamalarının doğru yapıldığı ve sonuç olarak 3402 … Kanun’ un 22/a maddesi uyarınca yapılan çalışmaların doğru olduğu gerekçesiyle davanın reddine, 219 ada 131 parsel (eski 476 parsel) … taşınmazın uygulama kadastro tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı Hazine vekili istinaf dilekçesinde; yenileme çalışmasıyla mülkiyeti davalıya ait taşınmazda büyük oranda artış meydana geldiğini, Hazine menfaatlerinin korunması amacıyla açılan davanın reddedildiğini, tesis kadastrosu sırasında teknolojik hesaplama yöntemlerindeki yetersizlikler nedeniyle oluşan yüzölçüm hatalarının yenileme çalışmaları sırasında düzeltildiği yönündeki tespitin doğru olmadığını, dosya kapsamından anlaşılacağı üzere eski tapu kaydındaki alan ile yenileme çalışmaları sonucu oluşturulan alan arasında büyük fark bulunduğunu, dosyanın esasını çözecek deliller toplanmadan ve dava nedenleri yeterince incelenmeden yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, yörede tesis kadastrosunun 1966 yılında 766 … Tapulama Kanununa (766 … Kanun) göre yapıldığı, 28.06.2021 tarihli müşterek imzalı raporda (teknik raporda); tesis kadastrosunun yapıldığı yıla (1966) yakın tarihli 1967 hava fotoğrafının ve güncel (2021) hava görüntüsünün ada raporuyla da irtibatlı şekilde değerlendirildiği, dava konusu parselin ilk tesis kadastrosu çalışmaları sonucunda oluşturulan sınırlarında kısmen sınırlandırma hatası yapıldığı, davacı Hazine’nin iddiasında geçen yönleri karşılayacak şekilde yapılan değerlendirmeye göre parselin batı ve güney sınırlarında yenileme çalışmaları sonucunda küçük miktarlarda düzeltme yapıldığı, bu sınırların sabit nitelikli sınır olduğu, ancak sehven yenileme çalışmaları sonucu oluşturulan projesinde geçerli sınır olarak çizildiği, tespitte sınır doğruluğu yönüyle yanlışlık olmadığı, parselin kalan sınırlarının ise teknik evraklarına ve paftasına göre düzeltme getirilerek doğru sınırların oluşturulduğu, düzeltmenin ve düzeltmeye göre yapılan yüzölçüm hesaplamalarının bu haliyle doğru olduğu, 19.06.2021 tarihli ziraat bilirkişi raporunda, teknik raporla birbirini teyit eder mahiyette taşınmazın çok net olmasa da komşu parselden ayıran yapay ya da doğal sınırının oluştuğu ve belirgin olduğu, yenileme kadastrosu sırasında oluşturulan pafta sınırlarının zemindeki doğal ve yapay sınırlarla uyumlu olduğu hususlarının bildirildiği, bilirkişi raporlarının yeterli bilimsel ve teknik incelemeye dayalı olduğu da nazara alındığında uygulama kadastrosunda bir isabetsizlik bulunmadığı, bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle, davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle ve resen belirlenecek nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazın uygulama kadastrosu çalışmalarının usul ve Kanun’a uygun olarak yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 … Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 … Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 … Kanun’un 22/2-a maddesi,

3. Değerlendirme
1. Uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermektir. Uygulama kadastrosuna itiraz davaları, kadastro faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yöneliktir.

2. Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.

3. İlk Derece Mahkemesince, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin “…” sayfasına girilmek suretiyle taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı olduğu araştırılıp belirlenmek ve tarihleri açıkça yazılmak suretiyle tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğraflarının Harita Genel Müdürlüğünden getirtilmesi, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi teknik bilirkişilerin katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında çekişmeli taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişilerine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Teknik bilirkişilerinden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve “ada raporu” ile “uygulama tutanağı ve haritasını” irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Fen bilirkişileri haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır.

