YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/5844
KARAR NO : 2021/1621
KARAR TARİHİ : 24.03.2021
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Tefecilik yapmak
Hüküm : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanık … hakkında tefecilik yapmak suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdaafinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Tefecilik suçunda; tefecilik yapan failden faiz, komisyon veya başka adlar karşılığında ödünç para alan kişiler, suçun doğrudan mağduru olmadıklarından, CMK’nın 231. maddesinin uygulanmasında bu kişilerin maddi zararlarının göz önüne alınamayacağı açıktır. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Kesin hükümsüzlük” başlıklı 27. maddesi karşısında yasanın emredici normlarına aykırı olarak düzenlenen bir tefecilik sözleşmesi nedeniyle, sözleşme taraflarının doğrudan veya dolaylı olarak hukuki korumadan yararlanmaları olanaksızdır.
Tefecilik suçu nedeniyle kamunun zararına ilişkin olarak ise; yukarıda vurgulanan Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 26/05/2015 tarih ve 2013/3-546 Esas, 2015/163 Karar ve 03/02/2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararları karşısında, tefecilik fiili nedeniyle oluşan kamunun maddi zararının, kanaat verici basit bir araştırma ile tespit edilebilecek nitelikte olmadığından CMK’nın 231. maddesinin uygulanmasında göz önüne alınamayacaktır.
Sonuç olarak; tefecilik suçlarından kurulan hükümlerde CMK’nın 231. maddesinin uygulanmasında, aynı Yasa’nın 231/6-c maddesindeki “Zararın giderilmesi” koşulunun aranması olanaksızdır.
Bu açıklamalar ışığında dosya kapsamı, bilgi ve belgelere göre;
Mahkemece sanıklara hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul edip etmediğinin sorulması sonrasında, CMK’nın 231/5 ve 231/6-a-b madde ve bentleri kapsamında değerlendirme yapılması gerekirken “Zarar nedeniyle yasal unsurları oluşmayan CMK’nın 231/5 maddesinin tatbikine yer olmadığına,” gerekçesi ile adli sicil kayıtlarına göre daha önce kasıtlı suçtan mahkum olmamış sanık hakkında CMK’nın 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kabule göre de;
Sanığın değişik tarihlerde faiz karşılığı borç para vermek suretiyle üzerine atılı müteselsilentefecilik suçunu işlediği hüküm gerekçesinde kabul edilmesine rağmen bir suç işleme kararının icrası kapsamında atılı suçu birden fazla kez işleyen sanık hakkında zincirleme suç hükümlerini içeren Türk Ceza Kanunu’nun 43/1. maddesinin yasal unsurlarının oluşmaması nedeniyle TCK’nın 43. maddesinin tatbikine takdiren yer olmadığına karar verilmesi,
Suç tarihinin 11/08/2011 tarihi yerine gerekçeli karar başlığında 2012 olarak gösterilmesi sureti ile CMK’nın 232/2-c maddesine muhalefet edilmesi,
Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının 24/11/2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olması nedeniyle TCK’nın 53/1. maddesiyle ilgili yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Kanun’a aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 321. ve 326/son maddeleri uyarınca BOZULMASINA 24/03/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.