Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2013/11945 E. 2014/7230 K. 11.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/11945
KARAR NO : 2014/7230
KARAR TARİHİ : 11.06.2014

Tebliğname No : 9 – 2012/190732
Mahkemesi : Gaziantep 6. Asliye Ceza Mahkemesi
Tarihi : 29.05.2012
Numarası : 2011/499 – 2012/463
Suç : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Hakkındaki yakalama kararının infazını engellemek için resmi belge düzenleme yetkisine sahip emniyet görevlilerine A.. A..’ın kimlik bilgilerini veren sanığın eyleminin TCK’nın 206. maddesinde tanımlanan resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçunu oluşturacağı, hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre de;
Sanık hakkında tayin olunan temel hapis cezasından TCK’nın 269/1. maddesi gereğince indirim yapılırken hesap hatası sonucu 2 ay 12 gün yerine 2 ay 13 gün olarak fazla ceza tayini,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 11.06.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY:

Suç tarihinden önce hükümlü olarak bulunduğu Karaman Açık Cezaevinden firar eden ve Karaman 2. Sulh Ceza Mahkemesince hükümlünün kaçması suçundan 03.12.2010 tarih ve 2010/912 Esas numarası ile yakalama kararı ile aranmakta olan sanığın, yakalanmamak için kendisi hakkında yapılan ihbar üzerine kimliğini soran polislere kardeşinin kimlik bilgilerini vermekten ibaret eyleminin, TCK’nın 268. maddesinde düzenlenen başkasına ait kimlik bilgilerini kullanma suçunu oluşturduğu, sanığın hükümlünün kaçması suçundan soruşturma yapılmasını önlemek amacıyla atılı suçu işlediği, mahkemedeki savunmasına göre polis memurlarının daha önceden kendisini tanıması ve gerçek adını bilmeleri, sanığın kardeşi A.. A.. adına düzenlenmiş herhangi bir belge olmaması nedeniyle TCK’nın 206. maddesindeki resmi belge düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçunun oluşmadığı, yerel mahkemenin suç vasıflandırmasının doğru olduğu, yalnız TCK’nın 269. maddesi uygulaması sırasında hesap hatası nedeniyle hükmün düzeltilerek onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun suç vasfında yanılgı nedeniyle hükmün bozulmasına ilişkin görüşlerine katılmıyorum. 11.06.2014