4. İlk Derece Mahkemesince, uygulama kadastrosunun yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun şekilde yapıldığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ve Bölge Adliye Mahkemesince de, aynı gerekçeyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; davacı Hazine, dava konusu 219 ada 131 parsel … taşınmazın uygulama kadastrosu ile yüzölçümü ile arttığını ve artışın taşınmaza bitişik olan tescil harici yerden kaynaklandığını ileri sürmüş ise de, 3402 … Kanun’un geçici 8. maddesi uyarınca bölgede yapılan çalışmalar neticesinde 219 ada 131 parsel … taşınmazın tüm sınırlarına bitişik vaziyette olacak şekilde öncesinde tescil harici olan 219 ada 132 parsel … taşınmazın oluşturulduğu ve dava konusu taşınmazın, 219 ada 132 parsel … taşınmazla olan sınırlarının geçerli sınır olarak belirtildiği anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince, yapılan keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişiler, dava konusu taşınmazın sabit kabul edilebilecek bir sınırın bulunmadığını, sınırlarının belirgin olmadığını beyan etmiş oldukları halde, alınan fen, harita ve jeodazi mühendisi bilirkişi raporunda, taşınmazın tesis kadastrosu sırasında oluşturulan sınırlarında kısmen sınırlandırma hatasının yapıldığı, taşınmazın batı ve güney sınırlarında uygulama kadastrosu ile düzeltmeler yapılarak sabit sınır olduğu belirtilmiş olup, bu haliyle, mahalli bilirkişi beyanları ile bilirkişi raporları ve arasında, taşınmazın sabit nitelikte sınırının bulunup bulunmadığı hususunda çelişki oluştuğu gibi, bilirkişi raporlarında tesis kadastrosu sırasında sınırlandırma hatasından söz edilmekle beraber rapor içeriğinde bu husus denetime elverişli şekilde açıklanmamış; bilirkişi raporunda, taşınmazın batı ve güney sınırın sabit sınır olarak alınmasının nedenleri ortaya konulmadığı gibi, taşınmazın tesis kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri ile uygulama kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerlerinin yapılan çakıştırması sonucunda, tesis kadastrosu paftası ile uygulama kadastrosu paftasının çakışmayan kısımları yönünden teknik belgelere neden itibar edilmediği de gerekçelendirilmemiş ve ayrıca çakışmayan kısımlar arasında kalan bölümler harflendirilerek yüzölçümleri tespit edilmemiş ve İlk Derece Mahkemesince, tesis kadastrosu sırasında taşınmazda sınırlandırma, ölçü, çizim veya hesaplama hatası yapılıp yapılmadığını ayrıntılı ve gerekçeli bir şekilde ortaya koymaktan uzak söz konusu bilirkişi raporlarına itibar edilerek hüküm kurulması cihetine gidilmiştir.

5. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.

6. Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle yukarıda belirtilen belge, harita ve fotoğraflardan eksik olanların dosya arasına getirilmesi sağlanmalı, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra da mahallinde, harita ya da jeodezi mühendisi sıfatına sahip önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yeniden keşif yapılmalıdır.
Yapılacak bu keşifte, üç kişilik uzman bilirkişi kurulundan; yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılması istenmeli, ayrıca taşınmazların tesis kadastrosu sırasında belirlenen ve kesinleşen sınırlarını ve uygulama kadastrosu sırasında belirlenen sınırlarını bir arada ve farklı renkli kalemlerle gösteren, krokili, denetime elverişli, gerekçeli ve ayrıntılı rapor alınmalı, özellikle önceki tarihli rapor içeriği de tartışılarak, taşınmazın sabit nitelikte sınırının bulunup bulunmadığı, tesis kadastrosu sırasında sınırlandırma hatası yapılıp yapılmadığı ve sınırlandırma hatasının hangi teknik verilerle açıklandığı gibi hususlar tartışılarak, denetime elverişli olacak şekilde ortaya konulmalı ve aynı zamanda taşınmaz sınırının geçerli sınır alınması halinde tesis kadastrosundaki sınırına dönülmesi gerekip gerekmeyeceği hususları da değerlendirilmeli, taşınmazın tesis kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri ile uygulama kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerlerinin yapılan çakıştırması sonucunda, tesis kadastrosu paftası ile uygulama kadastrosu paftasının çakışmayan kısımları yönünden teknik belgelere neden itibar edilmediği denetime olanak verecek şekilde gerekçeleriyle ortaya konulmalı, ayrıca çakışmayan kısımlar arasında kalan bölümler harflendirilerek yüzölçümleri tespit edilmeli ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.

7. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.