YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/17661
KARAR NO : 2014/1621
KARAR TARİHİ : 10.02.2014
Tebliğname No : 9 – 2013/26963
Mahkemesi : Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi
Tarihi : 10.12.2012
Numarası : 2012/548 – 2012/910
Suç : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- 5237 sayılı TCK’nın 268. maddesinde tanımlanan suçun oluşması için, failin, işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanmasının gerektiği, somut olayda; ihbar üzerine görevli polis memurları tarafından kimliği sorulan sanığın işlediği suçlar nedeniyle gerçek kimliği ile çıkarılan yakalama kararlarının infazını engellemek amacıyla görevlilere, H.. A.. ait kimlik bilgilerini vermekten ve verdiği isimle belge düzenlenmesine neden olmaktan ibaret eyleminin; TCK’nın 206. maddesindeki “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunu oluşturacağı, hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Kabule göre de;
Sanık hakkında tekerrür hükümleri uygulanırken uygulanan kanun ve maddesinin gösterilmemesi,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, tayin olunan sonuç cezanın süresi yönünden kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 10.02.2014 tarihinde 1 numaralı bozma yönünden oyçokluğuyla diğer bozma nedeninde ise oybirliğiyle karar verildi.
KARŞI OY:
Suç tarihinde 155 polis imdat telefonunu arayan bir şahıs “Valiliğin önündeki otobüs durağında M.. K.. isimli şahıs var. Şahsın üzerinde yeşil mont, siyah pantolon, kırk kırk beş yaşlarında kel kafalı bu şahıs M.. A.. bir suça karışmış bundan dolayı aranıyor. Akrabalarından birinin kimliğini kullanıyor.” diyerek ihbarda bulunmuş, durağa giden polis ekipleri tarife uyan sanığa kimlik sormuşlar, sanık üzerinde kimlik olmadığını söyleyerek ismini H.. A.. olarak beyan etmiş, karakola götürülen sanığın arandığı söylenilen yerle irtibata geçilmesi sonucu şahsın Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesince yağma suçundan 2010/57 Esas numaralı ve 2011/657 yakalama ile 2011/660 yakalama emri olmak üzere iki ayrı yakalama emrinden dolayı arandığı, gerçek isminin M.. A.. olduğu tespit edilmiştir. Yerel mahkeme tarafından başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmü Dairemizce suçun resmi belge düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturacağı gerekçesiyle bozulmuştur. Sayın çoğunluğun görüşlerine aşağıda açıklamaya çalışacağım nedenlerle katılmıyorum.
Şöyle ki;
Daha önce bir suç işleyen sanık işlediği suçun kovuşturmasını engellemek amacıyla var olan başka bir şahsın kimlik bilgilerini kamu görevlilerine beyan ederek başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunu işlemiştir. Kovuşturmayı engellemek başka bir deyişle yargılandığı davada mevcut yakalama kararının infazını engellemek, yakalanmamak için başkasına ait kimlik bilgilerini kullanmak da TCK’nın 268. maddesindeki suçu oluşturmaktadır.Resmi belge düzenlenmesinde yalan beyanda bulunma suçunda ise resmi belge düzenlemeye yetkili kamu görevlisine gerçeğe aykırı bir beyanda bulunulur ve kamu görevlisi araştırmasına rağmen bu beyana göre sahte bir resmi bir belge düzenlerse ve TCK’nın 268. maddesinin koşulları oluşmazsa o zaman yalan beyanda bulunma suçunun oluştuğu söylenebilir.Somut olayda da gerçekte olduğu gibi sanığın akrabasına ait kimliği kullandığı ihbarı yapıldığından, ihbarı araştırmakla yükümlü kamu görevlileri sanığın arandığı yer emniyetinden fotoğrafını getirterek, parmak izi araştırması yaparak gerçek kimliğini tespit ettiklerinden resmi belge düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşmadığı bu nedenle yerel mahkemenin kararının doğru olduğu ve iki nolu bozma nedeni yönünden düzeltilerek onanması gerektiği kanaatindeyim. Sayın çoğunluğun hükmün suç vasfında yanılgı nedeniyle bozulmasına ilişkin görüşlerine karşıyım. 10.02.2014