Yargıtay Kararı 9. Ceza Dairesi 2021/3772 E. 2023/3588 K. 29.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/3772
KARAR NO : 2023/3588
KARAR TARİHİ : 29.05.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2012/389 E., 2014/376 K.
SUÇLAR : Nitelikli cinsel saldırı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edildi.

Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen ceza miktarlarına göre 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gözetilerek 1412 sayılı Kanun’un 318 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
… 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.11.2014 Tarihli ve 2012/389 Esas, 2014/376 Karar Sayılı Kararı İle Sanık Hakkında
1.Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde nitelikli cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 inci maddesinin ikinci fıkrası ile beşinci fıkrası uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5237 sayılı Kanun 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) bendi ile beşinci fıkrası uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Mağdurun raporları arasında çelişkiler bulunduğuna, sürüntü örneğinden meninin çıkmadığına, mağdurun beyanlarını destekleyen delillerin olmadığına, vesair hususlara ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece “Olay günü saat 23:30 sularında sanık … *** ve duruşmalarda tanık olarak dinlenen … *** ve … ***’un … İlçesi … Parkında bira içtikleri, bu sırada yanlarına mağdur katılan … ***’ın da geldiği, tarafların bir süre birlikte oturdukları, daha sonra tanıklar … *** ve … ***’un evlerine gittikleri, sanık … ***’ın mağdur katılan … ***’ı ele geçirilemeyen bıçakla “Bize gidelim eğer gelmezsen seni döverim” diyerek tehdit ederek zorla *** … adresindeki evine götürdüğü, burada mağdur katılan … ***’a livata yoluyla organ sokmak suretiyle cinsel saldırıda bulunduğu, böylelikle mağdur katılan … ***’a karşı “organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel saldırı” ve “bıçakla hile ile cinsel amaçlı özgürlüğünden yoksun bırakmak” suçlarını işlediği; iddia, sanığın savunmaları, tanıklar … *** ve … ***’un anlatımları, Adli Tıp Kurumu İzmir Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından katılan mağdur … *** hakkında düzenlenen ve “anüste saptanan bulguların akut fiili livatanın tıbbi delili olduğunu” içeren 18.10.2012 tarih 15373 nolu rapor, Adli Tıp Kurumu 6. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen ve “katılan mağdur … ***’in 17.10.2012 tarihinde mağduru bulunduğu olay nedeniyle ruh sağlığının kalıcı olarak bozulduğunu” içeren 30.10.2013 tarih 4438 karar nolu rapor ve tüm dosya kapsamıyla sübut bulmuştur.
Dosyamıza celp edilen bazı raporlarda, mağdur katılan … ***’da akıl hastalığı veya zayıflığı olmadığı bildirildiğinden, sanık aleyhine 5237 Sayılı TCY nin 102/3-(a) maddesi uygulanmamıştır.
Sanığın, mağdur katılan … ***’a yönelik organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel saldırı suçunu işlediği ve 5237 sayılı TCY’nin 102 maddesinin 28.06.2014 günü yürürlüğe giren 6545 sayılı Yasanın 58 maddesi ile değiştirildiği, 6545 Sayılı Yasanın 58 maddesi ile değişik 5237 sayılı TCY’nin 102/2 maddesi hükmünce suçun işleniş biçimi de dikkate alınarak ve takdiren 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilip, 5237 sayılı TCY’nin 62 maddesi hükmünce cezası takdiren 1/6 oranında eksiltildiğinde sonuç cezanın 10 yıl hapis cezası olup, sonuç cezalarda dikkate alındığında 5237 Sayılı TCY’nin 6545 Sayılı Yasa ile değişiklikten önceki 102/2 maddesinin sanık yararına olduğu görülmüştür.

Sanık, Mahkememizin 27.11.2006 tarih 2006/372-852 E ve K sayılı ilamı ile silahla birden fazla kişinin katılımı ile geceleyin yağmaya kalkışmak suçundan 5237 sayılı TCY’nin 149/1-(a), (c), (h) ve 35/2 maddeleri hükmünce neticeten 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılıp, bihakkın tahliye tarihi de 10.07.2010 olduğundan ve olayda koşulları da oluştuğundan, sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiş, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.” şeklindeki gerekçeyle kabul edilmiştir.

IV. GEREKÇE
1.Mağdur hakkında Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi tarafından düzenlenen 21.06.2012 tarihli adli raporda “fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabilir ve davranışlarını yönlendirme yeteneğini azaltacak veya kaldıracak düzeyde akıl hastalığı bulunmamaktadır” yönünde mütalaa verilmesinin ardından İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunca hazırlanan 30.10.2013 tarihli raporda “mağdurda hafif –orta derecede zeka geriliği olduğu, fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olamayacağı, mevcut zeka geriliğinin hekim olmayanlarca anlaşılamayabileceği, ancak yakın çevresinde yaşayanlarca ve kendisini tanıyanlarca anlaşılabileceği” şeklinde görüş bildirmesi karşısında, mevcut raporların içerikleri itibarıyla hükme esas alınmaya yeterli olmadıkları gibi birbiriyle de çeliştikleri anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince mağdurun dava dosyasıyla birlikte İstanbul Adli Tıp Kurumu Üst Kuruluna sevk edilerek kendisinde akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunup bulunmadığı, varsa bu durumun hekim olmayanlar ile çevresinde yaşayanlar ve kendisini tanıyanlarca anlaşılıp anlaşılamayacağı, olayın hukuki anlam ve sonucunu algılayıp algılayamayacağı, fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olup olmadığı, beyanlarına itibar edilip edilemeyeceği hususlarında ayrıntılı rapor alındıktan sonra toplanacak delillere göre, sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
2.Mağdurun kollukta alınan beyanında sanığın sabaha kadar dört yada beş kez anal yoldan cinsel ilişkiye girdiğini söylemesine rağmen duruşma beyanında sanığın cinsel organına poşet gibi bir şey sarıp sabaha kadar ırzına geçtiğini beyan ettiği, mağdurun 18.10.2012 tarihli İzmir Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenlenen raporda saat kadranına göre saat altı hizasında akut fissür saptandığı, bu bulguların akut fiili livatanın maddi delili olduğunun belirtilmesi karşısında, dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesine gönderilerek mağdurun muayenesinde tespit edilen bulguların mağdurun beyanında belirttiği şekilde anal yolla cinsel ilişki dışında başka bir nedenle oluşup oluşmayacağına dair rapor alındıktan sonra, sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.11.2014 tarihli ve 2012/389 Esas, 2014/376 Karar sayılı kararırına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.05.2023 tarihinde karar verildi.