YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/6317
KARAR NO : 2023/6495
KARAR TARİHİ : 18.10.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/33 E., 2015/70 K.
SUÇ : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.03.2015 tarihli ve 2014/33 Esas, 2015/70 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci, dördüncü, altıncı fıkraları, 43 üncü, 31 inci ve 62 nci maddeleri uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyizi; beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece; ”Katılan …’nın kollukta alınan ifadesinde özetle; kendisinin öz çocuğu olan mağdur …’nın olay tarihinde kendisinin halasının oğlu olan …’nun kendisine bişeyler yaptığını, ne yaptığını sorduğunda ise …’nun olay tarihinde kendisinin külodunu ve pantolonunu indirdiğini, sonrasında cinsel organını makatına zorla soktuğunu, bu sırada itiraz edince …’ın kendisini dövdüğünü, bu tarihten önce de bu …’ın kendisine bu şekilde hareketler yaptığını, 2012 yılının Eylül ayından Aralık ayına kadar 2 ay boyunca …’ın çocuğuna cinsel istismarda bulunduğunu anlattığını beyan ederek söz konusu olay nedeniyle …’dan şikayetçi olduğu ve soruşturmanın bu şekilde başladığı anlaşılmaktadır.
Yapılan soruşturma sonucunda mağdurun cinsel istismara uğrayıp uğramadığının tespiti için alınan 30.05.2013 tarihli adli tıp raporunda ‘…’nın anal muayenesinde kanama, yırtık, sıyrık vb.bulguların saptanmadığı, hafif ekimoz ve iyileşmiş anal fissür izlendiği, bu lezyonların cinsel istismar dışındaki bazı durumlarda da (kabızlık, kaşıma, parmakla oynama vs) mevcut olabileceği, ayrıca uyutulmuş hallerde, rızayla veya kayganlaştırıcı madde kullanılarak yapılan eylemlerde lezyon görülmeyebileceği, kronik livata bulgusunun olmadığı, cinsel istismara maruz kalıp kalmadığının bu bulgularla tespinin mümkün olmadığı, adli tahkikatla aydınlatılması gerektiği, vücudunda direncinin kırılmasını sağlayacak ölçünün ötesinde cebir izi bulunmadığı, vücudunda cinsel saldırı açısından tespit edilebilecek delil niteliği oluşturan materyal saptanmadığını’ bildirir rapor düzenlendiği rapor edildiği, Sandıklı Devlet Hastanesi’nin 31/05/2013 tarihli raporunda mağdur “…’nın vücudunda bazı sıyrık ve ekimozların tespit edildiği, yine AKÜ Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü 04/06/2013 tarih ve 2013/69 sayılı raporunda; “suçun işlenme tarihinde 12-15 yaş grubunda olan şahsın ergenlik dönemi içerisinde bulunması da göz önüne alındığında; ergenliğe özgü impulsivitenin (fevri davranışlar) görülebildiği ve akran yönlendirmelerine açık bir dönemin olduğu tıbben bilindiği, fiilin işlendiği tarih itibariyle; …’nun davranışlarını yönlendirme ve bu davranışlarının sonuçlarını algılama yeteneğinin bir yetişkine göre tam gelişmediği ve işlediği iddia olunan fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını tam olarak algılayamadığı” kanaatini bildirir rapor düzenlendiği, yine Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı 19/09/2013 tarihli raporunda; “…’nın “travma sonrası stres bozukluğu saptandığı, 29/05/2013 tarihinde uğradığı iddia olunan cinsel istismar nedeniyle ruh sağlığının bozulduğu” kanaatini bildirir rapor düzenlendiği, Adana İl Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği Dr. Ekrem … Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi 06/01/2014 tarihli sağlık kurulu raporunda; “…’nun müsnet suçun hukuki anlam ve sonuçlarını algılar fakat içinde bulunduğu gelişme dönemi (ergenlik) itibariyle davranışlarını yönlendirme yeteneğinin tam olarak gelişmediğini’ bildirir rapor düzenlendiği görülmüştür.
