Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2020/1875 E. 2020/1454 K. 13.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/1875
KARAR NO : 2020/1454
KARAR TARİHİ : 13.10.2020

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Tefecilik yapma, bedelsiz senedi kullanma
Hüküm : Bedelsiz senedi kullanma suçundan beraat, tefecilik suçundan mahkumiyet

Dosya incelendi;
Hazinenin, bedelsiz senedi kullanma suçundan doğrudan zarar görmediği, bu itibarla bahse konu suçtan kurulan beraat hükmünü temyiz hakkının bulunmadığı nazara alınarak, vekilinin bu suça ilişkin temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE, incelemenin sanık müdafii ve katılan Hazine vekilinin tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre 21/02/2012 olan suç tarihinin gerekçeli karar başlığında 2012 yılı olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiş, TCK’nın 53. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda uygulanmasının infaz sırasında nazara alınması mümkün bulunmuş, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir, ancak;
TCK’nın 241. maddesinde düzenlenen tefecilik suçu kanunun “Topluma Karşı Suçlar” başlıklı üçüncü kısmının dokuzuncu bölümünde düzenlenmiş olup suçun mağduru tüm toplumdur. Tefecilik ilişkisinde faiz karşılığı ödünç para alan kişi, iradi olarak faiz ilişkisinin tarafı olmakta olup gerçek anlamda suçun pasif failidir. Ancak kanun koyucu izlediği suç siyaseti gereği tefecilik fiilinin aktif failinin kolayca tespitini sağlamak amacıyla ödünç para alan kişiyi cezalandırmamıştır. Bu halde tefecilik fiilinin pasif faili konumunda bulunan faiz karşılığı ödünç para alan kişinin suçun mağduru olarak kabulüne olanak yoktur. Bu kişilerin fail hakkında şikayetçi olmaları halinde açılan bir kamu davasındaki konumları ihbar eden niteliğindedir ve suçun doğrudan mağduru olmadıklarından davaya katılma hak ve yetkileri bulunmamaktadır. Bu nedenle sanık hakkında tefecilik suçundan açılan kamu davasına CMK’nın 237. maddesine göre suçtan doğrudan zarar görmeyen müştekilerin katılma hakkı olmadığı halde mahkemece müşteki … hakkında usulsüz olarak katılma kararı verilip müştekinin kendisini vekille temsil ettirdiğinden bahisle lehine vekalet ücretine hükmedilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafii ile katılan Hazine vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanunun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan “Katılan … kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesine göre belirlenen 1.500 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılan tarafa verilmesine,” şeklindeki ibarenin hüküm fıkrasından çıkarılması suretiyle eleştirilen hususlar dışında sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA 13/10/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.