YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/3323
KARAR NO : 2012/5089
KARAR TARİHİ : 19.04.2012
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan sanık …’nın, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7/1-2-c, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 4/8, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 62. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası ve 3.666,00 yeni Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.11.2005 tarihli ve 2004/477 esas, 2005/344 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip infazı sırasında; adı geçen hükümlünün, hakkındaki cezanın 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107/4. maddesine göre infaz edilmesine ilişkin Kalecik Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 04.01.2011 tarihli ve 2010/437 sayılı müddetnamesine yaptığı itirazın reddine ilişkin, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.04.2011 tarihli ve 2011/352 değişik iş sayılı kararına yapılan itirazın keza reddine dair, Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.05.2011 tarihli ve 2011/251 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesince, 3713 sayılı Kanunun “Bu Kanun kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlar hakkında, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması bakımından 13.12.2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 108 inci maddesi hükümleri uygulanır” şeklindeki 17/1. maddesi karşısında adı geçen hükümlüye ait cezanın 5275 sayılı Kanunun 107/4. maddesine göre yapılması gerekeceğinden bahisle yapılan itirazın reddine karar verilmiş ise de, benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 14.09.2009 tarihli ve 2009/13120-12722 sayılı ilamında da belirtildiği üzere; 5275 sayılı Kanunun 107/4 madde ve fıkrası hükmünün “Suç işlemek için örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet halinde …” uygulanabilmesi karşısında, örgüt kurmayı, yönetmeyi veya örgütün faaliyet çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyeti içermeyen örgüt üyeliğinin anılan
fıkra kapsamında değerlendirilemeyeceği, bu hâlde hükümlü hakkında suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün infazının suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun 19 ve ek 2. maddesi uyarınca yapılması gerektiği dikkate alınmaksızın yapılan itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 09.03.2012 gün ve 2011/4029/15259 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.03.2012 gün ve 2012/82036 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Terör örgütü üyesi olma suçundan verilen cezanın infazının ne şekilde yapılacağı hususu ile ilgili olarak;
1- 3713 sayılı Kanunun 17. maddesinde 18.07.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5532 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonrası işlenen suçlar bakımından:
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 58/9. maddesinin, örgüt mensubu suçlu hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına hükmedileceği hükmünü içerdiği, anılan hükmün örgüt mensubu olma suçundan mahkumiyetin kanuni sonucu olarak uygulanan infaza ilişkin bir düzenleme olduğu ve kazanılmış hakka konu edilemeyeceği, aynı Kanunun “Tanımlar” başlıklı 6/1-j maddesine göre örgüt mensubu suçlu deyiminden; bir suç örgütünü kuran, yöneten, örgüte katılan veya örgüt adına diğerleriyle birlikte veya tek başına suç işleyen kişinin anlaşılacağı, nitekim 18.07.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5532 sayılı Kanunla yapılan değişik 3713 sayılı Kanunun 17/1. maddesine göre bu Kanun kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlar hakkında, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanması bakımından 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107/4 ve 108. maddesi hükümleri uygulanacağı,
2- Dava konusu olayda olduğu gibi 18.07.2006 tarihinden önce işlenen suçlar bakımından:
5237 sayılı TCK’nın zaman bakımından uygulama başlıklı 7/2. maddesine göre suçun işlendiği zamanda yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanun hükümlerinin farklı olması halinde hükümlünün lehine olan kanunun uygulanacağı ve infaz olunacağı, aynı maddenin 3. fıkrasına göre infaz rejimine ilişkin hükümlerin derhal uygulanacağı fakat koşullu salıverilmenin, infaz rejimine ilişkin hükümlerin derhal uygulanmasının istisnaları arasında sayıldığı dikkate alındığında; koşullu salıverme ile ilgili olarak da lehe infaz kanununun tespit edilmesi gerektiği; suç tarihinde yürürlükte bulunan 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 17/1. maddesinde bu Kanun kapsamına giren suçlardan mahkum olanlar hakkında koşullu salıverilme ile ilgili olarak yine aynı maddenin uygulanacağı hükmünün bulunduğu, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 18.07.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5532 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 17/1. maddesine göre 647 sayılı Kanunun 19. maddesinin bir ve ikinci fıkraları ile Ek 2. maddesi hükümlerinin uygulanmayacağı ve koşullu salıverilme için hükümlülük süresinin dörtte üçünün iyi halli olarak çekilmesi gerektiği, bu durumda 3713 sayılı Kanunun 5532 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 17/1. maddesi hükümleri ile sonradan yürürlüğe giren ve yukarıdaki 1. bölümde uygulaması açıklanan 5275 sayılı Kanunun 107/4. maddesi hükümleri arasında yapılacak lehe kanun değerlendirmesinde, her iki durumda da koşullu salıverilme için cezaevinde iyi halli olarak geçirilmesi gereken sürenin hükmedilen süreli hapis cezasının dörtte üçü olacağı, bu durumda ise değerlendirmeye konu edilen her iki kanun hükmünün aynı sonucu vermesi ve 5275 sayılı Kanunun 107. maddesinde öngörülen denetim süresinin infaz rejimine ilişkin olup TCK’nın 7/3. maddesine göre derhal uygulanması gerektiği sonucuna varıldığından;
Terör örgütü üyesi olan hükümlünün cezasının infazına ilişkin olarak verilen Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 19.04.2011 tarihli ve 2011/352 değişik iş sayılı kararı ile anılan karara yönelik itirazın reddine dair Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.05.2011 tarihli ve 2011/251 Değişik iş sayılı kararında bir isabetsizlik bulunmadığından ve kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran bu gerekçelerle yerinde görülmediğinden REDDİNE, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.