YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/2434
KARAR NO : 2023/4234
KARAR TARİHİ : 13.06.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Sanıklar …, … ve … hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının itiraz kanun yoluna tabi olduğu anlaşılmıştır.
Sanıklar hakkında kurulan diğer hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Bergama Ağır Ceza Mahkemesinin 14.11.2014 tarihli, 2014/46 Esas, 2014/193 Karar sayılı kararı ile, sanık … hakkında, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun
(5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci fıkrası ile 53 üncü fıkrası uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezasıyla cezalandırılması ve hak yoksunluklarına; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, 109 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (f) bendi, 109 uncu maddesinin beşinci fıkrası, 62 nci maddesi ile 53 üncü fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılması ve hak yoksunluklarına; sanıklar …, … ve … haklarında, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan ise 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası,39 uncu maddesi, 62 nci maddesi ile 53 üncü maddesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 30.06.2017 tarihli ve 14-2014/397513 sayılı, kısmi iade, kısmi onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanıklar …, … ve … Müdafiin Temyiz İsteği
Sanık …’in kızının evlenmesine razı olmayıp düğününe dahi gitmediği, suç işleme kastının olmadığı, mağdurenin anne ve babasının rızasını almadan sanık …’e kaçtığı, sanıklar … ve … ise aynı şekilde suç işleme kastıyla hareket etmediği, mağdurenin yaşının on altı olduğunu bilerek hareket ettikleri, mağdurenin Mahkeme gözlemi ile de bu hususun sabit olduğu, sanık …’in yaşın küçük olduğundan kastının on sekiz yaşından küçük olduğunu bilmesi olduğu, evlenme teşebbüsünde bulunmama nedeninin ise mağdurenin on altı yaşında olduğunu bilmeleri, sanıkların suçun varlığında ve mağdurenin yaşında hataya düşmüş oldukları dikkate alınarak kararların bozulması gerektiğine yöneliktir.
B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği
Sanık … ve …’in suç işleme kastının olmadığı, mağdurenin anne ve babası olan sanıkların rızası olmadan sanığa kaçtığı, delil değerlendirilmesine hataya düşülerek sanıklar hakkında mahkûmiyet kararı verilmesine yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mağdurenin 27.08.1998 tarihinde Ezine Devlet Hastanesi’nde dünyaya geldiği, ancak nüfusa beyan üzerine sanık … tarafından 22.11.2004 tarihinde tescil edildiği, sanık ile mağdurenin aynı köyde yerleşik bulunmaları nedeniyle tanıştıkları ve arkadaşlık sürdürdükleri, arkadaşlıklarının devamı sırasında sanık ile mağdure arasında evlenerek aile kurmak hususunda bir irade geliştiği, bunun neticesinde sanık ve annesinin mağdureyi ailesinden istediği, ailesinin de mağdure ile sanığın ısrarlı olmaları nedeniyle evlenmelerine rıza gösterdikleri ve 06.07.2013 tarihinde yerleşim yerlerinde resmi nikah yapmaksızın düğün yapmak suretiyle evlendirildikleri, bu düğünden sonra sanık ve mağdurenin cinsel ilişkiye girdikleri, bu nedenle mağdurenin hamile kaldığı, bu durumun da mağdurenin Dikili Devlet Hastanesi’nden 21.08.2013 tarihindeki müracat ve muayenesi sonucunda ortaya çıktığı, gebeliğin anılan tarihte 6 hafta 2 gün ile uyumlu olduğu, mağdure ile sanığın birden fazla kez cinsel ilişkiye girdikleri, diğer sanıklar …, … ve …’in 15 yaşını ikmal etmeyen mağdurenin hürriyetinin tahdit edileceğini ve cinsel saldırıya maruz kalacağını bildikleri halde diğer sanık …’in eylemlerine rıza gösterip düğünde iştirak etmek suretiyle yardımda bulundukları iddia ve kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararları Yönünden
Sanıklar …, … ve … haklarında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşılmıştır.
B. Sanık … Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Sanığın aşamalarda mağdurenin kendisine on altı yaşında olduğunu söylediği ve mağdurenin yaşından büyük göründüğü şeklindeki savunmaları, mağdurenin aşamalarda sanığın savunmalarını destekleyecek şekilde kimlik yaşından bir yaş büyük olduğunu bildiği şeklindeki beyanları, mağdurenin yaşından büyük gösterdiğine yönelik bilirkişi beyanı, mağdurenin heyetçe izlenen görüntülü ifadesindeki fiziksel özellikleri ve tüm dosya kapsamına göre olayda 5237 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunduğu nazara alınarak karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uymayan yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 230 uncu maddesine muhalefet edilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
C. Sanıklar … ve … Haklarında Kurulan Hükümlere Yönelik
Mağdurenin aşamalardaki beyanları, savunmalar ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, mağdurenin arkadaşlık yaptığı sanık ile kaçarak cinsel ilişkiye girmesinin ardından, mağdurenin babası sanık … ile sanık …’in annesi sanık …’in fiili durumu kabullenip mağdure ile sanığın evlenerek birlikte yaşamalarına izin vermek zorunda kaldığı, yaşam koşulları gereği kırsal bölgelerdeki örf adet kuralları ve olayın oluş ve ortaya çıkış şekline göre, sanıkların suçlara iştirak iradesi ve suç kasıtlarının bulunmadığı gözetilerek atılı suçtan beraatleri yerine yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
D. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 25.09.2018 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.
E. Tebliğnamedeki Görüş Yönünden
Bozma gerekçeleri doğrultusunda Tebliğnamede onama isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
A. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiilerinin kanun yolu başvurusu itiraz merciince incelenmek üzere esası incelenmeyen dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle Mahkemesine iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
B. Sanıklar …, … ve … ve … Haklarında Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçenin (B), (C) ve (D) bölümlerinde açıklanan nedenlerle Bergama Ağır Ceza Mahkemesinin 14.11.2014 tarihli, 2014/46 Esas, 2014/193 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ile o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.06.2023 tarihinde karar verildi.
Hükme iştirak eden üye …’un karar yazımından önce 28.07.2023 tarihinde vefat etmesi nedeniyle imza eksikliğinin giderilemediğine dair 5271 sayılı CMK’nın 232/5. maddesine istinaden düşülen iş bu şerhin altı imzalanmıştır.