YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/17438
KARAR NO : 2023/7741
KARAR TARİHİ : 23.11.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/343 E., 2016/275 K.
SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, çocuğun cinsel istismarı
SUÇ TARİHLERİ : Ocak 2015, 09.02.2015
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Suça sürüklenen çocuklar müdafileri
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Suça sürüklenen çocuklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.06.2016 tarihli ve 2015/343 Esas, 2016/275 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk …’ın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 11 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, suça sürüklenen çocuk …’ın çocuğun cinsel istismarı suçundan, aynı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen 03.11.2020 tarihli ve 14-2016/318901 sayılı bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Suça Sürüklenen Çocuk … Müdafiinin Temyiz İsteği
Mağdure beyanlarının çelişkili ve inandırıcı olmadığına, suça sürüklenen çocuğa iftira attığına, cinsel muayene raporunun olaydan dört ay sonra alındığından cinsel ilişkinin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğine delil oluşturmadığına, tanık Kardelen ifadelerinin duruşma tutanağına tam olarak yansıtılmadığına, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunmadığına ve suça sürüklenen çocuk hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Suça Sürüklenen Çocuk … Müdafiinin Temyiz İsteği
Mağdure ile suça sürüklenen çocuğun aynı okulda öğrenci olmaları ve aralarında bir sınıf farkı olması nedeniyle on yedi yaşında olan suça sürüklenen çocuğun mağdurenin on altı yaşında olduğunu düşünmesinin doğal karşılanabilir olduğuna, bu nedenle suça sürüklenen çocuk hakkında hata hükümlerinin uygulanması gerektiğine, eylemin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğuna, 5237 sayılı Kanun’un 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 62 inci maddesindeki indirimlerin eksik uygulandığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece ”…Dosyadaki iddia, ssç’lerin savunmaları, mağdurenin özde değişmeyen aşamalardaki beyanları, katılan beyanı, tanık anlatımları, sosyal paylaşım sitesindeki yazışma içerikleri, adi raporlar ve tüm dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde;
Ssç …’ün mağdure … …’e karşı aynı suçu işleme kararı kapsamında değişik zamanlarda birden çok kez onun rızasıyla cinsel ilişkiye girdiği ve böylece çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu nitelikli şekilde işlediği,
Diğer ssç …’ın ise mağdure … …’e karşı bir kez sarkıntılık boyutunu aşacak ancak organ sokma boyutuna varmayacak düzeyde dokunma, öpüşme, sevişme şeklinde cereyan eden eylemiyle çocuğun basit cinsel istismarı suçunu işlediği kanaatine varılmakla …” şeklindeki gerekçeyle mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Suça Sürüklenen Çocuk … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, suça sürüklenen çocuk müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Suça Sürüklenen Çocuk … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
1. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir” düzenlemesi nazara alınarak yapılan değerlendirmede suça sürüklenen çocuk hakkında tanzim edilen 17.11.2015 günlü iddianame ile suça sürüklenen çocuk hakkında mağdureye yönelik gerçekleştirdiği iddia edilen tek bir çocuğun nitelikli cinsel istismarı eylemiyle ilgili dava açılmış olup, zincirleme eylemlerle ilgili açılmış davanın bulunmadığı gözetilmeden hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini, hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Kabule göre de; suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesi gereğince belirlenen 20 yıl hapis cezası üzerinden ayın Kanun’un 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası ile 1/3 oranında indirim yapıldığında bulunan 13 yıl 4 ay hapis cezasının aynı Kanun’un 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası-son maddesi uyarınca 12 yıla indirilmesinden sonra aynı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle fazla ceza tayini, hukuka aykırı bulunmuştur.
C. Tebliğname Yönünden
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 13.10.2015 gün ve 221/310 sayılı Kararında vurgulandığı üzere, yetişkin sanıklarla birlikte suç işleyen çocuk sanık hakkında davaların birlikte görülmesinde umulan fayda ile çocuğun koruması ihtiyacı ortadan kalkmadığından 5271 sayılı Kanun’un 185 inci maddesinin amir hükmü uyarınca tüm sanıklar bakımından duruşmanın kapalı yapılması usul ve kanuna uygun olduğundan, bu hususta bozma isteyen Tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
A. Suça Sürüklenen Çocuk … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle, Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.06.2016 tarihli ve 2015/343 Esas, 2016/275 Karar sayılı kararına yönelik suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Suça Sürüklenen Çocuk … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Yalova 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.06.2016 tarihli ve 2015/343 Esas, 2016/275 Karar sayılı kararına yönelik suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye değişik gerekçeyle uygun olarak, üyeler … ile …’nin karşı oyları ve oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.11.2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf suça sürüklenen çocuk …’in mağdureye yönelik eylemini organ sokmak suretiyle gerçekleştirip gerçekleştirmediği hususudur.
Mağdure ile okul arkadaşı olan suça sürüklenen çocuk …’in bir süre duygusal anlamda ilişki yaşadıkları, mağdurenin …’ten ayrıldıktan sonra yine aynı okuldan suça sürüklenen çocuk … ile arkadaşlık kurduğu, 14.04.2015 tarihinde mağdure ile … arasında çıkan tartışma neticesinde olayın okul müdür yardımcısına bildirilmesi üzerine mağdurenin suça sürüklenen çocuklarla ilgili yaşadığı olayları anlatması ile intikalin gerçekleştiği olayda, mağdurenin kollukta alınan ilk beyanında 2015 yılı Ocak ayı içerisinde suça sürüklenen çocuk … ile okuldan birlikte çıkarak yakınlarda bir inşaat alanına gittiklerini, burada suça sürüklenen çocuğun kendisi ile evleneceklerini belirterek vajinal yoldan ilişkiye girdiğini ve kızlığının … tarafından bozulduğunu beyan ettiği, mağdure yönünden alınan doktor raporunda hymenin duhule müsait görünümünde olduğunun tespit edildiği, suça sürüklenen çocuk … ise aşamalardaki istikrarlı savunmalarında sevgili oldukları dönemde değişik tarihlerde mağdureyi dudağından öptüğünü ancak cinsel ilişkiye girmediklerini savunduğu,
Bu kapsamda, mağdurenin iddia ettiği cinsel ilişki tarihi ile rapor tarihi arasında dört aylık bir sürenin geçmiş olması, bu süreçte mağdurenin sevgili anlamında başka ilişkiler yaşaması, kolluk beyanından farklı olarak mahkeme ifadesinde cinsel ilişkinin birden fazla kez ve değişik mekanlarda gerçekleştiğini beyan ederek çelişkiye düşmesi, suça sürüklenen çocuk …’in savunmasının aksini kanıtlar somut başkaca delil bulunmaması ve eylemin organ sokmak suretiyle gerçekleştirdiği hususunun şüphede kalması karşısında, mevcut haliyle eylemin suça sürüklenen çocuğun ikrarı kapsamında zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu ve bu yönde bozma kararı verilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.