SSÇ ise suçlamaları kabul etmeyerek kendisine iftira atıldığını ileri sürmekle beraber neden en yakın akrabası olan halasının böyle bir iftira ettiğini çok da akla yatkın olarak açıklayamamaktadır. Aileler arasındaki bir para mevzusundan bahsetmektedir. Oysa 5-6 yaşında bir küçük çocuğu bu şekilde yönlendirmek imkansızdır. İfadesi alınırken izlenen hal ve tavrı doğru söylediğini göstermektedir. Bu kadar da yönlendirilmiş olması mümkün görülmemiştir. Mağdurun annesi 10.06.2014 tarihli 1 celsede ‘……’ ın özellikle annesi ve anneannesi beni sevmezlerdi. ben …’ ın da onların benim hakkımdaki olumsuz davranış ve konuşmalarından etkilenerek de böyle bir olayı gerçekleştirdiğini düşünüyorum.’ şeklindeki sözleri SSÇ’nin savunmasından daha akla yatkındır.Bu nedenle SSCÇ’nin anlatımlarına itibar edilmemiş, sübut mağdurun anlatımları üzerine kurulmuştur.
Böylece olay günü SSÇ …’ın mağdur …’nın pantolonunu ve külodunu indirerek kendi cinsel organını mağdurun makatına zorla sokarak cinsel istismarda bulunduğu, mağdurun itiraz etmesi sonucu SSÇ’nin mağduru darp ettiği, yukarıda belirtilen mağdura ait doktor raporlarındaki makattaki fissür ve çatlakların nedeninin SSÇ tarafından yapılan Cinsel İstismarın sonucu olduğu, SSÇ’nin mağdura karşı bu tarz eylemlerini daha önceki tarihlerde de gerçekleştirdiği,bu nedenle eylemin zincirleme şekilde gerçekleştirildiği, iddianamede de açıkça işaret edildiği gibi bu yaştaki mağdurun anlamını bilmediği bir fiilden dolayı bu şekilde suçlamada bulunmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, katılan …’nın beyanı ile mağdurun alınan adli tıp ve doktor raporlarının birbiri ile örtüştüğü zira olay günü mağdurun SSÇ’nin kendisini dövdüğünü iddia etmiş olması karşısında aynı gün alınan raporunda vücudunda sıyrıklar bulunduğu tespit edildiği, mağdurun ruh sağlığının bozulduğuna dair rapor, adli raporlar ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde SSÇ’nin üzerine atılı suçu işlediğine vicdanen kanaat getirilmiştir.
SSÇ’nin atılı suçu işlediği tarih olan 29.05.2013 tarihinden yaklaşık 1 yıl sonra 28.06.2014 tarihinde 6545 sayılı Kanunun 58, 59, 60 ve 61. maddeleri ile 5237 sayılı Kanunun 102, 103, 104 ve 105. maddelerinde düzenlenen cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar yeniden düzenlenmiş, bu nedenle 5237 sayılı TCK.nın 7/2. madde-fıkrasındaki ‘suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur’ hükmü gözetilerek, lehe olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenmesi ve her iki kanunla ilgili uygulamanın, denetime imkan verecek şekilde kararda gösterilmesi suretiyle yeniden değerlendirilmesi gerekmiştir.
Atılı suç için 6545 sayılı yasa ile değişiklik yapılmadan önceki hukuki durum ile değişiklikten sonraki hukuki durum SSÇ’nin yaşı nedeniyle sonuç ceza miktarı yönünden değişmemektedir. Bu nedenle Yargıtayımızın uygulamasında da kabul edildiği gibi böyle durumlarda eski yasanın daha lehe olduğu kabul edilerek 6545 sayılı yasa ile getirilen düzenlemelerden önceki duruma göre SSÇ’nin cezalandırılmasına karar vermek gerekmiş ve oluşan vicdani kanaatle aşağıdaki hüküm kurulmuştur.” şeklinde karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin suça sürüklenen çocuk tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, suça sürüklenen çocuk müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Afyonkarahisar 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.03.2015 tarihli ve 2014/33 Esas, 2015/70 Karar sayılı kararında suça sürüklenen çocuk müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.10.2023 tarihinde karar verildi.