YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/4281
KARAR NO : 2023/5606
KARAR TARİHİ : 27.09.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/71 E., 2015/6 K.
SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığının 02.06.2014 tarihli iddianamesi ile sanığın beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 103 üncü maddesinin altıncı fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ve beşinci fıkrası ile 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Nazilli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.01.2015 tarihli ve 2014/71 Esas, 2015/6 Karar sayılı kararıyla sanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi delaletiyle 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun’un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi ve beşinci fıkrası ile 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
3.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 21.01.2018 tarihli 14-2015/102107 sayılı onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz istemi; kararın usul ve kanuna aykırı olduğuna ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemenin kabulü;
1…. Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nın 29.04.2014 tarihli raporu, … Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nın 20.05.2014 tarihli ek raporu, İstanbul Adli Tıp Kurumu (ATK) Altıncı İhtisas Kurulu’nun 26.11.2014 tarihli raporu, mahkemece mağdure hakkında yapılan gözlem, Bozdoğan Nüfus Müdürlüğü’nün 18.09.2014 tarih ve 616 sayılı yazıları ile; Nazilli Devlet Hastanesi’nin 23.10.2014 tarih 8931 sayılı yazı cevapları içeriği belirtilmiştir.
2. Her ne kadar sanık savunmasında mağdurenin yaşının mağdure tarafından on yedi olarak ifade edildiğini, kendisinin de bu duruma güvenerek ilişkiye girdiğini, daha sonrasında kimliğini kontrol ettiğinde on beş yaşından küçük olduğunu öğrendiğini savunmuş ise de; Mahkemece yapılan mağdurenin fiziki gözlemi, mağdurenin hastane doğumlu olması, ayrıca; mağdurenin aşamalarda istikrarlı bir şekilde ilk başta on yedi yaşında olduğunu sanığa söylediğini, kaçarken sanığın kimliğini kontrol ettiğini, sanığın ilk başta birlikte kaçmaya rıza göstermediğini, ancak ısrar üzerine birlikte kaçtıklarını, daha sonrasında cinsel ilişkiye girdiklerini bildirmesi karşısında sanığın mağdurenin kimliğini kontrol etmesi sebebiyle mağdurenin on beş yaşından küçük olduğunu bildiği, ayrıca; mağdurenin nasiye’ i hali yönünden on beş yaşından büyük olmadığının yapılan gözleme göre sanık tarafından da açıkça anlaşılabileceği görülmekle sanık savunmasının cezadan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşılmış, savunmalarına itibar edilmemiştir.
3. Tüm dosya kapsamına göre; sanığın zaman zaman mağdurenin ailesi ile birlikte yaşadığı evin önünden geçmesi nedeniyle mağdure ile tanıştıkları, zaman içinde aralarında önce arkadaşlık ilişkisinin kurulduğu ve arkadaşlığın ilerlemesi sonucu aralarında duygusal arkadaşlık başladığı, 26.04.2014 tarihinde de kendi istekleri doğrultusunda kaçtıkları, mağdurenin evden çıkmadan önce ailesine sanık ile gittiğine ilişkin not bıraktığı, sanık ile mağdurenin kaçmadan önce buluştuklarında sanığın mağdurenin nüfus cüzdanına bakmak sureti ile mağdurenin on dört yaşında olduğunu öğrenmesine rağmen birlikte dağlık, ormanlık alana gittikleri, 28.04.2014 tarihine kadar orada kaldıkları, mağdurenin rızası dahilinde cumartesi ve pazartesi günleri iki kez vajinal yoldan cinsel ilişkiye girdikleri, bu hususun sanık ve mağdure beyanları ile mağdureye ait rapor içeriklerinden de anlaşıldığı, sonrasında 28.04.2014 tarihinde sanığın abisinin evine gittikleri abisi tarafından kolluğa haber verilerek kolluğun gelip mağdure ve sanığı teslim aldığı, bu itibarla sanığın üzerine atılı çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği, ayrıca mağdurenin on beş yaşından küçük olması sebebiyle hukuken geçerli bir rıza sayılamayacağı, bu kapsamda sanığın ayrıca cinsel amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği anlaşılmakla cezalandırılması cihetine gidilmiştir.
4. Her ne kadar Cumhuriyet Başsavcılığınca atılı nitelikli cinsel istismar suçu nedeniyle mağdurenin ruh sağlığının bozulduğu iddiası ile cezadan artırım yapılması talep edilerek kamu davası açılmış ve … Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nın 20.05.2014 tarihli ek raporda mağdurenin ruh sağlığının bozulduğunun beden ve ruh bakımından kendisini savunabilecek durumda olmadığı maruz kaldığı fiilin hukuki anlamını bildiği ancak sonuçlarını yönlendirme yeteneğinin olmadığı belirtilmiş ise de; İstanbul ATK Altıncı İhtisas Kurulu’nun 26.11.2014 tarihli raporunda mağdurenin beden ve ruh sağlığının bozulup bozulmadığı hususunun mağdurenin ifade değişiklikleri ve savunmacı tutum ve davranışları nedeniyle değerlendirilemediğinin belirtilmesi karşısında bu durumun sanık lehine değerlendirilmesi ve mağdurenin ruh sağlığının bozulmadığının kabulü gerekmiş ve ATK 6. İhtisas Kurulu rapor içeriğine göre sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin altıncı fıkrasının uygulanmasına yer olmadığına, istemin reddine karar vermek gerekmiştir.
5. Sanık ve mağdurenin beyanları ile de sabit olduğu üzere sanık ile mağdurenin birlikte kaçtıkları ilk gün olan 26.04.2014 tarihinde ve jandarma tarafından teslim alındıkları gün olan 28.04.2014 tarihinde toplamda iki kez cinsel birliktelik yaşadıkları, bu itibarla sanığın cinsel istismar eylemini aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda birden fazla tekrarladığı anlaşılmakla, sanığa verilen cezada 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca taktiren 1/4 oranında arttırım yapılmasına karar vermek gerekmiştir.
6. 6545 sayılı Kanun kapsamında yapılan değişiklik nedeniyle sanık hakkında kurulacak olan mahkumiyet hükmü açısından yapılan lehe-aleyhe Kanun değerlendirmesinde; yapılan değerlendirme ışığında 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi halin uygulanmasının sanık lehine olduğu anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
1.Sanığın aşamalarda mağdurenin yaşının küçük olduğunu bilmediğine, kendisine on yedi yaşında olduğunu söylediğine ve mağdurenin nüfus cüzdanını cinsel ilişkiden sonra gördüğüne dair istikrarlı savunmaları, sanıkla mağdurenin suç tarihinden kısa bir süre önce tanışmış olmaları ve mağdurenin sanığa kendisini on yedi yaşında tanıttığına dair savunmayı destekleyen beyanları ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında, somut olayda 5237 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunduğu nazara alınmadan dosya kapsamına uygun düşmeyen yazılı gerekçeyle anılan maddenin tatbikine yer olmadığına karar verilerek sanığın atılı suçlardan mahkumiyetine dair hükümler kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
2.Bozma sebebine göre Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Nazilli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.01.2015 tarihli ve 2014/71 Esas, 2015/6 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.09.2023 tarihinde karar verildi.